<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>weblog.musa &#187; Kitap</title>
	<atom:link href="http://musayilmaz.com/category/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://musayilmaz.com</link>
	<description>Lifelog of Musa Yılmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 May 2012 17:55:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ömrümden uzun hayallerim</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2011/08/10/omrumden-uzun-hayallerim/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2011/08/10/omrumden-uzun-hayallerim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2011 22:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazının başlığı aslında bir kitap adı idi.. Yıllar önce kitapçı raflarında görünce adına çarpıldığım, almaya bir türlü cesaret edemediğim, okursam korkup bitiremeyeceğimi düşündüğüm bir kitabın adı idi. Bu yazıya başlamadan önce başta kitapyurdu olmak üzere net te aradım ama malesef bulamadım. Artık okuma zamanım geldi derken, bulamayabilirim. Neden bu başlık beni böylesine çok etkiledi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazının başlığı aslında bir kitap adı idi.. Yıllar önce kitapçı raflarında görünce adına çarpıldığım, almaya bir türlü cesaret edemediğim, okursam korkup bitiremeyeceğimi düşündüğüm bir kitabın adı idi. Bu yazıya başlamadan önce başta kitapyurdu olmak üzere net te aradım ama malesef bulamadım. Artık okuma zamanım geldi derken, bulamayabilirim.</p>
<p>Neden bu başlık beni böylesine çok etkiledi o zamanlar? Çünkü yazar şimdi adını hatırlayamadığım bir hastalığa tutulmuştu ve hayatı yarım kalacaktı, bitmeyecekti.. eksik kalanları belkide kağıda dökmüştü. Yapamayacağını düşündüklerini ölümsüzleştirmek istemişti.</p>
<p>&#8220;Uzak Ufuklar&#8221; beni alıp götüren başka bir kitap. Himalayaların içinde saklı bir vadide sonsuz hayatı tadan bir grup insanın öyküsü idi. Sonsuz hayata sahip olursanız neler yaparsınız? Vadidekiler bilim ve sanatla uğraşıyordu. Kimi 50 sene boyunca piyana ile ilgileniyor kimi ise 100 senelik biyoloji araştırmaları ile haşır neşir oluyordu. Ömür uzadıkça; hayatın algısı farklılaşıyordu.</p>
<p>Gelelim 3. kitaba, &#8220;Yüzüklerin Efendisi&#8221;ne; malum elfler. Ödülleri sonsuz hayat, cezaları ne derseniz Silmarillion&#8217;u okumalısınız. Elflerin o tepeden bakışları, dünyadan uzak yaşayışları, olan bitene sanki farklı bir pencereden bakar halleri.. işte hepsinin altında bu &#8220;ödül&#8221; yatmakta. Kitapta insan kaderini seçen Arwen ile elf kaderinde devam eden babası Elrond&#8217;un hüzünlü vedası anlatılır. Sonsuzluk yemini bozulunca, araya ölüm girince, veda etmek cidden zor olmalı değil mi?</p>
<p>Neden açtım bu başlığı ve neden yazmaya başladım? Ben uzun zamandır hayallerimi rafa kaldırmıştım, onu farkettim geçen günlerde. O zamandan beri aklımı belkide en çok kurcalayan konulardan biride bu oluverdi. Neden, nasıl.. vs bahsetmeyeceğim. Hayat dönemlerden oluşuyor. Bir dönem geliyorki bırakın kapıyı, penceredeki perdeleri bile kapatmak gerekiyor. İşte öylesine bir dönemde bütün niyetler ve umutlar paketlendi ve rafa kalktı.</p>
<p>En kötüsüde zaten umutlarını paketlemek aslında. Tek tek özene bözene saklamak en diplere, en köşeye.. Oysa &#8220;bir umuttur yaşatan insanı&#8221; demiyor muydu Bulutsuzluk Özlemi? İnsan umutları olmadan yaşar mı? Yaşarmış demek ki. Ne kadar doğru tartışılır. &#8220;Keşke&#8221; leri sevmem ama geriye dönsem kaldırmazdım hayallerimi rafa, yine yanımda taşırdım şüphesiz. Ağır bir bavul gibi çeke çeke götürürdüm gittiğim her yere.</p>
<p>İnsan darbe aldıkça kırılıyor, kırıldıkça parçaları savruluyor etrafa.. sonrasında o parçaları bir şekilde tutturuyor birbirine, ama kırık çizgileri hala belli oluyor. Ne kadar güzel yapıştırmaya çalışsa bile, en güçlü yapıştırıcıyı kullansa bile o çizgiler bakabilen gözler için olduğu gibi duruyor.</p>
<p>Benimkiside öyle bir hikaye işte.. biraz kırık dökük biraz &#8220;paramparça&#8221;, Teoman ın en sevdiğim şarkısı gibi. Şimdilerde başka bir sancı var içimde. Bir dönem biterken yeni bir dönem başlıyor. (Hayır akademik dönemlerden bahsetmiyorum bu sefer) Sancılarını hala çektiğim, kırık izlerini üzerimde taşıdığım bir dönemden çıkıyorum (ve çıktım hatta) ve yeni bir döneme giriyorum.</p>
<p>Evet hala bilmiyorum, doğumgünü yazımdan beri değişen tek şey bilinmeyenlerin sayısındaki artış oldu. Hayat matematik denklemi olsa idi benimkisi şu sıralarda 18 bilinmeyenli bir polinom olurdu şüphesiz. </p>
<p>Artık rafları boşaltmanın zamanı geldi. Tozları alınmalı, paketler özenle açılmalı&#8230; hayaller tekrar okunmalı, şevkatle kucaklanmalı ve umutla bağlanmalı. Ferzan Özpetek!in o çok güzel filmi gibi, &#8220;Bir Ömür Yetmez&#8221; belki, ama o ömür doyasıya yaşanmalı.    </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2011/08/10/omrumden-uzun-hayallerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolda</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2009/05/22/yolda/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2009/05/22/yolda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 00:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2009/05/22/yolda/</guid>
		<description><![CDATA[Buket Uzuner in yol hikayelerini anlattığı yeni kitabı&#8230; Şu sıralarda aldığım ve alabileceğim en güzel hediye oldu bu; kuşburnu çayı ile birlikte elbette. Kitabın girişinde Buket Uzuner in harika cümleleri var; Seyahat, aşk yapmaktan ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir. Doğru sözün üzerine daha fazla ne söylenebilir ki?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Buket Uzuner in yol hikayelerini anlattığı yeni kitabı&hellip;</p>
<p>Şu sıralarda aldığım ve alabileceğim en güzel hediye oldu bu; kuşburnu çayı ile birlikte elbette.</p>
<p>Kitabın girişinde Buket Uzuner in harika cümleleri var;</p>
<blockquote>
<p>Seyahat, aşk yapmaktan ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir.</p>
</blockquote>
<p>Doğru sözün üzerine daha fazla ne söylenebilir ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2009/05/22/yolda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Agri&#8217;nin Derinligi</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2008/09/07/agrinin-derinligi/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2008/09/07/agrinin-derinligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 15:26:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2008/09/07/agrinin-derinligi/</guid>
		<description><![CDATA[Ece Temelkuran in 2008 yazi basinda yayinlanan kitabi. Geçtigimiz yil öldürülen gazeteci-yazar Hrant Dink&#8217;e verdigi sözü tutmak üzere, 3 kitada yasayan ermeniler ile yaptigi röportajlarini ve kendi&#160;yorumlarini derledigi&#160;belgesel tadinda&#160;bir kitap. Kitabin basinda&#160;yazarin bir notu var: &#8220;Bu kitap ne sadece Ermenilere ne de sadece Türkleredir. Agri&#8217;nin Derinligi, evsiz kalmanin, evinden uzak düsmenin acisini bilen, tahmin edebilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ece Temelkuran in 2008 yazi basinda yayinlanan kitabi. Geçtigimiz yil öldürülen gazeteci-yazar Hrant Dink&rsquo;e verdigi sözü tutmak üzere, 3 kitada yasayan ermeniler ile yaptigi röportajlarini ve kendi&nbsp;yorumlarini derledigi&nbsp;belgesel tadinda&nbsp;bir kitap.</p>
<p>Kitabin basinda&nbsp;yazarin bir notu var:</p>
<blockquote>
<p>&ldquo;Bu kitap ne sadece Ermenilere ne de sadece Türkleredir. Agri&rsquo;nin Derinligi, evsiz kalmanin, evinden uzak düsmenin acisini bilen, tahmin edebilen herkese yazilmistir&rdquo;</p>
</blockquote>
<p>Biliyorum, çok hassas konular bunlar&hellip; 1915&rsquo;te yasananlari bir kenara biraksak bile, iki halkin tarihi öylesine&nbsp;aci olaylar ile dolu ki.. Ne asala cinayetlerini, ne de <a href="http://www.candundar.com.tr/?Did=5314" target="_blank">6&ndash;7 Eylül olaylarini</a> unutalim demiyorum. Ben sadece,&nbsp;neye inanirsaniz inanin, sadece karsi tarafi&nbsp;dinlemek adina&nbsp;bu kitaba bir sans verin diyorum o kadar.</p>
<p><img alt="Ad" src="http://musayilmaz.com/wp-content/uploads/2008/09/ad.jpg" border="0" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2008/09/07/agrinin-derinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küfkedisi</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2008/04/27/kufkedisi/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2008/04/27/kufkedisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 19:30:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2008/04/27/kufkedisi/</guid>
		<description><![CDATA[Şehir romantiği Ilgın Olut un son kitabı&#8230; ya da o na daha çok yakışanı; masalsı aşkların modern çağ yazarı demeliydim. &#160; Neva&#8230; Yüzleri arayan adam&#8230; kent peri masalları idi. Peki ya Küfkedisi? Dekoru istanbul olan bir külkedisi hikayesi mi? Keşke öyle olsaydı, keşke küfkedisi nin arabası da balkabağına dönüşseydi. Dönüş yolunda bitirirken kitabı ağzımda küf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şehir romantiği Ilgın Olut un son kitabı&hellip; ya da o na daha çok yakışanı; masalsı aşkların modern çağ yazarı demeliydim.</p>
<p><img alt="" src="http://www.tulumba.com.tr/mmTULUMBA/Images/bk/zBK334041BI832_250.jpg" align="textTop" border="0" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neva&hellip; Yüzleri arayan adam&hellip; kent peri masalları idi. Peki ya Küfkedisi? Dekoru istanbul olan bir külkedisi hikayesi mi? Keşke öyle olsaydı, keşke küfkedisi nin arabası da balkabağına dönüşseydi.</p>
<p>Dönüş yolunda bitirirken kitabı ağzımda küf tadı kalıverdi, baştan sona anlatılan bir istanbul aşkı okumayı beklerken, ne aşk ı buldum ne de umudu. Daha çok yaşama dair 4 hayattan kısa bir kesit sunan bir hikaye&hellip; ne sonu ne de başı olan, eksik kalmış bir hikaye okudum.</p>
<p>&ldquo;son şehir romantiğini de kaybettik&rdquo; dedim&hellip; üzüldüm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2008/04/27/kufkedisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beatrice ve Ünzile</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2008/02/09/beatrice-ve-unzile/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2008/02/09/beatrice-ve-unzile/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 01:32:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2008/02/09/beatrice-ve-unzile/</guid>
		<description><![CDATA[Tüm bu türban tartışmalarının ortasında başka bir gerçek, kapalı kapıların arasından süzülüp gazete köşelerine çıkıverdi; bu ülkenin 20&#8211;30 yaş arası kadınlarının yarısından çoğu evde yaşıyor, çalışmıyor, iş aramıyor&#8230;! Danimarka, Slovakya, Finlandiya, İrlanda, Letonya, Litvanya, Slovenya, Estonya, Kıbrıs Rum kesimi, Lüksemburg, Malta, Norveç, İzlanda, Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk gibi ülkelerin toplam nüfusları bizim eve kapattığımız kızların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm bu türban tartışmalarının ortasında başka bir gerçek, kapalı kapıların arasından süzülüp gazete köşelerine çıkıverdi; bu ülkenin 20&ndash;30 yaş arası kadınlarının yarısından çoğu evde yaşıyor, çalışmıyor, iş aramıyor&hellip;!</p>
<blockquote>
<p><em>Danimarka, Slovakya, Finlandiya, İrlanda, Letonya, Litvanya, Slovenya, Estonya, Kıbrıs Rum kesimi, Lüksemburg, Malta, Norveç, İzlanda, Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk gibi ülkelerin toplam nüfusları bizim eve kapattığımız kızların sayısından daha az</em></p>
</blockquote>
<p>(Güngör Uras ın <a href="http://www.milliyet.com/2008/02/07/yazar/uras.html" target="_blank">7 Şubat 2008 tarihli yazısından</a> alıntıdır)</p>
<p>Oysa çok yıllar önce Aysel Gürel ne güzel dile getirmişti bu gerçeği değil mi? Sezen Aksu nun sesinde hayat bulan <strong><em>Ünzile</em></strong> şarkısında;</p>
<blockquote>
<p><em>Korkar durur gitmez<br />Köyün en son çitine<br />İnanır o sınırda<br />Dünyanın bittiğine</em></p>
</blockquote>
<p>Amin Maalouf un kaleminden çıkmış, benim geç keşfettiğim muhteşem bir kitap var; <em>Beatrice ten sonra birinci yüzyıl</em>. Bir gelecek ütopyasında, herkesin oğlan çocuk istediği ve çoğunluğun buna ulaştığı bir dünyanın nasıl da kaosa sürüklendiğini anlatır.. <strong><em>Beatrice</em></strong> in babasının gözünden, kızının önündeki korkunç geleceği adeta resmeder. Kadınsız toplumların nasıl da şiddete sürüklendiğini anlatır.</p>
<p>Kitabı okurken ülkemdeki durumun bahsedilen gelecekten çok da farklı olmadığını, düşünmüştüm. O kaos geleceğinde Beatrice te Ünzile nin kaderini paylaşıyor, kapalı kapılar arkasında bir hayat sürmek zorunda kalıyordu.</p>
<blockquote>
<p><em>Ve içlerinde ne çoktur o kızların diyelim ki Afganistan&#8217;daki burkalı kadınlara bakıp acıyan. Oysa kendi burkaları sadece daha geniş, evleri kaç metrekare ise o kadar.</em></p>
</blockquote>
<p>(Ece Temelkuran ın <a href="http://www.milliyet.com.tr/2008/02/08/yazar/temelkuran.html" target="_blank">İçimizdeki ev kızı</a> başlıklı yazısından alıntıdır)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2008/02/09/beatrice-ve-unzile/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buket Uzuner den İstanbullular</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2007/03/15/buket-uzuner-den-istanbullular/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2007/03/15/buket-uzuner-den-istanbullular/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2007 10:05:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2007/03/15/buket-uzuner-den-istanbullular/</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bekleyiş sonunda bitmiş, sevgili Buket Uzuner in yepyeni romanı &#8220;İstanbullular&#8221; kitapevlerindeki yerini almış.. Bugünkü Cumhuriyet in Kitap ekinden ögrendim, İstnabullular&#8217;ın çıkış haberini.. küçük bir çığlık atmamak için zor tuttum kendimi. Sonrasında kitapçı yollarına düşmemek için epey bir iç mücadele verdim.. sonunda&#160;o&#8217;nunla yapılmış ve kitabıyla ilgili söyleşiyi okumakla yetindim. İstanbul Atatürk havalimanı dış hatlar terminalinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bekleyiş sonunda bitmiş, sevgili <a href="http://www.buketuzuner.com" target="_blank">Buket Uzuner</a> in yepyeni romanı &#8220;<a href="http://www.buketuzuner.com/?sayfa=139&amp;bolum=107&amp;altbolum=139">İstanbullular</a>&#8221; kitapevlerindeki yerini almış..</p>
<p>Bugünkü Cumhuriyet in Kitap ekinden ögrendim, İstnabullular&#8217;ın çıkış haberini.. küçük bir çığlık atmamak için zor tuttum kendimi. Sonrasında kitapçı yollarına düşmemek için epey bir iç mücadele verdim.. sonunda&nbsp;o&#8217;nunla yapılmış ve kitabıyla ilgili söyleşiyi okumakla yetindim.</p>
<p><a href="http://www.buketuzuner.com/?sayfa=139&amp;bolum=107&amp;altbolum=139" target="_new" atomicselection="true"><img style="border-right: 0px; border-top: 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="240" src="http://musayilmaz.com/wp-content/uploads/2007/03/windowslivewriterbuketuzunerdenstanbullular-a9ddistanbullular41.jpg" width="166" border="0"></a> </p>
<p>İstanbul Atatürk havalimanı dış hatlar terminalinde geçen dört saatlik bir öykü imiş.. ve burada tanışacağımız 15 farklı insanın hikayesi!</p>
<p>Söyleşiden; (Cumhuriyet Kitap 15.03.2007)</p>
<blockquote><p>Her şey tüketim için ve tek kullanımlık önümüze sürülüyor, tükettigimiz kadar önemli ve değerli sayılıyoruz. Dostluklar, aşk, sevgi ve insanlık da tek tüketimlik nesneler halinde sunuluyor: &#8216;sorununuz mu var?&#8217; deniyor, &#8216;atın gitsin&#8217;! Yeni aşklar, yeni arkadaşlar hazır bekliyor, sakın hatalarınızı onarmak için uğraşmayın&#8230;&#8217;</p>
</blockquote>
<p>Kitabın tanıtım yazısında harika bir İstanbul tanımı var; &#8220;<strong><em>dünyanın 2700 yıldır menopoza girmemiş tek dişisi</em></strong>&#8220;&nbsp;&#8230;. </p>
<p>PS: Yapılır mıydı bana bu? bunca işin arasında nasıl tutarım kendimi.. Masamın baş köşesindeki taptaze Paul Auster kitabının kapağını bile kaldırmaya kıyamazken, o okumak için en güzel, en saf anı beklerken.. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2007/03/15/buket-uzuner-den-istanbullular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Das Parfume</title>
		<link>http://musayilmaz.com/2006/10/15/das-parfume/</link>
		<comments>http://musayilmaz.com/2006/10/15/das-parfume/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Oct 2006 14:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://musayilmaz.com/2006/10/15/das-parfume/</guid>
		<description><![CDATA[Patrick Suskind in muhteşem romanı &#8220;Koku &#8211; Das Parfume&#8221;, sonunda beyazperdenin yolunu tuttu. Az önce apple üzerinden izledigim fragmanı oldukça etkileyici, özellikle kitabı okumayan izleyicide merak uyandıracak kadar çarpıcı sahnelere yer vermişler. Kitap birkaç yüzyıl öncesi avrupasında, koku tutkunu bir adamın hikayesini anlatıyor. Doğuştan verilen mucizevi bir yetenek ile inanılmaz güçlü bir buruna sahip olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_new" href="http://www.canyayinlari.com/kitap_ayrinti.asp?id=598"><img width="120" height="192" border="0" style="border: 0px none " src="http://musayilmaz.com/wp-content/uploads/2006/10/WindowsLiveWriter/DasParfume_F9C8/image%7B0%7D%5B5%5D.png" /></a></p>
<p>Patrick Suskind in muhteşem romanı &#8220;Koku &#8211; Das Parfume&#8221;, sonunda beyazperdenin yolunu tuttu. Az önce apple üzerinden izledigim <a title="Perfume" href="http://www.apple.com/trailers/dreamworks/perfume/lg_trailer.html">fragmanı</a> oldukça etkileyici, özellikle kitabı okumayan izleyicide merak uyandıracak kadar çarpıcı sahnelere yer vermişler.</p>
<p>Kitap birkaç yüzyıl öncesi avrupasında, koku tutkunu bir adamın hikayesini anlatıyor. Doğuştan verilen mucizevi bir yetenek ile inanılmaz güçlü bir buruna sahip olan bu adamın tek bir tutkusu vardı, ne para ne kadın, ne de mal mülk, ama sadece o saf dünyanın en saf ve en özel kokusunu yaratabilmek. Dünyanın en güzel üç kokusu kadın, şarap ve kahve diye söylene dursun, hikayenin kahramanı kadınlardan (bedenlerinden elbette) en saf kokuyu üretmek için kokusu hoş gelenleri birer birer öldürür. Ama seri katilliginden çok okuyanı etkileyen olay bana göre kitabın sonunda, en saf koku ile yapabildiklerinde ve hatta yaptığında.. düşündükçe hala ürperiyorum&#8230; Filmi merakla bekliyorum, ama okumayanlara da kitabı muytlaka tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://musayilmaz.com/2006/10/15/das-parfume/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

