Lifelog of Musa Yılmaz

Aşk Tesadüfleri Sever

Geçen senenin herhalde iki meşhur filmi olmalı; Aşk Tesadüfleri Sever ve Kaybedenler Kulübü..

İkisinide daha yeni izleyebildim aslında. Bayram tatili uzun olunca ve yapacak hiçbirşey olmayınca en tatlısı bol bol film izlemekmiş.

Bu müthiş iki filmin arasında 2011 de izleyemediğim başka filmleride sığdırdım. Mesela son Potter filmi gibi; ama şimdilik bu konuda suskunum. Ankara ya dönmeyi ve o çok sevdiğim balkonda oturuncaya kadar Potter mevzusunu açmaya hiç ama hiç niyetli değilim.

Film hakkında o artık duymaktan usandığınız yorumlardan birini yazacağım buraya. Önceden uyarıyorum, filmi beğenmeyenler buradan aramızdan ayrılabilirler.

Evet, çarpıldım ve evet sonunda oturup deliler gibi ağladım… 

En başta filmde buram buram tüten Ankara çarptı beni; özlemiştim biliyordum ama bu kadar çok özlediğimi ekranda görünce anladım. 

Birde Ankara ya döner dönmez ne yapacağıma karar verdim; eve atacağım önce eşyalarımı. Yanıma kışlık hiçbirşey almadığım için ve de beni havalanında palto ile karşılayan olmaz ise, önce ısınmam gerekecek muhtemelen, ama sonrasında dayanamayıp kesin evden dışarı atacağım kendimi. Önce Tunalı ve Kıtır, sonrasında Seğmenler parkının yanından köşke kadar çıkacağım… oradan yürümeye devam edip Botanik parkın yanından Atakule ye kadar uzanacağım. Şansım yağver giderse kar/buz altında olmayan bir Ankara da, buz gibi bir kış havasında yapacağım bütün bunları.

Çarpıldığım ikinci kısım film elbette; keşke Mehmet Günsur olmasaymış filmde ama bir kaza olmuş anlaşılan ve görmezden gelelim hep birlikte; ya da tek başıma. Hikaye güzel, çekimler çok başarılı, oyuncular gayet iyi… ama ben o Ankara darbesini ilk başta almasaydım bu kadar çok ağlar mıydım filmin sonunda ?

Sanmıyorum… Bazen özlemlerim çeşme olup akabiliyormuş gözlerimden, bazen.. beklemeden.. Mehmet Günsur’u bile izlerken.

Be Sociable, Share!