Lifelog of Musa Yılmaz

33 ve “It’s complicated”

1.5 senenin ardından geri döndüm, evet hem de yukarıdaki başlıkla.

Ne oldu ne bitti demeyin hemen? Öyle çok şey oldu ki, sanki 10 sene geçmiş gibi hissediyorum. Ne o son postu atan adam aynı kaldı, ne de dünya aynı kaldı. İlki kendi koşturmacasında tökezleyerek koşmaya devam etti, diğeri milyon yıllık döngüsünü sürdürmeye…

33?

Yeni yaşım, çok hoş bir rakam olduğunu düşünüyorum. Evet en az 66 kadar kulağa tınısı güzel geliyor değil mi? Bazen de “33 mü?” diyerek bağırmak istiyorum. Koşarak kaçmak istiyorum. O kadar yaşlandım mı cidden?

It’s complicated?

Bu da facebook tan arak; malum “relationship status” lerin en sevdiğimidir kendisi. Şimdiye kadar hiç “status” bildirmesemde bugüne özel “it’s complicated” yapacağım. Aşk hayatımda değişen bir durum yok aslında, benimkisi ruh halimin tasviri olacak sadece.

Evet cidden “it’s so so complicated”

Bazen, özellikle dünkü gibi dolunay olan gecelerde kızıyorum hayata; bu kadar zor, bu kadar karmaşık olmak zorunda mıydın gerçekten? Az biraz bıraksan ve nefes alsaydık hep birlikte, bir kadeh birşeyler içseydik karşılıklı, mola alsaydık her ikimizde. Yok, mümkün mü?

Alıp sürüklemek zorundaydın değil mi? Ordan oraya savurmak ve geri bilinmeyene bırakmak zorundaydın, hadi kabul et!

Nerede kalmıştık, son 1.5 sene demiştim; En son günlüğüme yazı yazdığımda ülkemden uzakta idim. Müthiş bir 11 ay geçirdikten ve viyana nın kışında bir tarafım donduktan sonra canım (ve sıcak) Antalya ma kavuştum. Düş gibi idi o günler, akşam 7 den sonra açık olan süpermarketler, ılık akdeniz baharı, gökyüzünde güneşi görmek… bu saadet fazla sürmedi malesef.

Sonrasında askerlik; orası ayrı bir post olmalı aslında. Yorucu bir 11 ay daha, ama kesinlikle hayatımın en renkli dönemlerinden biri idi..

Hayatın bana oynadığı en renkli oyun herhalde askerlik başında kendimi tekrar Ankara da bulmam idi; o kadar kaçıp yeniden yuvaya dönmüştüm. 96 da ilk geldiğim zamanlarda gibiydim. Tek farkı kaybolmuyordum ve yalnız değildim artık. Ama bozkırın hissi hala aynı idi; “deniz hangi tarafta kaldı şimdi?”

Uzatmayım; ben bugün 33. yaşımı kutluyorum. Ankara dayım. Ilık bir yaz gecesi var dışarıda, ve ben akdeniz sahillerini özlüyorum yine her doğum günümde olduğu gibi.

33 olunca hayat çoktan bir düzene girmiş olmalıydı belki, en azından 5 sene önce sorsaydınız bana size böyle bir cevap verirdim. Hata edermişim. 33 ve hayat karmakarışık.

Hayır hiçte karamsar değilim, mutsuz ise kesinlikle değilim. Tersine 33. yaşgünümde umutluyum, daha önce hiç olmadığım kadar meraklıyım. Hayat “aslında sürprizlerle dolu olduğunu” bu hafta bana bir kez daha ispat etti.

Bu gece kadehimi kaldırırken, masaya iki kez vuracağım; önce yanımda olmayanlar için, sonra hayat için.

Be Sociable, Share!