Lifelog of Musa Yılmaz

Dolunay daki Tavşan izi

Derlerki bütün çinliler dolunaya baktıklarında ayın beyaz yüzünde bir tavşan silüeti görürlermiş. Bu akşam dolunay var gökyüzünde, lütfen dışarı çıkın ve beyaz değil ama siyah tavşanı arayın. Efsaneye göre Ay Perisi yeryüzüne inivermiş bir akşam, yaşlı bir adam kılığına bürünmüş. Önce aslan çıkmış karşısına. Yaşlı adam yemek isteyince paylaşmamış etini. Sonra yaşlı adam kurt ile karşılaşmış, fakat o da uzatmamış yardım elini. Sonunda tavşan yaşlı adam ile yemeğini paylaşmış. Ay perisi ödül olarak tavşanı alıp ayın yüzüne yerleştirmiş. 

Bu hikayeyi duyduğum günden bu yana, gökyüzünde dolunay gördüğümde gözlerim hep ayın yüzündeki tavşanı arıyor. Tıpkı bu akşam olduğu gibi, ışıkları kapatıp penceremi açıp kafamı dışarı uzatıp gökyüzüne bakıyorum ve işte tam orada yukarıda. Dünya dediğim gezeğende yaşadığımın en büyük kanıtı yukarıda asılı, tavşan izi tıpkı Ankara daki gibi, yerinde duruyor, sanki gizliden gülümsüyor. Bulunduğum coğrafyaya inat tıpatıp aynısı asılı gökyüzünde.

Bu garip ülkede ikinci turumda ilk ayımı doldurdum bugün. İlkine göre daha kolay akıverdi zaman, bereket yapacak iş çok, zaman anlamını yitiriyor, geçip gidiyor gizlice. Özledim mi? Bu sefer değil, bu sefer farklı hissediyorum. Bu yolculukta ne ben eski ben kaldım ne de geride bıraktıklarım aynı kaldı. Uzanıp dolunaya kendine baktığımda kısa zamanda çok yol aldığımı görebiliyorum. 

Kendimi hırpaladığım onca senenin ardından, toparlanmak için daha fazla zorlamam gerekli imiş. Hayat küs değilim artık sana, hadi gel barışalım artık.

 

Be Sociable, Share!