Lifelog of Musa Yılmaz

360

Bu benim 360. yazım..

Oldum olası sevdim hep kalem ile kağıdı.. mevleviler gibi kalemin kağıt üzerinde dans etmesini.. Gerçi yıllar oldu doğru dürüst kalemle yazmayalı, klavye uzmanlığı bizimkisi artık.. Kalemliğim var belki hala, içinden sürekli eksilen kalemleriyle birlikte duruyor çantamda; her gittiğim yere geliyor benimle. Ama artık toplantı notları almaktan fazla bir işe yaramıyor malesef.

En son bir İstanbul gezisi yapmıştım; günübirlik şehri dolaşıp notlar almıştım defterime ve sonrasında bu sayfada yazmıştım. Buldum işte burada o yazı. En son kalem ve kağıtla dans ettiğim gündür belki; bir yandan not alıp bir yandan resim çekip, soğuk ve yağmurlu bir günde kenti arşınladığım. Ufaktan bir göz attım yazdıklarıma, 6 yıl geçmiş ve ben bir daha tek başıma başka bir şehir turu yapmamışım bu geçen zamanda. Daha doğrusu elimde kalemimle başka bir kentin sokaklarını arşınlamamışım.

360. yazı özel olsun istedim.. neden derseniz bugünlerde deniz fenerinin ışığının peşinden 360 derece dönüp duran pervane gibiyim. Belkide beklemeliyim, fenerin dönüp dolaşıp yeniden beni aydınlatmasını beklemeliyim.. sabredebilseydim azıcık.. mümkündü.. 

360 derece

Hayat bugünlerde öyle hızlı akıyorki.. bir an durup soluklansam bir daha yetişemem gibi geliyor.. kanat çırpmayı bir an bıraksam.. fenerin ışığını bir daha yakalayamam gibi geliyor… dans etmekten başı dönmüş bir mevlevi gibiyim. Dursam bir an, tekrar başlayamam gibi geliyor. Bilmiyorum…

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz 
İki başımız var, bir bedenimiz 
Ne kadar dönersem döneyim çevrende 
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?

Oysa Ömer Hayyam bundan yüz yıllar önce böyle tarif etmiş, yine bu coğrafyada, gökyüzünde aynı yıldızları izlerken bu cümleleri kağıda dökmüş, aradan geçen zamanda aşkı kimse daha güzel tarif edememiş.

 

Be Sociable, Share!