Posts from — April 2008
Lenova X300
Lenova nın yeni ultra hafif taşınabilir bilgisayarı X300 ün şahane bir reklam filmi varmış;
MacBook Air in olmayan cd/dvd sürücüsü ile acaip dalga geçmişler :)
April 30, 2008 No Comments
Metallica ve P2P
Dosya paylaşım sistemlerinin en güzeli ve atası Napster ın o en meşhur olduğu günleri yaşarken, .. metallica aniden sahneye çıkmış ve açtığı dava yı kazanarak o mesut günlerin sonunu getirmişti.
Aslında tam olarak napster ı kapatmamıştı ama istediği şarkı isimlerinin sistem üzerinde filtre edilmesini sağlamıştı.. ki bu da hemen hemen kapatma anlamına geliyordu.
Aradan yıllar geçti, napster adı o kadar yerleşmişti ki küllerinden (ama üyelik sistemi) ile yeniden doğdu. P2P sistemlerini ise engellemek ise hiç mümkün olmadı.
Geçtiğimiz yıl amerikanın en büyük müzik marketi iTunes oldu, Radiohead son albümünü internet ten “isteyen istediği kadar para ödesin” (istemeyen hiç ödemesin) ile sattı.. ve oldukça başarılı oldu.
Şimdi aynı Metallica kalkıp bir sonraki albümlerini Radiohead in yöntemi ile satabileceklerini söyleyince…
habere yazılan ilk yorum benim de düşüncelerimi içeriyor;
What hypocrites!! They were just as blind as the record companies and now, with their tail between their legs they come to the internet table looking for a piece of the pie that they originally fought hard against.
Unbelievable!
I for one, would completely boycott these morons!
April 29, 2008 No Comments
Savaş ekonomisi
Bu sabah şahane bir makale buldum; amerikanın savaş ekonomisi üzerine.
Okumak isteyenler buradan ulaşabilirler (oldukça uzun olduğunu belirtmeliyim ayrıca)
Bunca senedir süren ırak savaşına harcanan para yeni enerji kaynaklarını geliştirme çalışmalarına harcansa idi… bu kadar gözyaşı olmazdı, diye düşünürdüm.
Aynı yazıda nükleer silahlara harcanan paralar üzerine aşağıdaki parağrafı okuyunca….
Between the 1940s and 1996, the U.S. spent at least $5.8 trillion on the development, testing and construction of nuclear bombs. By 1967, the peak year of its nuclear stockpile, the U.S. possessed some 32,500 deliverable atomic and hydrogen bombs, none of which, thankfully, was ever used. They perfectly illustrate the Keynesian principle that the government can provide make-work jobs to keep people employed. Nuclear weapons were not just America’s secret weapon, but also its secret economic weapon. As of 2006, we still had 9,960 of them. There is today no sane use for them, while the trillions spent on them could have been used to solve the problems of social security and health care, quality education and access to higher education for all
Ne savaşın kazanan tarafı var, ne de savaşa dayalı bir ekonomik anlayışın.
April 28, 2008 No Comments
Küfkedisi
Şehir romantiği Ilgın Olut un son kitabı… ya da o na daha çok yakışanı; masalsı aşkların modern çağ yazarı demeliydim.

Neva… Yüzleri arayan adam… kent peri masalları idi. Peki ya Küfkedisi? Dekoru istanbul olan bir külkedisi hikayesi mi? Keşke öyle olsaydı, keşke küfkedisi nin arabası da balkabağına dönüşseydi.
Dönüş yolunda bitirirken kitabı ağzımda küf tadı kalıverdi, baştan sona anlatılan bir istanbul aşkı okumayı beklerken, ne aşk ı buldum ne de umudu. Daha çok yaşama dair 4 hayattan kısa bir kesit sunan bir hikaye… ne sonu ne de başı olan, eksik kalmış bir hikaye okudum.
“son şehir romantiğini de kaybettik” dedim… üzüldüm.
April 27, 2008 2 Comments
Greys… yeniden
Ne çok zaman geçmiş üzerinden ve ben nasıl da özlemişim!
En başta pasifik kıyısındaki şehrin gece ışıklarını görmeyi, sonrasında hayat ne kadar paramparça ne kadar zor olursa olsun, düşe kalka da olsa ona tutunmaya çalışan bir grup insanı izlemeyi… özlemişim.

Diziden sonra en keyif aldığım ise, kesinlikle senaristlerinin o bölüm hakkında yazdıklarını okumak;
So what’s been going on in the 6 weeks (tv time) since we’ve been gone? I’ve heard a lot of speculation out there, but Meredith is absolutely. Not. Pregnant. Not even close. Hasn’t even had sex. With anyone. Meredith. Our beloved, “have-sex-instead-of-problems”, “meet-your-soul-mate-and-sleep-with-him-after-picking-him-up-in-a-bar” Meredith.
April 25, 2008 No Comments
FriendFeed
Dünkü yazımda bahsetmiştim; artık yeni bir eğlencem var diye… işte o FriendFeed
Kısaca anlatayım; nedir ne işe yarar bu friendfeed..
Aslında adı üstünde bir “feed” yani haber sitesi. Oturun ve düşünün şimdi; sanal dünya da üye olduğunuz siteleri bir gözden geçirin; flickr a resim ekliyorsunuz, youtube da sevdiğiniz video ları oyluyorsunuz, last.fm deki şarkı listeniz güngeçtikçe zenginleşiyor, blog unuza yeni bir yazı ekliyorsunuz, digg de bir habere oy veriyorsunuz… vs vs…

Ama bütün bunları paylaşmak ta istiyorsunuz; malum bütün bu sitelerin arkadaş edinme özellikleri mevcut.
Fakat arkadaşlarınızın ayrı ayrı her siteye üye olması, üstüne sizi arkadaş olarak eklemesi, üstüne birde düzenli olarak ziyaret etmeleri gerekiyor ki… gerçekten bu paylaşımlarınızın bir anlamı olabilsin.
İşte FriendFeed tam da bu noktada harika bir harman olarak karşınıza çıkıveriyor; adınıza bir hesap açtıktan sonra, yukarıdaki resimde listelenmiş sosyal paylaşım sitelerinden üye olduklarınızı ekliyorsunuz… bu kadar basit.
Sonrasında friendfeed sizi takip altına alıyor ve adınıza açtığı sayfada tüm bu paylaşım sitelerindeki aktivitelerinizi listelemeye başlıyor; facebook taki arkadaşlarınıza ait news-feed gibi…
Yine facebook gibi, friendfeed e üye olan arkadaşlarınızın aktivitelerini takip edebiliyor, yorum ekleyebiliyorsunuz. Fazlası ise facebook un aplication ları ile sınırla olmamanız, üstüne fazlasıyla zengin bir yelpazede paylaşabilmeniz elbette.
Dedim ya; kral (facebook) öldü, yaşasın yeni kral (friendfeed) :)
Sanal alemdeki gezintilerimi merak edenler için; friendfeed.com/musa
PS: twitter ve netvibes! yakında…
April 17, 2008 No Comments
Dilectio
Bu sayfanın yeni temasının adı!
Aynı zamanda birbirinden güzel temalar üreten DesignDisease in en son ürünü..
Bir süre önce keşfetmiştim, uygulamak bu akşama kısmetmiş. Aslında niyetim bu temaya çok daha sonra geçmekti… ama flickr plugin imi kaybedince (plugin leri yeniliyordum, kazara silmişim) ve eski tema da çok cici php hata yazıları vermeye başlayınca;
“artık yenilik zamanı” dedim.
Nasıl “çiçek” gibi oldu değil mi :) ?
PS: yeni hevesim friendfeed i ilk bakışta farkedenleri alınlarından öpüyorum :)
PS 2: ne demişler “facebook out, friendfeed in”
April 16, 2008 3 Comments
Vantage Point
Dünya barışı için uğraşan bir amerikan başkanı ve o nu öldürmeye çalışan bir gurup terorist/komplocu/hain…

Nasıl? … ilk bakışta “kesin buram buram amerikanizm kokan bir film” dir demeyin sakın. Tersine, hedefdeki ismin milliyetini son derece az hissediyorsunuz.
Bu noktayı aştıktan sonra, oturup bu muhteşem filmin, o nu muhteşem (ama gerçekten) muhteşem yapan kurgusunun keyfini çıkartın.
Aynı olayı farklı insanların gözünden yeniden, yeniden ve yine yeniden izlemek bir parça rahatsız edebilir (kabul ediyorum). Ama her seferinde gerek düğümden çözdükleri ile gerekse sürekli artan gerilimi ve temposu ile şahane bir film; vantage point.
April 11, 2008 No Comments