Category — Genel
turkcell neden “Mustafa” ya sponsor olmaktan vazgeçti?
Can Dündar imzalı Mustafa filmi vizyona girdi… ama filmin 1 ay kadar önce yayinlanan afisindeki “turkcell” yazısı kalkıverdi.

ilk çıkan haber turkcell in
“bizim her kesimden müsterimiz var, bu filme sponsor olursak bir kesimi karsimiza alabiliriz”
düşüncesi ile sponsorluktan çekildiği yönünde idi..
Daha sonra Turkcell den yapılan resmi açiklama :
… proje yapimcisiyla yaptigimiz ön görüsmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk’ün liderligini, dehasini ve kahramanligini dünyaya tanitmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatina odaklanan bir film oldugunu görünce projede yer almayi tercih etmedik.
yı okuyunca açıkcası hiç şaşırmadım. Sonuçta turkcell küresel bir telekom devinin (Fin/İsveç li Sonera) Türkiye deki şirketi, o kadar… Güçlü imajının yanına, Atatürk ü beklerken Mustafa yı yakıştıramamış o kadar…
Lütfen kimse çok uluslu bir şirketten Mustafa yı izleyip Atatürk ü anlamaya çalışmasını beklemesin, ya da Atatürk ün aslında Mustafa olduğunu!
PS: Asıl en komik olan ne biliyor musunuz? Zamanında Çukurova grubu Turkcell deki yarı hissesini Sonera ya satmak zorunda kaldığı zaman; zil takıp oynayan (ve hatta gelen para yı kastederek “Rahat bir nefes aldık” şeklinde manşet atan) gazetenin, bu olaya “ah başımıza bunlarda mı gelecekti?” şeklinde tepki vermesi cidden çok ama çoook komik.
October 29, 2008 2 Comments
Apple Mantra
Apple.. Apple.. ilk logosunda kafasında elma düşen Newton u resmeden, ya da sürekli parlak ve kullanımı kolay elektronik cihazlar üreten şirket. (iPhone un kutusundan kullanma kılavuzu çıkmıyormuş, gerisini siz düşünün)
Apple, küresel ekonomik krizin ortasında parmakla gösterilen bir başarı örneği gösteriyormuş: söylentiye göre elindeki nakit ile (bundan sonra hiç para kazanmasa bile) silikon vadisindeki bütün mühendisleri ömür boyunca maaş verebilecek durumdaymış!
Apple ın yaşam felsefesini özetleyen Steve Rubel in kaleminden çıkan güzel bir yazi okudum: işte 3 madde altında Apple ın sırrı;
Soar with your Strengths – Question: What is your “core genius?” What product or service do you provide really well that others can’t match? What as an individual or company do you do really well that adds value? What niche do you serve? Identify it then build on it. Figure out how to soar with your strengths.
Apple makes high-quality, well-designed products that are sexy, perform well and are innovative. That’s their core genius. They stick with it and continually delight customers. They’re not efficiency champions like Dell or netbook enthusiasts like HP. They leave those markets to others. They also catering to their core audience, recognizing there’s room for everyone.
Simplify Everything – The world is complex. The web is a complicated landscape. Business is complicated. Life is complicated! Make it simpler for people. Find ways to eliminate complexity to streamline operations/costs and also drive the top-line.
Be a Premium Brand - Although everyone will be looking to streamline their costs in this environment, I believe that premium brands will only get stronger. A premium brand is a company that offers high-quality products, services or experiences that are worth paying a little more for. Think Starbucks Coffee (an Edelman client), Sub Zero, BMW, etc. How can you become a premium brand that’s worth paying more for? This applies equally to individuals or teams.
October 23, 2008 No Comments
Pamuk Youtube yasagini elestirmis
Frankfurt kitap fuarının açılışında Orhan Pamuk youtube yaşağı hakkında bakın neler demiş (kaynak: radikal)
“Son yüzyilda kitaplari yasaklamak, yakmak, yazarlari öldürmek, hapse atmak, onlari vatan haini ilan edip sürgüne yollamak, basinda hep bir agizdan yazarlari asagilamak Türk kültürün zengilestirmedi, tam tersi fakirlestirdi. Devletin yazar ve kitap cezalandirma aliskanligi hala devam ediyor. Benim gibi pek çok yazari susturmak, sindirmek için kullanilan 301. maddesi yüzünden yüzlerce yazar ve gazeteci su anda mahkemlerde yargilaniyor, mahkum oluyor. Bu yil yayimladigim bir roman için çalisirken eski Türk filmlerini seyretmem ve eski güzel sarklari dinleme gerekti. Bunu isi kolayca Youtube ile yapmistim. Ama ayni seyi simdi yapamam. Çünkü Yuotube ile birlikte yüzlerce yerli ve uluslarasai web sitesine girmek, siyasi nedenlerle Türkiye’de yasayanlara yasak. Siyasi iktidar sahipleri bütün bu baskilardan memnun olabilirler. Ama biz yazarlar, yayincilar, sanatçilar Türkiye’nin kültürünü yaratan ve onu izleyen herkes kültürümüzün, edebiyatmizin dünyaca taninmasindan, bu baskilari anlamiyoruz. Ama yazarlarin, yayincilarin hevesinin kirildigi sanilmasin. Son 15 yilda Türk yayincilgii sasirtici bir hizli büyüdü, zenginlesti. Bugün Türkiye’de her zamankinden daha fazla kitap yayinlaniyor.”
Neden bu ülkede en doğru sözleri en beklenmedik insanlar söylüyor her zaman?
October 14, 2008 No Comments
Bir çarpi daha…
Bugün, 12 ekim 2008 günü, “denizkızlarının en küçüğünü” uğurladık.. bu sabah birleşik krallığın kalbine doğru uçuverdi.
Her ne kadar (bir türlü çıkmayan vizesi yüzünden) sürekli yenilediğimiz veda yemeklerinde “yeni bir hayat, yeni bir şehir..” sloganını dilimizden eksik etmesekte… gidenin ardından bakakalmakta zor!
son kaç yılda onca kişiyi (bazılarını ikişer üçer sefer hatta) uğurlayan benim bu duruma aslında alışmış olmam beklenirdi değil mi? malesef insan tüm sevdiklerini yanında taşıyamıyor!
günlerce görüşmesek/konuşmasak bile, şurada, okulun bir köşesinde olduğunu bilmek bile güzelmiş.
Şimdilik Ankara 0 – Londra 1, malup durumdayız…
October 12, 2008 2 Comments
7 tepeli kente dogru
Dustum yine yollara…ankara ya elveda deyip, 7 tepeli sehrin yolunu tutuverdim.
Sabah uyaninca bogazi seyredecegim… ama kisa surecek bu ziyaret (malesef)!
Ufukta yeni bir yolculuk, yepyeni bir ulke, eski mi eski bir kent var; Prag.
September 12, 2008 No Comments
Bir tez kaç para eder?
Kim bilir, elbette en iyi mahkemelerimiz bilir, değil mi?
Haber aslında alışveriş merkezi otoparkında soyulan arabanın sahiplerinin, merkez yönetimine karşı açtıkları tazminat davasını kazandıklarını anlatıyor; ama gözüme takılan şahane bir cümle var:
… çalınan diz üstü bilgisayara kaydedilen doktora tezinin de toplam masrafının 500 YTL olduğu kaydedildi.
efendim neymiş: 1 doktora tezi eşittir 500 ye te le imiş :)
güler misin, ağlar mısın?
August 21, 2008 No Comments
Güle güle Capital ve Kavaklıdere!
Başkentin en meşhur sesi malesef artık yok; 99.5 te artık “virgin” radyo var.
Capital radyo (başkent anlamındaki capitol değil de kapital anlamındaki capital) el değiştirmiş.. hatta rotasını da İstanbul a çevirmiş.
Bu kente geleli 12 sene oldu, ne yazarken ne de söylerken inanabiliyorum ama cidden o kadar oldu. Bu zamanda o kadar çok değişti ki Ankara; altlı üstü kavşaklardan, şehrin kalbindeki otoyoldan bahsetmeme bile gerek yok belki ama.. hem insanlar hem de mekanlar öyle çok değişti ki.. ne bahçeli 7 aynı, ne de tunalı aynı tunalı.
Doğumgünümde onca alt-üst geçide rağmen daha da kalabalıklaşan tunalı trafiğinde tıkanmışken.. kavaklıdere sinemasının da tarihe karıştığını farkettim; “ama nerede o film afişleri” derken… şimdilik sadece adının kaldığını gördüm, o da ne kadar kalır bilmiyorum. Kim bilir, belki Devlet Tiyatroları, tıpkı Akün sinemasını kurtardığı gibi birgün kavaklıdere yi de kurtarır.
Bazen bir tek kuğulu park ın geriye kaldığını düşünüyorum. Hem onu korumak için savaşılmamış mıydı?
Bir 10 sene sonra ise bu şehirde artık her 2 kişiye bir Mall düşeceğinden eminim artık :)
August 15, 2008 4 Comments
Bavulumu hazırladım
Yine yollara düşüyorum…
Deniz şortumu ve parmak arası terliğimi en üste yerleştirdim… sabah iner inmez plajın yolunu tutuyorum; hem de yeğenlerimle birlikte :)
Yolda izleyecek filmim de hazır, dönüşte bahsedeceğim mutlaka.. birde gözlüğümü unutmasaydım ofiste iyi olacaktı, neyse.. idare edeceğiz artık.
Geride kalanlar merak etmesin, onlar içinde birkaç kulaç atacağım :)
July 25, 2008 2 Comments