Lifelog of Musa Yılmaz

Frech Press

Sonunda yeni evime taşındım :) Bu şehirde kalan 11 ayımı geçireceğim ufacık tefecik ama bana ait şirin bir yerim var artık.

Evin anahtarını alır almaz ilk yaptığım iş kendime bir Frech Press edinmek oldu; aslında kahve cenneti bir ülke avusturya, hatta melange adlı kahvesi ile de pek bir meşhur. Ama süt olmadan sade kahve içmek için bazen takla atmak gerekiyor bu kentte…

Malum en son buzsuz kola istediğimde ice tea gelmişti; sütsüz kahve istersem ne gelir hala merak içindeyim.

Neyse, ben döneyim asıl mevzuya… anahtarımı alır almaz metroya atladım ve şehrin öteki ucuna doğru yola koyuldum. Burya geldiğimden beri metro ilk defa “gerçekten kalabalık” idi.. seferlerde aksama vardı sanırsam -almanca anonslar çok bilgilendirici oluyor benim için– o yüzden şehir merkezinde neredeyse bütün vagonlar insan doluverdi.

Sonunda Maria Hilfer e ulaştım, buranın alışveriş caddesi.. mağzalar ve kafeler… upuzun bir cadde.

Starbucks ta daha önce gözüme kestirdiğim french press e yanaştım hemen. Yardımsever bir kız hemen geliverdi; “büyük boyu da var…” gibi sorularına cevap verdikten ve onu ikna ettikten sonra asıl soru geldi;

“kullanmayı biliyor musunuz?”

cidden önce şaka yapıyor sandım.. baktım kız gayet ciddi “biliyorum elbette” dedim; içimden “ben bu işin kitabını dahi yazarım” demek geldi ya :)

Sonunda evimdeyim, kahvemi yaptım… süt yerine baileys de ekledim, müthiş oldu.

Be Sociable, Share!