Kulaklari Olmayan Tavsan; KeinOhrHasen
Eskiden, pazar gecesi sinemasi diye birsey vardi. Özel televizyon kanallarinin ilk yayina basladigi dönemde, henüz halkin begenisini tam kestiremedikleri için, pazar aksami pek bir meshur film gösterilirdi beyaz camda. Sonradan “halkin” pazar gecelerinde sadece ama sadece futbol ile çosmak istedigi ortaya çikivermisti.
Hatta meshur bir “jingle” i vardi bu kusagin; Karla Bonoff un seslendirdigi All My Life!
Am I really here in your arms?
This is just like I dreamed it would be.
I feel like we’re frozen in time,
And you’re the only one I can see.
Sanirsam o kusagin etkisinden bir türlü kurtulamadim; yeni bir haftaya baslamadan önce güzel bir film izlemek bana hala fazlasiyla çekici geliyor.
Bu aksam bir alman komedisi izledim; Kein-Ohr-Hasen, kulaklari olmayan tavsan.

Sanirsam 2. dünya savasi üzerine çok fazla film seyretmisim, Almanya dan bir komedi filmi çikmasini hiç beklemiyordum. Belkide Fatih Akin in gözünden bu ülkeyi izlemeye fazlasiyla alismisim…
Film, paparazzi Ludo ile ana okulu ögretmeni Anna nin kesisen yollarinin komik ve duygusal öyküsünü anlatiyor ve yukaridaki resimdeki (kulaklari olmayan) tavsancik önemli bir rol oynuyor.
Aylardir kösede tuttugum bu filmi neden bu aksam izledim hiç bilmiyorum! Ama alman sinemasina olan bakisim oldukça etkilendi. Kimse yanlis anlamasin, eger ortada Leben der Anderen gibi bir sahaser var ise elbette o sinema tartismasiz basarilidir. Benimkisi daha çok beklentilerin ve aliskanliklarin getirdigi bir izlenim; yoksa film boyunca bol bol seyrettigim Berlin’e hala ayni “ask” la bakiyorum.
