Gökçek, ODTÜ’den elini çek!
Can Dündar’ın elinden çıkmış harika bir cumartesi yazısı;
Vay canına!
Meğer yıllar yılı bir kaçak cennetin içinde gezinmişiz.
Meğer Hazırlık’ta dil öğrenirken, kütüphanede ineklerken, İdare’de ders görürken, Mimarlık’ta forumdayken, yemekhanede yemek yerken, kortlarda maçtayken bir “yasak şehir”deymişiz de haberimiz yokmuş.
Meğer Şehir Planlama öğrencileri, imar derslerini imar planı olmayan bir yapıda alıyorlarmış.
Kaçak bina davalarında bilirkişilik yapan hocalarımız kaçak bir binada ders veriyorlarmış.
Binalar ruhsatsız, iskan belgesizmiş.
Başkent’in gözbebeği ODTÜ, devasa bir kaçak yapıymış da haberimiz yokmuş.
Nasıl haberdar olduk bunca yıl sonra?
Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sayesinde…
Gökçek yıllardır ODTÜ’nün Eymir gölünün peşindeydi. Uğraşıyor, didiniyor, bir türlü gölü elde edemiyordu.
ODTÜ Rektörü de inatçı bir adam; gölü vermediği gibi, durmadan Hükümet’e veryansın ediyordu.
Son su olayında Gökçek’i fena ofsayda düşürmüştü.
Başkan, zehirli olduğu iddia edilen Kızılırmak suyunu 3 hafta Ankaralılara habersiz içirip “Bak kimse ishal olmadı” diye ortaya çıktığında, inandırıcı olsun diye “ODTÜ’nün ‘Temizdir’ raporu var” demişti ya…
Rektör Prof. Dr. Ural Akbulut da çıkıp “Biz öyle bir rapor vermedik. Tersine bizim analizimize göre o suda limitin iki katı arsenik var” cevabını vermişti.
“Gökçek, iddiasını ispat etmezse halkı aldatmaktan dava açacağız” diye de eklemişti.
Vay sen misin Başkan’a kafa tutan, göle sokmayan…
Daha su kavgasından önce “Yıkarız o üniversiteyi” hıncıyla eski dosyalar açılıverdi.
ODTÜ’de ruhsatsız yapılaşmalar bulunduğu “saptandı”; kampus içindeki 45 binaya 2 trilyon lira, (yanlış okumadınız 2 trilyon lira) ceza kesildi.
Bu cezayla, sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin en iyi mimari projelerinden biri kabul edilen ODTÜ kampusundaki dersliklerden kütüphaneye, müzeden kreşe kadar hemen tüm binaların mühürlenmesi kararlaştırıldı.
Aslında gerçekten de ODTÜ’nün imarı yoktu; ama şaşırtıcı olan, Başkan’ın yarım asırlık bu gerçeği, görevdeki 14. yılında ve rektörle giriştiği ağız dalaşı sırasında fark etmiş olmasıydı.
Anlaşılan Başkan, intikam yemeğini sıcak seviyordu.
Peki bugüne dek yüzbinlerce mezun veren üniversite, bu imarsız yapılaşma üzerinde rant mı sağlıyordu ki gecekondu gibi yıkım tehdidiyle cezalandırılıyordu?
Yoksa güzelim kampusa ve Ankara’nın temiz hava deposu ODTÜ ormanına “arazi” gözüyle bakan zihniyet, “Buradan ne güzel kavşak geçirilir” diye iç mi geçiriyordu?
Peki Başbakan’ın tatil yaptığı tatil köyü veya milletvekillerinin oturduğu lüks site imara uygun muydu?
Yarın “yanlış bir siyasi adım”da onlar için de benzer intikam dosyaları açılır mıydı?
Ve yerel seçimler yaklaşırken daha önemli bir soru:
Tarihe “üniversite yıkan Başkan” olarak geçmek, gözü yükseklerde bir politikacıya itibar kazandırır mıydı?

Ha ha ha. Cepanın karşısına da AnkaraPARK adında nefis bir alışveriş merkezi ne havalı olurdu di mi….
Adam sapıttı resmen. Arazi elde etmek için elinden geleni yapıyor. Nezih bir dinlenme ve kısmen temiz hava alma yeri olan ve 15 senedir aralıksız her sene ziyaret ettiğim Eymir gölü belediyeye geçerse ne olur düşünmek bile istemiyorum.
Gökçek bence kendi kuyusunu kazmaktan ziyade siyasete ısınıyor. Yerel seçimler hikaye…
Yok yok ODTU-Park daha hoş bir isim olurdu, hem de nostaljik olurdu :)
Bence de kapatma davasına göre suyu ısıtıyor; “ben güçlüyüm, o havalı okulu bile yıkabilirim” diyerek reklam yapıyor, kendi anlayışına göre işte..
işin tuhaf tarafı bir çok kişi de “eee ne ki kaçak yerler yıkılsın” diyor. Be vicdansızlar, 50+ yıllık bir üniversite, bir kampüs. Yıkıp eline ne geçecek. Anlamıyorum bu insanları artık. Her şeyi siyasi algılamayı ne zaman bitireceğiz? Hayatımızdaki güzellikleri siyaset olmadan ne zaman görebileceğiz? Aramızdaki tartışmaları siyasetin gölgesinden ne zaman çıkaracağız…
Eee bunca sene “kaçak gecekondu” yıkımlarını izlemiş bir toplum için ne farkeder, “kaçak okul yıkımı” ilk olur, biraz da medyatik olur o kadar… yıkılsın bitsin işte :)
Bu “yıkım” isteği eski sağ-sol kavgasının bir uzantısı aynı zamanda, okulun “kirli” geçmişi malum; ben eski solcu okulu yıkarım diyerek sağ oyları hedefleyen bir ucuz siyaset olduğunu düşünüyorum.
İnsanlarda aynı çerçeveden bakıyorlar; “bizden değilse yaşamasın” mantığı işte… “bak türbanlıları da almıyorlar… yıkılsın”