Lifelog of Musa Yılmaz

Adam

Bir kitap okudum bu akşam, elimden düşmedi son satırına kadar..

Bir adamın hikayesini okudum bu akşam, kırık dökük paramparça bir adam..

Öylesine hüzün dolu idi hikayesi; ben de kırıldım döküldüm ağladım..

ve fark ettim gözyaşlarımın arasında; kırık dökük adamların hikayelerinde kendimi aradığımı, yine kırık dökük ve parça parça kendimi bulduğumu,

Bende o adam gibi kendimden fazla sevmiştim; ve bende yine o adam gibi kalbimi çıkartıp vermiştim…

Yine onun gibi kalbim parça parça dağılmış, en derin çukurlara düşmüş, acının yüzölçümünün yeryüzünden çok olduğunu keşfetmiştim..

O adam gibi ayağa kalkmayı zorlada olsa başarmış; parça parça yüreğimi yerden toplamış, yıllar içerisinde yara bantları ile tekrar bir araya getirmiştim…

ve o adam gibi bende ilk aşkın yeryüzünde yaşanabilecek en güzel duygu olduğunu; ama hiç kırılmamış bir kalbin ona asla emanet edilmemesi gerektiğini öğrenmiştim…

çünkü en çok ilk defa kırıldığında acırmış, ve en çok o ilk acının izini taşırmış atmaya devam ettiği yıllar boyunca

Shattered

Bir adamın hikayesini okudum bu gece; sessizce ama tüm yüreğiyle ağlayan bir adamın hikayesini

En mutlu olduğu anda yıkılan; ama yeniden kalkmayı, yüreğini yerden toplamayı ve yeniden sevmeyi başarabilen bir adamın hikayesini okudum.

ve satır aralarında kendimi buldum en çok

ve en çok uzanıp kendi yüreğime dokundum okurken; onca acıdan sonra hala atmaya devam ettiği için ondan hem nefret ettim hem de onu çok sevdim,

ben o’nu zaten çok sevmiştim

Be Sociable, Share!