Lifelog of Musa Yılmaz
Müthiş bir temel fıkrası; Can Dündar ın 22 Temmuz tarihli yazısından;
Avcılar, Temel’in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük bir delik çıkmış. Temel:
“-Yatın tavşan deliği” demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış. Avlayıp yola devam etmişler.
Yolda bakmışlar, daha büyük bir delik…
Temel:
“-Yatın tilki deliği” demiş. Yatmışlar. Tilki çıkmış,
vurmuşlar.
Sonra delik büyümüş:
“-Yatın ayı ini” diye bağırmış Temel…Ayıyı da avlamışlar.
Temel’in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar…
Bir süre sonra kocaman bir delik çıkmış karşılarına… Temel‘e bakmışlar. Temel:
“-Uşaklar” demiş, “…ne çikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne çikarsa bahtumuza!”
Ertesi gün gazetelerde şu haber varmış:
“Dört avcı, tren altında kaldı.”
Can Dündar’ın elinden çıkmış harika bir cumartesi yazısı;
Vay canına!
Meğer yıllar yılı bir kaçak cennetin içinde gezinmişiz.
Meğer Hazırlık’ta dil öğrenirken, kütüphanede ineklerken, İdare’de ders görürken, Mimarlık’ta forumdayken, yemekhanede yemek yerken, kortlarda maçtayken bir “yasak şehir”deymişiz de haberimiz yokmuş.
Meğer Şehir Planlama öğrencileri, imar derslerini imar planı olmayan bir yapıda alıyorlarmış.
Kaçak bina davalarında bilirkişilik yapan hocalarımız kaçak bir binada ders veriyorlarmış.
Binalar ruhsatsız, iskan belgesizmiş.
Başkent’in gözbebeği ODTÜ, devasa bir kaçak yapıymış da haberimiz yokmuş.
Nasıl haberdar olduk bunca yıl sonra?
Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sayesinde…
Gökçek yıllardır ODTÜ’nün Eymir gölünün peşindeydi. Uğraşıyor, didiniyor, bir türlü gölü elde edemiyordu.
ODTÜ Rektörü de inatçı bir adam; gölü vermediği gibi, durmadan Hükümet’e veryansın ediyordu.
Son su olayında Gökçek’i fena ofsayda düşürmüştü.
Başkan, zehirli olduğu iddia edilen Kızılırmak suyunu 3 hafta Ankaralılara habersiz içirip “Bak kimse ishal olmadı” diye ortaya çıktığında, inandırıcı olsun diye “ODTÜ’nün ‘Temizdir’ raporu var” demişti ya…
Rektör Prof. Dr. Ural Akbulut da çıkıp “Biz öyle bir rapor vermedik. Tersine bizim analizimize göre o suda limitin iki katı arsenik var” cevabını vermişti.
“Gökçek, iddiasını ispat etmezse halkı aldatmaktan dava açacağız” diye de eklemişti.
Vay sen misin Başkan’a kafa tutan, göle sokmayan…
Daha su kavgasından önce “Yıkarız o üniversiteyi” hıncıyla eski dosyalar açılıverdi.
ODTÜ’de ruhsatsız yapılaşmalar bulunduğu “saptandı”; kampus içindeki 45 binaya 2 trilyon lira, (yanlış okumadınız 2 trilyon lira) ceza kesildi.
Bu cezayla, sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin en iyi mimari projelerinden biri kabul edilen ODTÜ kampusundaki dersliklerden kütüphaneye, müzeden kreşe kadar hemen tüm binaların mühürlenmesi kararlaştırıldı.
Aslında gerçekten de ODTÜ’nün imarı yoktu; ama şaşırtıcı olan, Başkan’ın yarım asırlık bu gerçeği, görevdeki 14. yılında ve rektörle giriştiği ağız dalaşı sırasında fark etmiş olmasıydı.
Anlaşılan Başkan, intikam yemeğini sıcak seviyordu.
Peki bugüne dek yüzbinlerce mezun veren üniversite, bu imarsız yapılaşma üzerinde rant mı sağlıyordu ki gecekondu gibi yıkım tehdidiyle cezalandırılıyordu?
Yoksa güzelim kampusa ve Ankara’nın temiz hava deposu ODTÜ ormanına “arazi” gözüyle bakan zihniyet, “Buradan ne güzel kavşak geçirilir” diye iç mi geçiriyordu?
Peki Başbakan’ın tatil yaptığı tatil köyü veya milletvekillerinin oturduğu lüks site imara uygun muydu?
Yarın “yanlış bir siyasi adım”da onlar için de benzer intikam dosyaları açılır mıydı?
Ve yerel seçimler yaklaşırken daha önemli bir soru:
Tarihe “üniversite yıkan Başkan” olarak geçmek, gözü yükseklerde bir politikacıya itibar kazandırır mıydı?
Aşağıdaki resim 2 gündür kapımda asılı… gerçi çok dikkat çekmedi ama ben kendi kendime oldukça eğleniyorum.
evet, doğru bildiniz… 29 da takılıp kalmaya niyetliyim :)

Haber müthiş; bunca senedir kaçak bir yapıda okumuşum meğerse!
Hatta zamanında kaldığım yurt binası da kaçakmış, sayısız sefer gösteri izlediğim kongre merkezi de kaçakmış, kapısını eskittiğim öğrenci işleri de…
Çoğu neredeyse 40 senedir ayakta olan binalara ceza kesilmiş, ödenmez ise yıkılacakmış…
Aklıma birkaç sene önce çalıştığım binada pencere açmak için duvarları delmeye niyet ettiğimizde olanlar geldi; okulun efsanevi mimarının aşılamaz engeli çıkıvermişti karşımıza…
Şimdi duvarını bile delemediğimiz bina nasıl yıkılacak merak ediyorum :)
Ben en iyisi tezimi bitirip gideyim, değil mi?
Sonunda resmi açıklama Blizzard dan geldi; efsanevi oyun Diablo nun 3 üncüsü kesinleşti…

Sürüm tarihini soranlar için Blizzard ın cevabı
When will Diablo III be released?
It’s too early to estimate Diablo III’s release date. As with all Blizzard Entertainment games, our goal is to create a game that is as fun, balanced, and polished as possible. We intend to take as much time developing Diablo III as is necessary to ensure the game meets our own high expectations and those of our players.
İşte oyunun nefes kesen resmi ilk fragmanı;
Sonunda… :)
Eylül ortasına gezi planları yapıyorum.. Aslında komik olan yaz ortasına kadar ankara ya mahkum kalmış olsam da, burnuma bozkır gecelerinde bile deniz kokuları tütsede.. ben Prag hayalleri kuruyorum.
Bugün çek havayollarının web sayfasına bakıp, bir uçak bileti fiyatı edineyim istedim… açılan portal sayfasına öyle muhteşem bir Prag resmi ile karşılaştım ki..

sabahtan bu yana kendi kendime soruyorum, bu resimi hangi kelimeler ile anlatabilirim diye?
This is my Lifelog... and it is just for sharing; it could be the hottest gadget on the planet, or the coolest movie I have ever been to. May be I had just red a column about something I never thought before, or just listened the perfect song over the radio. Whatever you see/read here is…. my feelings, my thoughts and my experiences at that precious moment of my life!