“Knowing” hakkinda
Geçen haftasonu Nicholas Cage’in basrolünde oynadigi Knowing/Kehanet i izledim. Normalde filmi henüz izlemeyenleri düsünerek detaylar hakkinda yorum yazmaktan kaçiniyordum, ama bu film hakkinda bir yazmak istiyorum. O yüzden henüz izlememis ve de izlemeyi planliyanlar lütfen yazdiklarimi okumasinlar.

Filmi izleme sebebimi en bastan söyleyim; çok yakindan takip ettigim bir forumda pek çok kaliteli ve son dönemde popüler olan filmler arasinda, forumun sabit olan basliklari arasinda görünce karar verdim. Oysa film ne kadar kötü olursa olsun oyunculuklari ile Türkiye de garanti gise basarisi gösterecek iki amerikan aktöründen biri olan Cage vardi basrolde; digeride malum Bruce Willis. Filmin forumda yükselmesinin tek sebebinin bu olduguna eminim artik.
Oyunculuk derseniz; süphesiz Cage çok iyi… ama tek basina bir filmi kurtarabiliyor mu? Malesef hayir. Evet, belki son dönemin en soguk (ama çekici) yüzü Rose Byrne bir nebze filme kadin dokusu eklemis, bir anlamda “yalniz adam” liktan çikarmis filmi.. ama malesef kurtarmaya yetmemis. Oysa, Byrne in “Damages” dan bayildigim o keskin oyunculuguna senaryoda biraz daha yer verilseydi çok daha basarili bir film çikabilirdi. Malum, Hollywood gise garantisini riske atmamak için klasik bir “tek adam” filmi daha üretmek istemis.
Tek adam demisken: karisini bir otel yangininda kaybetmis, oglu ile tek basina kalmis bir bilim adami. MIT profesörü ve (burasi can alici nokta) bir rahibin oglu. Malum, amerikan sinemasi bilim ve din mevzularini birbirleri ile çarpistirmayi pek bir seviyor oldu. Özellikle benim çesit çesit umut ile izleyip sonunda hüsran duydugum 1997 yapimi Contact filminde oldugu gibi. Rahip ve oglu iliskisine kisa bir gönderme var filmde ve anladigim kadariyla ogul babasini (bir anlamda dini) reddedip bilimi seçmis ve uzun zamandir babasi ile konusmuyormus. Baba ile tekrar konusma filmin sonunda gerçeklesiyor, kiyamet kapiyi çalinca elbette. Malum, bilim insanoglunu kurtaramayinca…
Knowing in bana göre tek basarili oldugu konu, Hollywood in uzmanlik alani olan New York un yerle bir edilme sahnelerindeki görsel zenginlik. Elbette, film sonundaki 1–2 dakika için izlenmez ama bu konuda takdir etmemek mümkün degil gerçekten. Evet, biraz da “Signs” da oldugu gibi gizemli, sebebi ve gizemi bir türlü açiklanmayan siyah taslar dagitan ve bana daha çok vampirleri çagristiran uzaylilar boy gösteriyor film boyunca. Ama yaratilmak istenen ve kiyamet filmlerinin o olmaz ise olmazi gerilim konusunda uzaylilarimiz sinifta kaliyor bu sefer.
Bana göre filmin en komik sahnesi uzaylilarin vampire benzeyen insan görünümlerinden siyrilip seffaf ve parlayan melek görünümlü uzayli hallerine dönüsmeleri idi. Bununla da yetinmeyip, nuh’un gemisi görevini üstlenip seçtikleri veletleri baska bir dünyaya tasiyarak insanoglunu yokolmaktan kurtarma amaci gütmeleri ise bardagi tasiran son damla oldu. Filmin çocuk oyunculari için vasat demek bile içimden gelmiyor. 2 saat boyunca degismeyen donuk ifadeler, ölüm karsisinda bile kayitsiz kalmalar ve en komigi yeni dünyalarina birakildiklari anda ilk defa gülümsemeye baslamalari. Eger insanoglu seçilen çocuklardan devam edecekse, ben filmdekileri kiyamet halinde kurtarilmak üzere kesinlikle seçmezdim.
Daha fazla içimdekileri döküp saçmayim ortaya. Kisacasi, “Kehanet” bir hollywood tekrar filmi ve hatta ondan bile kötüsü.

ucak dusmesi guzeldi ama filmin sonu tam bir faciaydi