Category — Sinema
turkcell neden “Mustafa” ya sponsor olmaktan vazgeçti?
Can Dündar imzalı Mustafa filmi vizyona girdi… ama filmin 1 ay kadar önce yayinlanan afisindeki “turkcell” yazısı kalkıverdi.

ilk çıkan haber turkcell in
“bizim her kesimden müsterimiz var, bu filme sponsor olursak bir kesimi karsimiza alabiliriz”
düşüncesi ile sponsorluktan çekildiği yönünde idi..
Daha sonra Turkcell den yapılan resmi açiklama :
… proje yapimcisiyla yaptigimiz ön görüsmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk’ün liderligini, dehasini ve kahramanligini dünyaya tanitmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatina odaklanan bir film oldugunu görünce projede yer almayi tercih etmedik.
yı okuyunca açıkcası hiç şaşırmadım. Sonuçta turkcell küresel bir telekom devinin (Fin/İsveç li Sonera) Türkiye deki şirketi, o kadar… Güçlü imajının yanına, Atatürk ü beklerken Mustafa yı yakıştıramamış o kadar…
Lütfen kimse çok uluslu bir şirketten Mustafa yı izleyip Atatürk ü anlamaya çalışmasını beklemesin, ya da Atatürk ün aslında Mustafa olduğunu!
PS: Asıl en komik olan ne biliyor musunuz? Zamanında Çukurova grubu Turkcell deki yarı hissesini Sonera ya satmak zorunda kaldığı zaman; zil takıp oynayan (ve hatta gelen para yı kastederek “Rahat bir nefes aldık” şeklinde manşet atan) gazetenin, bu olaya “ah başımıza bunlarda mı gelecekti?” şeklinde tepki vermesi cidden çok ama çoook komik.
October 29, 2008 2 Comments
WallE ve digerleri…
Bayramda kaçtim akdeniz kiyilarina, gidis geliste 2 harika film izledim. Ilki Wall-E, pixar in yeni saheseri:

Insanlarin asiri tüketimden dolayi çöp altinda kalan dünyayi terk ettigi bir gelecek.. çöpleri toplasin, kutu kutu yapsin, bu kutulari lego gibi dizerek gökdelen yapsin diye geride birakilmis bir robot.. hem akla hemde göze hitap eden enfes bir film!
Filmin en sevdigim sahnesi kesinlikle “robot hastanesi” idi.. onca “deli” robotu görmek harika idi, birde sevgili Mert in “girgir” adini verdigi temizlik hastasi bir robot varki..

Akinç kizlarinin tavsiyesine uyup Primal Fear i izledim, Richard Gere in (yine) son derece “cool” bir avukati oynadigi, sonunda Edward Norton un büyük bir sürpriz yaptigi, senaryosu tanidik, müzikleri enfes bir film.. Hatta filmden harika bir portekiz sarkisi olan Cancao do Mar video su!
Filmlerden devam edelim, merakla bekledigim bir Ferzan Özpetek filmi var, “Mükemmel Bir Gün”… içinde elbette bir Sezen Aksu sarkisi (Sanima Inanma) olan bu filme (ve hayata) dair çok güzel bir röportaj okudum, Ayse Arman in kaleminden…
October 13, 2008 21 Comments
Mustafa
Bir Can Dündar belgeseli, Sari Zeybek ten sonraki (benim bildigim ilk) Atatürk projesi.. Müzikler Goran Bregoviç ten… balkanlardan. Ilk gösterim tarihi de adi gibi anlamli; 29 Ekim 2008.
Neden “Mustafa“?
“Kemal” ve “Atatürk” onun sonradan edindigi isimler çünkü…
“Mustafa”da biz, onun en yalin haline ulasmaya çalistik.
Onu sadece annesinin çagirdigi isimle hatirlamak ve hatirlatmak istedik.
Filmin ilk fragmanini Can Dündar in 26 Agustos tarihli güncesinden izleyebilirsiniz.

Babasini kaybedip evsiz kalinca, çali çirpidan bir uva yapti kendine… Yarin, topragini kaybeden halkina, çöken çinarin dallarindan yepyeni bir yurt kuracakti.
September 4, 2008 No Comments
Wall-E
Pixar ın yeni hikayesi; Wall-E, çöp içerisinde terkedilmiş bir dünya da yapayalnız kalmış bir robotun hikayesi… fragmanına bayıldım :) bu adamlar şahane iş çıkartıyorlar gerçekten.
June 12, 2008 No Comments
The Happening
Night Shyamalan ın yeni filminin adı; ya da 6. his, işaretler ve köy ün yönetmeninin yeni filmi…
Fragman şahane, youtube tan olmayan bir halini bulmak için epey bir takla attım :) ama kesinlikle görülmeye değer.
June 8, 2008 No Comments
21
Biraz zeka, biraz blackjack, biraz da vegas… işte size 21
Film br kitap uyarlaması aslında, kitabın adı da Bringing down the house…
Bir gurup MIT öğrencisinin kart sayma hünerlerini blackjack masalarında sergileyip, vegas kumarhaneleri nasıl soyduklarını anlatan keyifli bir film.

Zeki öğrencilerini avlayıp, eğitip, blackjack masalarına oturtan akdemik-karizmatik (hafif de kaçık) hoca karakteri ile Kevin Spacey kesinlikle görülmeye değer. Filmin alt kurgusundaki aşk hikayesi pek dişe dokunur olmasada, Vegas ın tüm o otellerinin boy boy sıralandığı ışıltılı-albenili “strip” ini ve “sanal” hayatını şahane bir görsellikle ile sunmakta çok başarılı bir film.
June 8, 2008 No Comments
La Zona
Amerika kıtasında çekilen ama holywood yapımı olmayan enfes bir film; La Zona.
Meksika da, yüksek duvarlar ile etrafındaki gecekondulardan ayrılan, kendi güvenlik görevlileri ve hatta kanunları olan bir sitenin adı La Zona.

Hikaye özünde bilindik ama oldukça çarpıcı; sınıf ayrımının, “biz ve onlar” ın öyküsü var. Duvarlar arasında sıkışıp kalmış bir dışarılının ve hep o duvarların içerisinde rahat ve korunarak büyümüş birinin, kesişen yolları anlatılmış.
Filmde çok beğendiğim bir sahne vardı: site meclisinde alınan infaz kararına itiraz eden adamın, sonrasında 3–4 yaşındaki oğluna bakıp söyledikleri:
“When my son grows up and asks me… How will I explain why we live behind a wall?”
May 31, 2008 No Comments
Vantage Point
Dünya barışı için uğraşan bir amerikan başkanı ve o nu öldürmeye çalışan bir gurup terorist/komplocu/hain…

Nasıl? … ilk bakışta “kesin buram buram amerikanizm kokan bir film” dir demeyin sakın. Tersine, hedefdeki ismin milliyetini son derece az hissediyorsunuz.
Bu noktayı aştıktan sonra, oturup bu muhteşem filmin, o nu muhteşem (ama gerçekten) muhteşem yapan kurgusunun keyfini çıkartın.
Aynı olayı farklı insanların gözünden yeniden, yeniden ve yine yeniden izlemek bir parça rahatsız edebilir (kabul ediyorum). Ama her seferinde gerek düğümden çözdükleri ile gerekse sürekli artan gerilimi ve temposu ile şahane bir film; vantage point.
April 11, 2008 No Comments
