Category — Hayat
Google sizi mars a gönderiyor!
Bu sabah ın kesinlikle en güzel haberi, yine beklediğim gibi büyük G den geldi;
Google ile Virgin, 2014 te mars ta bir koloni kurmayı planlıyormuş; virgle adını verdikleri bu projede yer almak isteyenlerin başvurularını da alıyorlarmış hatta.

Bayılıyorum bu adamlara, oturup günler öncesinden bunun için ugrasiyorlar… :)
Bugün 1 nisan; aman okuduğunuz duyduğunuz herşeye hemen inanmayın.
April 1, 2008 No Comments
Facebook mania
Facebook ta 3 evreli bir yaşam hikayem oldu;
1. Arkadaş ekleme evresi; genellikle eğlenceli idi. Kelle avcılığı yapma esasına dayanan, başkalarının arkadaş listelerini kurcalamakla geçen boş saatlerin toplamı.
2. Application ekleme evresi; aa benim da akvaryumum olsun, şuna da balık yollayım, bu bana bira göndermiş, test yapalım kim daha zekiymiş … gibi ıvır ve zıvırlar ile boş vakitleri daha da boşa harcama dönemi.
3. Yeter ama evresi; üff burasıda çok kalabalık oldu dedikten sonra, tüm applicationları uçurma ve privacy ayarlarını sonuna kadar kullanma evresi.
iyice budayarak kısalttığım profil sayfama baktım, çıktısını almaya kalksam “1 sayfaya sığar mı” diye düşündüm ve…. Kesinlikle sığar.
sonunda facebook u arada bir ziyaret eden ve eşe dosta (ve bilmem kaç senedir görmediğim insanlara dair) kısacık haber başlıklarına göz atıp çıkan biri haline geldim.. kısacası kurtuldum.
Sayfaya her giriş yaptığımda, bir arkadaşımın sürekli yeni bir uygulama eklediğini görmeye alışmıştım ki, bugün merak edip profiline baktım. Acaba kaç tane application yüklemiş? derken.. bununla karşılaştım;

Siz uğraşmayın, matematiği ben hemen yapayım
8 x 24 – 3 = 189!
Nefesim kesildi hala sayıyorum…
January 27, 2008 2 Comments
Yasak mı?
Komik…
Daha düne kadar Youtube u yasaklayan ülkem, türban ı özgürleştirmeye çalışıyor!
Alın size demokrasi. Hem de çoğulcu!
January 25, 2008 2 Comments
“Sana hiç kırılmamış hayaller getirmiştim”
Son saatlerine girdiğim 2007 ye dair öyle çok planım, umudum, hayalim vardı ki..
ne planlananlar, ne de hayaller gerçekleşti;
Uzak ufuklara yelken açmayı düşlerken, senenin sonunda aynı limandan denizi seyreder buluverdim kendimi.
2007 nin son aylarını kırılmış hayallerimi yeniden birleştirmekle geçirirken, yeni gelen yıla dair hiç hayal kurmayacağıma dair kendi kendime söz vermiştim…. sanki mümkünmüş gibi.
Oysa eskisinden daha da çok hayal kurmuşum yeni yıla dair.. sadece artık düşlerimi daha çok kendime saklar olmuşum.
Nazan Öncel’in son albümünde öyle tatlı bir şarkı var ki; Zehirli Sarmaşık!
ve o şarkının içinde geçen tek bir cümle var ki; o da bu yazıya başlık oldu!
Dilerim 2008 size hiç (ama hiç) kırılmamış hayaller getirir.
December 31, 2007 No Comments
Norveç…
Michael Moore un Sicko filmini duymuş ama izlememiştim. Amerikan sağlık sistemine yönelik eleştiri çok cazip gelmemişti açıkcası. Fakat filmin en ilginç, ve sonrasında en çok konuşulan kısmı, dünyadaki sağlık sistemi örnekleri bölümü imiş.
PS: Hatta küba daki sistemin daha iyi olduğu, Moore un bu çekimler için küba ya gitmesi çok konuşulmuştu.
Fakat iddaya göre, aşağıdaki sahne, belgesel filmin son halinden çıkartılmış. Yine söylentiye göre, Moore Norveç i anlatan bu bölümü fazla inanılmaz bulduğu için çıkartmış.
Ben, sağlık sisteminden daha çok tek bir cümleye takıldım; norveç te polisler silah taşımıyormuş!
“Gerçekten mi?” diye düşünüyorum hala. dilerim birgün gidip kendi gözlerimle görebilirim.
November 30, 2007 3 Comments
nereye koşuyoruz?
Dönem dönem çok bunalıyorum! Özellikle medyada okuduklarımdan.. yaklaşık 2–3 ayda bir başıma geliyor bu durum. Öyle korkunç şeyler okuyorum ki, dehşete düşmekten öte insan olduğumdan bile utanıyorum bazen. Bu haber bonbardımanında beni en çok yaralayan ise bütün bu dehşetin ortasında giderek sinir uçlarımın hissizleşmesi, giderek ölümlere, acılara ve safalete alışması. Sonunda duyarsız bir adam olup çıkmaktan korkuyorum.
Son bir haftayı düşünüyorum da;
Kendimi bildim bileli varolan terör kaç can aldı geçen hafta, hepsi benden genç kaç insan öldü.. ailelerini ne teselli edebilir artık, ya da toplumsal hafızamıza artık iyice kazınan bu düşmanlığı nasıl kapatabiliriz artık?
İstanbul da minnacık bir çocuk kuduzdan öldü.. ve aynı istanbul un diğer ucunda avrupanın ilk nba mağzası açıldı, dünyanın en pahalı markaları yeni alışveriş merkezinde yer kapmak için yarıştı. Biz hangi coğrafyaya aitiz? Zengin bir batı ülkesi miyiz, yoksa çocuklarını hala kuduza kaptıran bir doğu ülkesi miyiz?
Din adına kafalarına şiş sokanlardan daha vahimi, aynı sebepten dolayı alkolik hastaları tedavi etmek istemeyen doktor adayları varmış dünyada! Ya da aynı sebepten dolayı doğum kontrol hapı satmak istemeyen eczacılar varmış.. aynı yerkürede!
Dünya nereye gidiyor diye endişeleniyorum yine! Belkide bende ucuz magazin ve bol tüketim girdabının yumuşak kollarına bırakmalıyım kendimi. Herşeye boşverip, kimbilir belkide insan olmayı bile unutmalıyım.
Çok sevdiğim bir Can Dündar yazısı olan Yağmurdan Önce den alıntı yapmak istedim;
Toplumsal ortalama, çağı yakalayamamışsa siz tek başınıza çağ atlayamazsınız.
Çünkü refah da aşk gibidir, paylaşıldıkça güzelleşir.
October 8, 2007 No Comments
Hayatta kalma kuralları..
“Ne için?” diye sormayın ; çok sevip terkedemeyenler için…
Altın Kural: iftar saatini öğrenin ve bir kenara not edin! Unutmayın ki bu saat ay süresince değişmekte, yaklaşık hergün 1–2 dakika kadar kaymaktadır. Ay başındaki ile sonundaki saat arasında 30–45 dakika oynayabilmektedir.
Ulaşım: iftar saatinin yaklaşık 1 saat öncesine kadar sakın yollara düşmeyin. Dolmuş, otobüs, vapur vs.. sakın binmeyin, havasızlıktan boğulursunuz. Araba ile de sakın ama sakın yola düşmeyin; malum aynı trafik canavarları bu sefer aç olarak yollarda dolaşıyor olacaklar. O yüzden bulunduğunuz yerde, iş ise iş, ev ise ev sakın bir yere kıpırdamayın. Dışarıda iseniz bir yerlere sığınmanızı öneririm; hatta bulursanız en güzeli bir kitapçıdır. Hem zaman geçirebilirsiniz, hem de kimsenin iftardan önce aklına kitap-dergi-cd almak kesinlikle gelmeyecektir.
Akşam yemeği: bakın bu konuya iki türlü yaklaşabilirsiniz. Öncelikle akşam yemeğinizi dışarıda yiyecekseniz, iftar dan 1 saat kadar önce rahat rahat yiyebilirsiniz (dedim ya altın kural saati bilemktir diye). İftar saati öncesinde genellikle yemekler bol miktarda ve taze olarak çoğu yerde bulunmakta, iftar saatini geçtikten sonra da rahat yemek yiyebilirsiniz ama; kalanlara talim etmek durumunda kalmanız içten değildir. Bununla birlikte, servis te o saatin getirdiği yoğunluğun yorgunluk izleri ile savaşmak durumunda da kalabilirsiniz. Diğer alternatif ise, iftar promosyonlarını takip etmekten geçiyor. Çoğu yerde oldukça indirimli paket seçenekleri bulunmakta ki; 5 dakika herkes ile beklemeyi göze alıyorsanız (aksi halde büyük kabalık olacaktır) bol bol faydalanabilirsiniz.
gece davulcusu; dilerim sizin evin önünden geçmiyordur ama, eğer geçiyor ise bir kaç balon içerisinde su bombası hazırlayabilirsiniz. Gece karanlığında yapılacak olan birkaç atış denemesi (görünmemeye önem verin) ile ya sizin evin önünde çok durmaması gerektiğini öğrenecek, ya da (en güzeli) sokağınıza bir daha uğramayacaktır. Rahat olmamakla birlikte kulak tıkaçı takmak daha insancıl bir çözüm olacaktır sanırsam. Unutmadan, aynı insanın bayram günü kapınızı çalıp sizden verdiği tüm bu rahatsızlık (pardon hizmet ti değil mi) karşılığında para da isteyeceğini de sakın ama sakın unutmayın!
Güllaç ve pide; her dikenin bir gülü vardır değil mi?
Not: Bu yazının amacı kimseyi incitmek ya da herhangi bir düşünce ile dalga geçmek değildir. Amaç sadece birazcık tebessüm edebilmektir.
September 18, 2007 No Comments
Eskişehir e gidiyorum
Kaçıyorum ben yine ankara dan.. bu sefer çok uzağa değil ama, eskişehir e gidiyorum.
Bugün yine haberini okudum, hızlı tren deneme sürüşlerinde saatte 303 km ye ulaşmış.. Ben malesef otobüs le gideceğim (şimdilik).. ve şimdilik 3 saatte aşacağım yolu.
Hızlı trenimiz başladığında 55 dakika olacakmış yol! Vay be..
Hattın istanbul a varmasına daha çok olsada… hevesle bekliyorum 2 kentin trenle kavuşmasını!
Bir Sezen şarkısı var yine dilimde; Deliveren albümün son şarkısı, Ferzan Özpetek in Kutsal Yürek (Cuore Sacro) filminin açılış şarkısı; “Hayat Sana Teşekkür Ederim”
PS: bir Özpetek filmi Sezen siz olur mu?
Acılarım oldu herkes gibi elbet
Herkese kısmet olmayan sevinçlerim
Unutulmayı da göze aldım evet
Hayat sana teşekkür ederim
September 14, 2007 No Comments