Category — Hayat
2009
2008 i çok renkli kapatinca, 2009 da fazlasiyla hareketli basladi.
Daha ilk haftadan müthis bir haber aldim; 3 vakte kadar gidiyorum :)
Bir aksilik çikmaz ise bu sene Schengen topraklarındayım; kafamda seyahat planlarımı çoktan yaptım :)
Barcelona ya Alev i ve Sagrada Familia manzaralı evini görmeye gideceğim (Gaudi), ikea dan beyaz bir eşya götürmeyi de unutmayacağım elbette.
Sonrasında Floransa var, ve elbette Paris… birde Berlin i görmek istiyorum. Belki yeniden Prag, ama yazın gideyim mümkünse…
Birleşik Krallık ı unutmadım tabiki, Manş ın altından trenle geçmek isteyeceğim elbette (avrupa da tren yolculuğu hakkında bilgi veren bu sayfayi keşfetmiştim); belki “Waterloo” da beni bekleyen birilerini de bulurum…
Daha yapılacak çok iş var belki ama uzun zamandır ilk defa bu kadar heyecanlıyım :)
January 7, 2009 3 Comments
Hasta bir adam, yaramaz bir kedi, birde Asi
Grip oldum, hemde cumartesi günü.. tez kopyalarımı dağıttığımın ertesi günü.
Son 1.5 ayı inanılmaz bir tempoda götüren vucudum sonunda tetr artık dedi, tezi de dağıttın git dinlen dedi bana.. ve grip oldum.
Kimseciklerde kalmadı ankara da… günseli birleşik krallığa uçtu, muzaffer de konya ya gitti; çakıl ve ben kalıverdik bir başımıza.
Güya tez bitti ama işler bitmedi bir türlü; bütün haftasonumu alışveriş işlerime ayırdım, malum önümüz bayram ve ben de tam bayram biterken dünyanın öbür ucuna uçuyorum.. lens de aldım, kitap ta.. kendime yeni bir çanta bilem aldım.
bilenler bilir benim bu çanta sevdamı, kolleksiyon yapacağım neredeyse, üzerinde gözümün kaldığı muzaffer in zara çantasına benzer, hem spor hem klasik yandan askılı hoş bir çanta aldım kendime, içinde laptop gözü bilem var, tam minik asus taşımak için… yolda giymek için de bir nikefit edindim ayrıca…
Bütün bu işler bitip eve geçtiğimde, daha anhtarı kapı deliğine sokar sokmaz içeriden Çakıl ın miyavlamaları gelmeye başladı.. canım yalnız kalmaya hiiç dayanamıyor işte.. önce oynadık hanfemdiyle bir süre, mırıl mırıl sesler çıkardı.. sonra da birlikte yemek yedik.
Limonlu çayımızı da alıp geçtik mi bravia nın karşısına.. deniz ciğim olsa “sen çok yaşa cowon” dedirtecek bir eyleme giriştim… Asi nin son bölümünü indirmiştim A2 ye, tv ye bağlayıp cowon u dev ekranda izledim.. koltukta hafif kestirdim… çakıl da eşlik etti bana.
Bu arada çakıl ile iletişim sorunumuz hiç kalmadı.. dün gece yanıma kurulmuş battaniyenin üstünden kolumu ve vucudumu patileri ile itekliyordu.. önce yerleşme sevdası diye düşündüm, sonra iş uzayınca doğrulup yataktan kızdım ona “yatacaksan yat kıpranma artık” dedim… şıp diye kıvrılıp yattı, gram da hareket etmedi sonrasında…
Tez biter ama işler biter mi? hayır elbette… proje raporunun düzeltmeleri geldi, son teslim tarihi ile benim SF dönüş tarihim çakışıyor nedense :( oturup şimdi onunla uğraşıyorum, daha hocam gitmeden önce ona sunum hazırlamam lazım, doğu karadeniz verisinin projeksiyon sorunu ile de uğraşmam lazım.
Bayram mı? deliye hergün bayram zaten…
December 8, 2008 Comments Off
31 Aralik 2008
Anlaşılan yılın son günü bu seneden sonra benim için daha anlamlı olacak.
Oldum olası sevmişimdir yılbaşı kutlamalarını ve “nasıl girersen yeni yıla öyle geçer” miş fikrini…
Bu sene yeni yıl kutlamam çook ilginç olacak anlaşılan…
Bu tezin üzerinde 2008 yazmalı, yazmalı, yazmalı diye tutturunca ben; sonunda olacağı buydu…
Sabahtan beri her duyanın yüzünde bir gülümseme ile karşılaşıyorum, gerçekten ilginç bir tarih oldu. Ama ömür boyu taşımak durumunda kalınca, diploma ya bile yazılacağını düşününce… bu kadar ısrar etmem daha bir anlam kazanıyor… değil mi?
Elbette, birilerinin diline düşmemek isteği de var bu ısrarda… sonunda oldu gibi… hadi bakalım diyoruz.
Yalnız kendime hala inanamıyorum; o kadar uzun zamandır bunu taşıyorum ki üzerimde; bitecek olması fikrine hala alışamadım sanırsam.. asıl inanamadığım ise arada derede dünyanın diğer ucunda gidip geri dönecek olmam!
Gerçi kaç aydır sürekli kabarık olan “yapılacak işler” listem ne kısaldı ne de azaldı ama…
Unutmadan: sabah saat 10:45 te bölümün konferans salonunda (ancak sığarsınız diye orayı ayarladım)… ve elbette kapımız herkese açık.
After party mi?
Son olarak PhD nin “farklı” açılımlarını da öğrendim;
PHD Permanent Health Damage
PHD Personal Health Diary
PHD Physical Health Defined
PHD Potentially Heavy Drinker
Neden hepsi sağlık ile ilgili diye sormadan edemiyorum kendi kendime :)
December 3, 2008 18 Comments
City by the Bay
Belkide;
tam 3 hafta sonra bugün,
dünyanin öteki ucunda,
bir baska okyanusun kiyisinda olacagim…!
kim bilir?

(Yukaridaki fotograf, hayati boyunca 1 milyon resim çekmeyi hedeflemis Tomas Hawk ‘in mutlaka görülmesi gereken flickr albümünden)
Yeniden yollara düsme ihtimali bile gezgin ruhumu heyecanlandiriyor. Onca isin arasinda oturmus uçak biletlerine, kalacak ve gezilecek yerlere bakiyorum.. kaç zamandir görmek için can attigim sehir var ufukta. Uzun zamandir özledigim sevdiklerimi görme; onlarla birlikte bu sehrin her kösesini arsinlama ihtimali var ufukta..
PS: Isin en güzel tarafi ise bu sefer vize pesinde kosturmak zorunda olmamam. Pasaportumu alip su an bile çikip gidebilirim :)
November 18, 2008 18 Comments
Google da isim tamlamasi
İnsan tez yazarken nelere kafasını takabiliyormuş?
“Soil Surface Moisture” mı, yoksa “Surface Soil Moisture” mı?
Çok mu önemli demeyin sakın, 6. chapter ımın adı oluyor kendileri… Asıl ondan beteri var; 5. chapter ımın adı olan “soil surface roughness” varki, sormayın!
Bunu en iyi kim bilir, ingilizce hocası tanıdığım var mıydı diye düşünürken aklıma büyük G de popülerlik analizi yapmak geldi;
“Soil Surface Moisture” mı Google da daha çok sonuç verecek, yoksa “Surface Soil Moisture” mı?…. derken… kendi bilgisayarımdaki makaleler üzerinde (filetype:pdf) de bu analizi yapabileceğim aklıma geldi; Google Desktop sağolsun :)
işte hem web (W) de hem de desktop (D) taki arama sonuçlarım:
“Soil Surface Moisture” W=4710, D=5
“Surface Soil Moisture” W=89800, D=88
“Soil Surface Roughness” W=14900, D=30
“Surface Soil Roughness” W=108, D=7
Sonuçta 5. chapter ımın adı 14900+30 oy ile “Soil Surface Roughness” kalıverdi, ama 6. chapter ımın adı 89800+88 oy baskisi altında kalarak “Surface Soil Moisture” a değişmek durumunda kaldı.
Kim demiş tez yazmak can sıkıcıdır/bunaltıcıdır diye :)
November 2, 2008 2 Comments
Apple Mantra
Apple.. Apple.. ilk logosunda kafasında elma düşen Newton u resmeden, ya da sürekli parlak ve kullanımı kolay elektronik cihazlar üreten şirket. (iPhone un kutusundan kullanma kılavuzu çıkmıyormuş, gerisini siz düşünün)
Apple, küresel ekonomik krizin ortasında parmakla gösterilen bir başarı örneği gösteriyormuş: söylentiye göre elindeki nakit ile (bundan sonra hiç para kazanmasa bile) silikon vadisindeki bütün mühendisleri ömür boyunca maaş verebilecek durumdaymış!
Apple ın yaşam felsefesini özetleyen Steve Rubel in kaleminden çıkan güzel bir yazi okudum: işte 3 madde altında Apple ın sırrı;
Soar with your Strengths – Question: What is your “core genius?” What product or service do you provide really well that others can’t match? What as an individual or company do you do really well that adds value? What niche do you serve? Identify it then build on it. Figure out how to soar with your strengths.
Apple makes high-quality, well-designed products that are sexy, perform well and are innovative. That’s their core genius. They stick with it and continually delight customers. They’re not efficiency champions like Dell or netbook enthusiasts like HP. They leave those markets to others. They also catering to their core audience, recognizing there’s room for everyone.
Simplify Everything – The world is complex. The web is a complicated landscape. Business is complicated. Life is complicated! Make it simpler for people. Find ways to eliminate complexity to streamline operations/costs and also drive the top-line.
Be a Premium Brand - Although everyone will be looking to streamline their costs in this environment, I believe that premium brands will only get stronger. A premium brand is a company that offers high-quality products, services or experiences that are worth paying a little more for. Think Starbucks Coffee (an Edelman client), Sub Zero, BMW, etc. How can you become a premium brand that’s worth paying more for? This applies equally to individuals or teams.
October 23, 2008 Comments Off
Bir çarpi daha…
Bugün, 12 ekim 2008 günü, “denizkızlarının en küçüğünü” uğurladık.. bu sabah birleşik krallığın kalbine doğru uçuverdi.
Her ne kadar (bir türlü çıkmayan vizesi yüzünden) sürekli yenilediğimiz veda yemeklerinde “yeni bir hayat, yeni bir şehir..” sloganını dilimizden eksik etmesekte… gidenin ardından bakakalmakta zor!
son kaç yılda onca kişiyi (bazılarını ikişer üçer sefer hatta) uğurlayan benim bu duruma aslında alışmış olmam beklenirdi değil mi? malesef insan tüm sevdiklerini yanında taşıyamıyor!
günlerce görüşmesek/konuşmasak bile, şurada, okulun bir köşesinde olduğunu bilmek bile güzelmiş.
Şimdilik Ankara 0 – Londra 1, malup durumdayız…
October 12, 2008 2 Comments
7 tepeli kente dogru
Dustum yine yollara…ankara ya elveda deyip, 7 tepeli sehrin yolunu tutuverdim.
Sabah uyaninca bogazi seyredecegim… ama kisa surecek bu ziyaret (malesef)!
Ufukta yeni bir yolculuk, yepyeni bir ulke, eski mi eski bir kent var; Prag.
September 12, 2008 Comments Off