Category — Sinema
Cloverfield
Aylar önce fragmanını verdiğim cloverfield filmini sonunda izledim (aynı yazıdaki diğer film olan 21, henüz atlantiğin bu yakasına ulaşamadı)
Bir yaratık/canavar filmi düşünün;
- devasa bir canavar dünyanın en kalabalık adasını (aslında bir yarım ada ama ısrarla ada dedikleri manhattan) istila eder
- canavarın etrafı yakıp yıktığı bir ortamda, evinde mahsur kalan sevgilisini kurtarmaya çalışan bir genç adam ve ona yardım eden arkadaşları.

Çok bilindik bir senaryo değil mi?
O zaman bütün bu yıkım ve istilayı oyunculardan birinin elindeki bir kameradan izlemek istemez misiniz? işte cloverfield in en büyük özelliği; mide bulantısı vermeden el kamerası ile çekilmiş olması (görsel efektleri de ihmal etmemişler).
Bana yıllar öncesinin efsane filmi Blair Cadısı’nı hatırlattı.. O filmde de herşeyin gerçek olduğu idda edilmiş, filmin sonradan bulunan bir kamera görüntülerinden derlendiği söylenmişti. Cloverfield da benzer bir idda ile başlıyor; “amerikan ordusu bu kaydı eskiden central park olan bilinen yerde bulmuştur”… diye.
“bu hikaye benim hayal gücümün eseri değil, …….. den aldım” diyerek insanları gerçekten inandırmayı başaran tek bir insan var(dı); JRR Tolkien, malum yüzüklerin efendisi’ni filmde de sıkça görülen Bilbo nun kırmızı kaplı kitabından yazdığını (ve hikayenin tamamen gerçek olduğunu) söylemişti herdaim :)
April 11, 2008 No Comments
Birthday Girl
İngiltere de, doğduğu kasabadan ayrılamamış, banka çalışanı, bekar John … günün birinde internet ten bir rus gelin sipariş eder.
Şans bu ya, rusya dan Nicole Kidman gelir! (bir erkek daha fazla ne isteyebilir ki?)
Şaka gibi değil mi? ama sadece film!
2001 yapımı bu filmi, arşivlerden bulup, sırf Kidman ı böyle bir karakterde görmek için izledim, epey de eğlendim. Sürpriz bir sonu olan hoş bir seyirlik.
January 15, 2008 No Comments
Altın Pusula
Merakla beklediğim filmi dün akşam izledim; (bir daha izlemeye de niyetliyim)
Beğendiklerim;
1) Kitapta geçen paralel dünyanın görselliği gerçekten şahane; zeplinler, nafta lambaları ve daemon lar. Özellikle sonuncusu.. ölüm ile birlikte dust a dönüşüp yokolmaları kesinlikle muhteşem.
2) Oyuncular şahane; Kidman hangi rolde olursa olsun seyretmesi çok keyifli bir oyuncu kesinlikle. Craig ise bu kitap/film de az görünsede benim favori Bond um hala. Kadro ana karakterler dışında da oldukça başarılı bence.
3) Hikaye kitaba oldukça paralel, en azından önemli olan hiçbirşeyi atlamamışlar. Bazı küçük değişiklikler yapmışlar elbette; en önemlisi sanırsam Bolvangar ı sona saklamaları, oysa iki zırhlı aynın savaş sahnesi ile de bitirebilirlerdi.
4) Cadılara bayıldım, süpürgeleri olmasada sırf kıyafetlerini ve gökyüzünden süzülmelerini izlemek için bile bu filme gidilir.

Beğenmediklerim ( ya da eksikler)
1) altyazılar; korkunç… daemon cin olmuş, authority ise otorite olmuş (ki tanrı yı kastediyordu ve filmin devamı için oldukça önemli idi)
2) Karakter gelişimi geri planda tutulmuş, ya da çok önemsenmemiş. 2 saatlik sürede ancak denilebilir ama ikinci filme saklamak hata bana göre.
3) Aşk eksik.. gerçekten eksik. Malum kitapta olmadığı halde Yüzüklerin Efendisinde Arwen (Liv Taylor) boşuna at koşturmamıştı 3 film boyunca. Yönetmenin yerinde olsaydım Marissa ve Asriel in eski anılarını serpiştirirdim film boyunca.. hem 2. içinde faydalı olurdu.
4) Hikaye kitaba göre erken bitmiş. Kanımca orjinale sadık kalmaları gerekirdi.. hem de aşk olurdu sonunda. Şimdiki son da fena değil ama, böylesi daha çarpıcı olurdu; filmin potter serisinden temel farkı olan keskin sınır ile çizilmiş bir iyi ve kötü ayrımının olmadığı ortaya çıkardı.
5) Pusula, görselliği güzel.. biraz saat gibi yapmışlar ama olsun, ama Lyra nın pusulayı nasıl okuduğunu tam anlatamamışlar. Semboller ve ona ifade ettiklerini fazla ışıltılı geçmişler kanımca.

PS: Tamam yazdıklarıma çok dikkat ettim, devamı için hiçbir ipucu vermeden yorumlamaya çalıştım. İyi seyirler.
December 10, 2007 No Comments
21 ve Cloverfield
21; zeki (ve hafızası kuvvetli) MIT öğrencileri, kart sayma hünerlerini BlackJack masasında sınamak için Vegas a giderler (ve olaylar gelişir).
PS: Digiturk ün efsanevi film info ları gibi oldu değil mi? Beni kahkahadan öldüren bir info vardı “bir grup genc zombi dolu bir ormanda kamp yapmaya karar verir ve olaylar gelişir”… daha fazlası ve güzelleri için kutsal bilgi hazinemiz, eksisozluk!
Vizyon tarihi 2008 Nisanı.. Fragman ise kesinlikle görülmeye değer;
Cloverfield; Oldukça merak uyandıran bir “yaratıklar new york u istila eder” filmi aslında. Hemen “çok klişe” demeden önce el kamerası ile çekilmiş (havası veren) fragmanı izleyin derim. Filmin bu kadar sansasyon yaratması yapımcısından mış; adamın cv sinde Lost ve Alias (ah jennifer) olunca, beyazperdeye ne taşıyacağı merakla bekleniyormuş meğerse.
Bu fragmanı daha kaliteli (mesela HD) izlemek için bu sayfayı ziyaret etmenizi öneririm.
November 18, 2007 No Comments
Saturno Contro
ya da Bir Ömür Yetmez;

İnsan ister istemez bir yönetmeni diğer filmleri ile kıyaslamaya başlıyor, Karşı Pencere ye göre nasıl dı? sorusu geçti aklımdan! Sonra izlediğimin bir sanat eseri olduğunu hatırlattım kendime ve bir ressamın başka bir tablosuna bakarken aynı fırça izlerini aramaya koyuldum! Buldum da..
Hüzünlü bir aşk hikayesi buldum; Davide ve Lorenzo nun öyküsünü.. ve sonrasında düşündüm kendimce, Brokeback_Mountain bir aşk filmi miydi gerçekten?.. kesinlikle hayır. Peki o kadar sansasyon neydi?
Bir sahne var filmde, beni çok etkileyen.. Aşağıdaki şarkının bir an durup yeniden başladığı… Biran yaşam ile ölümün birbirine karıştığı;
November 4, 2007 No Comments
Bourne # 3
Yerinde durmayan bir film bu.. Cidden tek bir sahne yok ki rahat bir nefes alabilesiniz… öyle sürükleyici bir seyir ki, elimdeki kahve fincanından bir yudum içebilmek için bile zaman bulamadım film boyunca!
Jason Bourne serisinin ilk iki filmini izlemeseniz bile, serinin 3. (ama sonuncu değil kesinlikle) filmini sırf 2 saatlik nefis bir aksiyon izlemek için bile şiddetle tavsiye ederim.

Ya da sırf dünyanın güzide kentlerine muhteşem hava çekimleri ile gözatmak için bile izlenir bana göre!
3. bourne filminde gözüme en çok takılan; elbette N90 oldu! Şaka değil cidden.. gözünüzün içine marka logosunu sokmasa da, film boyunca neredeyse her eylemde mutlaka istihbarat merkezine bu über telefon ile canlı yayın yapan bir ajanın bulunması ilginçti. Hatta bir baskın sahnesinde çok yetenekli bir ajan iki eliyle birden hem bu koca telefonu hem de bir silahı taşıyıp; namlunun ucundan tv yi açmıştı ki… gözlerim 3. nesil cep telefonları için doldu taştı.
Ve bu filmin diğer bir ilginç yanı, kitabı bilmiyorum ama, asıl kız yoktu ortalarda! Tabiki ben hemen “uyy… ne oldu bu ajanlara!” türküsünü söylemeye başladım; malum son bond filmi casino royal de, James Bond aşık olmuştu (ve hatta sevgilisinin ardından utanmadan ağlamıştı)..
November 1, 2007 No Comments
Altın Pusula – Yeni Fragman
Artık kitabı da okudum; sevgili İpek okyanusu aşarken yanında getiriverdi; ya hazırım serinin ilk filmine. Bir çırpıda soluksuz okuduğum kitabın filmini görmek için cidden sabırsızlanıyorum. Bugün New Line filmin resmi ilk trailer ını yayınlayıvermiş..
Yine başladık bir 3 senelik serüvene; her yılın sonunda bir film! Ben çok severim böyle filmlere kocaman (herdaim çocuk kalanlardan oluşan) bir gurup olarak gitmeyi. Kimler geliyor bakiim benimle
October 11, 2007 2 Comments
Görüşme
ya da orjinal adı ile Interview, başrollerini Sienna Miller ve Steve Buscemi nin paylaştığı (ve neredeyse başka kimsenin rol almadığı) bir amerikan filmi.
![]()
Birbirine (tamamen) zıt iki karakterin bir new york apartman dairesinde çarpıştığı şahane bir film. Başarılı bir yönetmenin (Steve Buscemi) elinden çıktığı kesin olan, ilginç senaryosu ve usta oyunculuğu ile bana avrupa filmlerini anımsatan oldukça başarılı bir amerikan filmi aslında.
Hayır bir romantik komedi değil.. sakın o niyetle gitmeyin! Oyun içinde oyun olan bir film; sona bayıldım!
October 4, 2007 No Comments