Lifelog of Musa Yılmaz

Category — Teknoloji

Lenova X300

Lenova nın yeni ultra hafif taşınabilir bilgisayarı X300 ün şahane bir reklam filmi varmış;

MacBook Air in olmayan cd/dvd sürücüsü ile acaip dalga geçmişler :)

April 30, 2008   Comments Off

WPhone & Fring

Birkaç hafta önce yeni bir telefon aldım; akıllı dediklerinden.. yeni bir oyuncak sahibi olmuş çocuklar gibi kaç zamandır doyasıya eğleniyorum.

Aldığımdan beri bu telefon ile birlikte yapabilmeyi istediğim iki şey vardı;

1) Skype ve WiFi üzerinden sesli görüşme yapabilmek

2) Bu blog a yazı yazabilmek

İlkini telefonu aldığım haftasonu çok kolay çözdüm; Fring.. kayıt olup minik bir programı telefona yüklemek yeterli, sonrasında WiFi üzerinden skype görüşmeleri; canlı canlı  hatta skypeout krediniz var ise dünyanın neresini isterseniz arayabiliyorsunuz.

PS: fring aynı zamanda diğer popüler sohbet programlarının çoğunu, konuşmak için olmasa da, destekliyor!

İkinciyi ise yeni keşfettim.. geçen zaman boyunca epey bir google aramasından elim boş dönünce, wordpress forumlarına göz atmak bu akşam aklıma geldi: ve bingo… WPhone!

Basit bir eklenti.. wordpress kurulumunuza yükledikte sonra, telefonunuzun tarayıcısından (wap/html farketmiyor) admin sayfanızın mobil versiyonuna bağlanıyorsunuz.. o kadar!

PS: aslında iPhone için tasarlanmış, aynı adreste çok hoş arayüz resimleri var!

October 28, 2007   2 Comments

ay-foon.:)..

Bu haftanın en popüler konusu, 6 aydır beklenen Apple ın meşhur telefonu, iPhone! Önümüzdeki cuma okyanusun diğer ucunda satışa sunulacak bu telefonun eski kıtaya ne zaman ulaşacağı henüz belli olmasada, haberleri çoktan bizi kuşatmış durumda.

Geçen hafta içerisinde iPhone ile ilgili okuduklarımı/izlediklerimi (ve elbette en çok beğendiklerimi) bir yazıda paylaşmak istedim;

Öncelikle Apple ın iPhone sanal tur videosunu izlemek isteyenler için işte adres;

Sonrasında, bu haftaki washington post ta çıkan, Nick Anderson imzalı muhteşem bir karikatür varki; herşeyi sanki özetliyor :)

Wp_iphone

En ilginç olay favori teknoloji blogum, engadget ta yaşandı, tüm bu iphone krizinden sıkılanlar için RSS haber kaynaklarını yeniledi; apple lı ama iphone suz, ne apple lı ne iphone lu, sadece apple lı ama iphone suz… vs vs. Geçtiğimiz haftasonundan başlayan bu iPhone histerik krizini duymadan atlatmak isteyenlere güzel bir çözüm aslında. 

600$ lık pahalı (ama gösterişli) telefon/mp3 çalar/palm tadındaki bu aletten nefret edenlerin sayısıda az değil aslında, bu hafta pc magazine de çıkan harika bir yazı vardı ki, şiddetle tavsiye ederim :)

…there is a button you push on the phone and you get your voice mail. Is that insanely easy, too? Or not? Can something be easier? Maybe the iPhone injects the voice mail into your brain from a distance without you doing anything….

Gazeteler ile devam edelim; işte new york times ta çıkan iPhone haberi (pardon tanıtımı), ve de wall street journal da yayınlanan detaylı iPhone test sonuçları!

En güzeli, en sona sakladım ama… Gizmoda da izlediğim, new york times başlığını ise bir türlü çözemediğim bir videoyu aşağıya iliştirdim:.. keyifli seyirler.

:)

June 27, 2007   3 Comments

WP 2.2 de türkçe sorunu

Muhteşem blog programı wordpress in yeni sürümüne bu akşam (biraz geç kalmış olsam da) geçmeye kalkıştım! Bilseydim 2 saatime malolacağını kesinlikle vazgeçerdim ya.. nereden bileyim; şimdiye kadar 2 tık ile yaptığım tüm o sorunsuz yükseltmelerden sonra böyle birşey ile karşılaşmayı beklemiyordum gerçekten.

Her zamanki gibi sevgili (ve kutsal) fantastico nun “upgrade” tuşunu ve sonraki “next” ini takip ettim! Bereket fantastico kendi yedeklemesini yaptığını belirten uyarı mesajını (her zamanki gibi) çıkarttı.. Ben de her zamanki gibi hiç önem vermeden olası veritabanı yükseltmesi için anasayfaya zıpladım… O da ne!

Çok şükür saÄŸlığımla ilgili bir ……. henüz yok …..

Korkunç… korkunç ne demek… en sevmediğim şey başıma geldi! Sayfam çince oluvermişti :) ama ben katalan diline pek de hakim değildim.

Dedim ya sevgili fantastico “backup” denen birşeyden haberdar idi… ve biraz da güç olsa da (klasörleri temizle.. veritabanını boşalt, .. sonrasında herşeyi backup tan geri yükle…) sonunda eski sürüme geri dönebildim: ve derin bir oh çekiverdim!

Tamam geri döndüm ama… ilk başta yapmam gerekeni o telaş ile kaçırdığımı fark ettim… Yaşam pınarımız google a altın değerindeki kelimeleri girince sanal dünyada çok da yalnız olmadığı gördüm önce.. sonra sebebini ögrendim.. ama en sonunda çözümünü de buluverdim, hem de çok basit bir çözüm…. ah ah!

wp-config.php dosyasında
define(‘DB_CHARSET’, ‘utf8′); satırını
define(‘DB_CHARSET’, ”); yapmanız yeterli imiş….

Gecenin sonunda ise durum daha da garipleşti: wordpress yüklemelerimden birini 2.2 ye yukarıdaki ince ayar ile sorunsuz olarak yeniden yükseltmeyi başardım (2 dakikadan fazla sürmedi inanın!) Elimde ise fantastico nun 2.2 sandığı bir 2.1 yüklemem kaldı ki sormayın…  (O kadar övdüm ya sonunda ihanet etti bana) bir yandan Placebo dinleyip kara kara ne yapacağımı düşünüyorum şimdi de!

June 12, 2007   5 Comments

Plaj resimlerinizi paylaşmayın!

Geçen gün okuldan bir arkadaşım gösterdi.. okulun yerel ağında paylaşılmış fotograf dosyalarını aramanın ne kadar da eğlenceli olduğunu.

Malum bölüme ait toplam 7 binada, 7 den fazla çalışma grubu altında yüzlerce bilgisayar var ve hepsini windows taki ağ bağlantılarım altında (açık oldukları sürece) görebiliyoruz. Lab lar dışında bu pc ler kullanıcı isimlerini taşıdıkları için, ve de insanların ofislerinde olduğu sürece pc lerini açık tuttuklarını düşünerek, yerimden kalkmadan kimin gelip ya da kimin gittigini kontrol etmek için kullandığım bir yoldu. Tabiki kendi binamda!

İnsanların yerel ağ da dosya paylaşımı konusunda bu kadar ileri gidebileceklerini doğrusu beklemezdim.

XP kullanıcıları için minik bir bilgi vereyim. XP paylaşım için size iki seçenek sunuyor; 1– Basit Paylaşım (simple sharing) 2– İleri seviyede paylaşım (advanced sharing). İlkinde yerel ağda sizi iki tıklayan hemen paylaştığınız klasörlere ulaşabiliyor, ama bunun için o klasörleri paylaşmanız gerekiyor. İkinci durumda ise sizi tıklayanlara kullanıcı adı ve şifresi soruyor, sonrasında yine paylaştığınız klasörlere ulaştırıyor.

Tabiki ilk yöntem daha basit ve XP kurulumunda öncelikli ayar olarak karşımıza çıkıyor. Birde ikinci yöntem de ilave bir hesap açmadığınız sürece dosya paylaşmak için başkalarına şifrenizi vermeniz gerekiyor ki, sanırsam bunu kimse istemiyor.

Neyse.. dönelim asıl mevzuya. Aynı yerel ağda, ama başka binada çalışan bazi hanımların pc leri basit paylaşıma ayarlanmış, üstüne bir de (nedense) Resimlerim (my pictures) klasörlerini paylaşmışlar! Hayır bir de öyle güzel sınıflandırmışlar ki; bodrum, istanbul… diye. İster istemez insanın eli bodruma gidiyor; bir tık.. bir tık daha… o da ne! Paylaşımcı hanımların bikinili plaj resimleri! bol bol…!

Siz sakin olun tatil resimlerinizi yerel ağınızda paylaşmayın. Hayır, aynı ağın bir ucunda herkesin kullandığı pc labları var ki; resimlerinizi (ve hatta) videolarınızı sonrasında internetin hangi köşesinde bulursunuz bilmiyorum. 

May 6, 2007   Comments Off

Google sıralaması üzerine

Malum önemli olan google arama sonuçlarında ilk sayfada olabilmek, fakat yanlış bilinen buraya yükselmek için daha çok tık almanız degil! Ama daha çok link almanız..

Hala hayret ediyorum, meşhur haber protallarımız da (mesela hürriyet te) bile araştırmadan, kulak tan duyma bilgisizlik ile bunu haber yapıyorlar.

En yakın örnek, ermeni sorunu üzerine oldu.. Malum “armenian genocide” ile yapılan bir aramanın sonucunda ilk sayfa tamamen karşıt tezleri savunan sitelerden oluşmakta.. Oysa türk tezini savunan bir site (mesela ermenisorunu.gen.tr) ilk 5 sayfa da bile degil!

İlk sayfada olması önemli mi? Evet bence önemli… fakat sanılanın aksine bu sıralamada yükselmek için herkesin siteye bir sefer ziyaret etmesi de yeterli degil. (ki sevgili hurriyet neredeyse bağırarak “tıklayın.. tıklayın..” demişti)

İlk sayfaya yerleşebilmek için önemli olan, daha çok başka sitelerin size bağlantı (link) vermesi (+ bir de google ın kendi algoritmasının sizi sevmesi). Biraz daha açarsak, ne kadar çok farklı kaynaktan (siteden) size ulaşılabiliyor ise, siteniz sıralamada o kadar daha yukarı çıkacaktır.

Beni asıl şaşırtan, kendilerini haberci/gazeteci sayan bu insanların hayatlarında hiç google da “google page rank” araması yapmadan böyle bir haber yazabiliyor olmaları.

March 2, 2007   3 Comments

Yahoo nun akıllı boruları!

Yahoo! Dün yeni bir hizmet daha vermeye başladı; Pipes! (Türkçe versiyonun adını şimdilik düşünmek istemiyorum)

İsmini bir kenara bırakmak lazım, çünkü bu hizmet internet için devrim niteliğinde. O yüzden bugün ü bir kenara not edelim, çünkü ileride torunlarımıza ilk defa (kısmen) akıllı web ile bugün tanıştığımızı anlatacağız.

Akıllı, ya da yarı-akıllı bir web uygulaması olan Pipes, en kolay bir örnek üzerinden anlatılabilir kanımca;

(amerika da yaşadığınız varsayıyorum) ve diyelim ki yeni bir eve taşınmak istiyorsunuz. Mesela Boston dasınız, ve MIT kampüsüne yakın bir yere geçmek istiyorsunuz.

Normal de yapacağınız boston craiglist te ilanlar arasında dolaşmanız ve şartları uygun olanların yerlerine yahoo maps te bakmanız olacaktır.. ve tabiki tüm bu sorguları ve taramaları evinizi buluncaya kadar düzenli olarak tekrarlamanız gerekmekte. Fakat Pipes ile (artık) bütün bunları akıllı bir uygulama haline gelip,  RSS kaynaklarınızdan biri haline dönüşebilmekte.

Pipes üzerinde hazırlayacağınız bir RSS kaynağı, her yenileme yaptığınızda (1 adet klik ile) tüm bu aşamaları gerçekleştirip, elde ettiği uygun evleri karşınıza bir liste halinde çıkartacaktır.

 

Tabiki, sistemin Türkiye de her yönü ile kullanılması henüz son derece zor. Umarım yakın gelecek te bizde bu nimetlerden daha fazla yararlanabiliriz. 

February 8, 2007   Comments Off

DRM üzerine

DRM; digital rights management ın kısaltması ..

Genelde müzik (ama film de olabilir) dosyalarının belirli bir pc ya da müzik çalarda çalınabilmesini sağlayan (ve taşınmasını engelleyen) bir teknoloji.

Apple in iTunes dan (Türkiye ye tek nota bile satmıyorlar), ya da Türkiye de power grubunun Powerclub ından satın aldığınız şarkılar DRM koruması altında yeryüzüne inivermekte.. 

DRM den nefret ediyorum… neden mi? 

DRM, size aldığınız şarkıyı 1 kez cd ye yazma hakkı, 3 farklı müzik çalara aktarma hakkı.. vs gibi (sınırlı) haklar vermekte! zaten sorun da sınırlanmakta. Tamam iTunes un hediye kartları var ama, bu sistem ile hayatınızın aşkına içinizden geldigi anda bir şarkı bile hediye edemezsiniz..

“aşkım al sana 100 $ lık kart.. bozdur bozdur harca!” diyemem malesef!

DRM den kurtulmanın benim bildigim 3 yolu var

1.net te dolanan onca kırma programları ile şansınızı deneyebilirsiniz (ararken gelecek spyware ler de bonus track olacaktır elbet)

2. aldıgınız şarkıyı önce müzik cd si olarak yazmak, sonra drm den arındırılmış olarak tekrar rip etmek, mesela mp3 olarak, yeniden dijital ortama atmak (kulağı tersten tutmak ama.. en temiz yolu bu)

3. albümü satın alıp cd den rip etmek (eger benim gibi hala cd kuleleri yapmayı, ve kitap gibi biriktirmeyi seviyorsanız en şık olanı bu aslında)

Ben sevmesem de global müzik kartelleri (EMI, Sony BMG, Universal, Warner) nin DRM den vazgeçecegi yok!

Aslında bu yazıya başlamamın sebebi Apple ın başındaki Steve Jobs un dünkü yazısı

İşte aldığım notlar;

  • Şimdiye kadar 90 milyon iPod satılmış (ortalama 150-200$ dan hesaplayın)
  • iTunes da ise toplam 2 milyar şarkı satılmış (tanesi 1 $ dan.. )
  • Hemen bölelim, iPod başına 22 şarkı düşüyor.. (ama neden az demeyin, dünyanın yarısına iTunes kapalı ki)
  • dolayısıyla bir iPod 1000 şarkı alıyorsa, bunun (ortalamada)sadece 22 si DRM li… geri kalanı serbest dolaşıma açık!
  • Yetmedi, global olarak net ten DRM li satılan şarkı adedi yıllık 2 milyar,
  • (korsan olmayan elbet) CD olarak satılan (DRM içermeyen) şarkı adedi ise 20 milyar …
  • o zaman neden uğraşıyoruz ki.. zaten şarkıların çoğu (%90) korumasızken, geri kalan (%10) unu da serbest bırakalım, olsun bitsin!

Let the world be DRM free!

Ben demedim, Jobs amca dedi!

… konu apple dan açılmışken, net te dolaşan harika bir konsept var;

iPhone – shuffle !

“life is random!”

February 7, 2007   1 Comment