Lifelog of Musa Yılmaz

Recent Posts

Vapuru Beklerken

IM000901, a photo by musayilmaz on Flickr. Çok ama çok eskiden kalma bir fotoğraf. Flickr 1TB ile geri dönüp özür diledikten sonra eskilerin arasında bulduğum bir güzellik. Bir günlük İstanbul gezimin anısına…

5 yıl; 60 ay; 1826 gün…

2010 yılının başında kendi kişisel ihtilalimi yapmıştım, bir nevi kendi kendime ayaklanmış ve blogumdan mola istemiştim. Biraz gönülsüz olsada kabul etmişti; tek tük itiraz sesleri gelmişti çevreden ama sonunda mecburen boynunu bükmüş ve kabullenmişti. 2014 kapıdayken yine başka bir devrime niyetlendim; yine burada -kendi kendime […]

Sharm ve Palmiyeler

IMG_3274 by musayilmaz
IMG_3274, a photo by musayilmaz on Flickr.

Fazla söze gerek yok aslında

Havelka da

Eskiden Pampero derlerdi, şimdilerde Havelka olmuş; değişen ne bende anlamadım aslında. Bahçe yine bildiğimiz sıcak sevecen konforunda, Ankara nın yaza doğru ısınan bahar havasında 7. Cadde nin gürültüsünden hem uzak hem de yakın sakin bir köşe idi. En kadim dostum ile 7 debuluşunca sıcaktan kaçıp […]

360

Bu benim 360. yazım.. Oldum olası sevdim hep kalem ile kağıdı.. mevleviler gibi kalemin kağıt üzerinde dans etmesini.. Gerçi yıllar oldu doğru dürüst kalemle yazmayalı, klavye uzmanlığı bizimkisi artık.. Kalemliğim var belki hala, içinden sürekli eksilen kalemleriyle birlikte duruyor çantamda; her gittiğim yere geliyor benimle. […]

Dolunay daki Tavşan izi

Derlerki bütün çinliler dolunaya baktıklarında ayın beyaz yüzünde bir tavşan silüeti görürlermiş. Bu akşam dolunay var gökyüzünde, lütfen dışarı çıkın ve beyaz değil ama siyah tavşanı arayın. Efsaneye göre Ay Perisi yeryüzüne inivermiş bir akşam, yaşlı bir adam kılığına bürünmüş. Önce aslan çıkmış karşısına. Yaşlı adam yemek isteyince paylaşmamış etini. Sonra yaşlı adam kurt ile karşılaşmış, fakat o da uzatmamış yardım elini. Sonunda tavşan yaşlı adam ile yemeğini paylaşmış. Ay perisi ödül olarak tavşanı alıp ayın yüzüne yerleştirmiş. 

Bu hikayeyi duyduğum günden bu yana, gökyüzünde dolunay gördüğümde gözlerim hep ayın yüzündeki tavşanı arıyor. Tıpkı bu akşam olduğu gibi, ışıkları kapatıp penceremi açıp kafamı dışarı uzatıp gökyüzüne bakıyorum ve işte tam orada yukarıda. Dünya dediğim gezeğende yaşadığımın en büyük kanıtı yukarıda asılı, tavşan izi tıpkı Ankara daki gibi, yerinde duruyor, sanki gizliden gülümsüyor. Bulunduğum coğrafyaya inat tıpatıp aynısı asılı gökyüzünde.

Bu garip ülkede ikinci turumda ilk ayımı doldurdum bugün. İlkine göre daha kolay akıverdi zaman, bereket yapacak iş çok, zaman anlamını yitiriyor, geçip gidiyor gizlice. Özledim mi? Bu sefer değil, bu sefer farklı hissediyorum. Bu yolculukta ne ben eski ben kaldım ne de geride bıraktıklarım aynı kaldı. Uzanıp dolunaya kendine baktığımda kısa zamanda çok yol aldığımı görebiliyorum. 

Kendimi hırpaladığım onca senenin ardından, toparlanmak için daha fazla zorlamam gerekli imiş. Hayat küs değilim artık sana, hadi gel barışalım artık.

 

Mine Vaganti

“Life? It’s just a ride man.” Aklıma kazınmış sözlerden birisidir yukarıdaki cümle; hepimizin aradığı soruya basit ama bir o kadarda karmakarışık bir cevap aslında. Der ki o çok sevdiğim; “Hayat mı? Lunaparktaki trenle yaptığımız bir yolculuk aslında, bazen inişteyiz bazen de çıkışta. Ama eninde sonunda […]

Aşk Tesadüfleri Sever

Geçen senenin herhalde iki meşhur filmi olmalı; Aşk Tesadüfleri Sever ve Kaybedenler Kulübü.. İkisinide daha yeni izleyebildim aslında. Bayram tatili uzun olunca ve yapacak hiçbirşey olmayınca en tatlısı bol bol film izlemekmiş. Bu müthiş iki filmin arasında 2011 de izleyemediğim başka filmleride sığdırdım. Mesela son […]