Lifelog of Musa Yılmaz

Posts from — November 2007

Norveç…

Michael Moore un Sicko filmini duymuş ama izlememiştim. Amerikan sağlık sistemine yönelik eleştiri çok cazip gelmemişti açıkcası. Fakat filmin en ilginç, ve sonrasında en çok konuşulan kısmı, dünyadaki sağlık sistemi örnekleri bölümü imiş.

PS: Hatta küba daki sistemin daha iyi olduğu, Moore un bu çekimler için küba ya gitmesi çok konuşulmuştu.

Fakat iddaya göre, aşağıdaki sahne, belgesel filmin son halinden çıkartılmış. Yine söylentiye göre, Moore Norveç i anlatan bu bölümü fazla inanılmaz bulduğu için çıkartmış.

Ben, sağlık sisteminden daha çok tek bir cümleye takıldım; norveç te polisler silah taşımıyormuş!

“Gerçekten mi?” diye düşünüyorum hala. dilerim birgün gidip kendi gözlerimle görebilirim.

 

November 30, 2007   3 Comments

Okumakta zorlandığım yazılar

1996 yılı, çok olmuş değil mi? manisa davasını hala hatırlayanlar için radikal de bu hafta çıkan bir yazı dizisi var: (ben başına bir sıfat koyamadım..)

Onca acıyı ve dehşeti bizzat yaşamış Hüseyin Korkut un kaleminden bir “utanç” öyküsü…

Yüreğiniz kaldırırsa eğer, bu hafta imge yayınlarından kitabı da çıkıyormuş; “Ateş Manisa’ya da Düştü” 

November 26, 2007   No Comments

Devekuşu

Malum hikayeyi herkes bilir, kaçacak yer bulamayan devekuşları saklanmak için kafalaını kuma gömerlermiş.. kocaman bir gövde dışarıda ama olsun!

Bugün yürürlüğe giren internet yasamız ile bizde aynen devekuşu gibi yapacağız artık; beğenmediklerimizi görmeyeceğiz ve rahat edeceğiz.

Beğenmediklerimizi ihbar edebileceğimiz bir alo hattımız bile var artık; biz ihbar edeceğiz, onlar değerlendirecekler ve gerekli görürlerse filtreleyecekler.

Peki kim bu değerlendirecek olan nadide insanlar?.. bilmiyorum ama az çok tahmin edebiliyorum ve korkuyorum.

Bu yasa için sebep olarak gösterilen “zaralı içeriği” bende sevmiyorum, ama en başta filtrelemek ile bunun önüne geçilebileceğine inanmıyorum. Özellikle o filtreleri aşmanın yine internet te binbir çeşit yolu varken…

November 23, 2007   1 Comment

Gripin – Sustukların buyür içinde

Gecenin bir yarısı, kulağımda müziklerim.. kaptırmış kendimi çalışırken.. aslında dinlemezken çalan şarkıları.. sadece çok rahatsız edenleri Next le geçerken.. onca şarkının arasından fırlayıverdi.. bu hüzün ve acı kokan ayrılık şarkısı;

bencil,
ruhsuz
ve boş gözlerle..
karşımdasın yabancı halinle!
bu ilk değil,
ama daha önce
bu son demen
bu kadar… koymamıştı niye

Zordur değil mi? Ayrılık bu kadar tazeyken gidenin ardından güzel cümleler kurmak.. hele o “son anı” defalarca tekrar izlerken.. her küçük ayrıntıyı düşünüp yorumlamakla boğuşurken!

November 20, 2007   No Comments

21 ve Cloverfield

21; zeki (ve hafızası kuvvetli) MIT öğrencileri, kart sayma hünerlerini BlackJack masasında sınamak için Vegas a giderler (ve olaylar gelişir).

PS: Digiturk ün efsanevi film info ları gibi oldu değil mi? Beni kahkahadan öldüren bir info vardı “bir grup genc zombi dolu bir ormanda kamp yapmaya karar verir ve olaylar gelişir”… daha fazlası ve güzelleri için kutsal bilgi hazinemiz, eksisozluk!

Vizyon tarihi 2008 Nisanı.. Fragman ise kesinlikle görülmeye değer;

Cloverfield; Oldukça merak uyandıran bir “yaratıklar new york u istila eder” filmi aslında. Hemen “çok klişe” demeden önce el kamerası ile çekilmiş (havası veren) fragmanı izleyin derim. Filmin bu kadar sansasyon yaratması yapımcısından mış; adamın cv sinde Lost ve Alias (ah jennifer) olunca, beyazperdeye ne taşıyacağı merakla bekleniyormuş meğerse.

Bu fragmanı daha kaliteli (mesela HD) izlemek için bu sayfayı ziyaret etmenizi öneririm.

November 18, 2007   No Comments

1 gün – 2 tarayıcı

İnternet tarayıcı (browser) dünyası için çok renkli bir gün idi.. bugün;

Önce java telefonları için yapılmış, bana göre, en iyi tarayıcı olan OperaMini nin 4. nesil sürümü beta lıktan kurtuldu!

Denemek isteyenler operamini.com a ulaşmalarını, ya da resmi blog yazısından detaylı bilgi almalarını tavsiye ediyorum…

İkinci haber, asıl bomba idi kesinlikle… Çok (ama kesinlikle çok) beklenen Firefox un 3. sürümünün alfa lıktan kurtulması idi (evet beta sı bile yeterince merak uyandırdı!).

Gün içerisinde digg e düşen haber liste başı olurken, akşam üzeri mozilla dan yanlışlıkla ftp ye konulduğuna dair haberi geldi…  yoğun ilgiye teşekkür ederlerken, asıl beta sürümünün bu cuma (9 kasım 2007) çıkacağını duyurdular. Sabırsız olanlar için ise; ftp yolu hala açık!

Keyifli sürfler

November 7, 2007   No Comments

Saturno Contro

ya da Bir Ömür Yetmez;

İnsan ister istemez bir yönetmeni diğer filmleri ile kıyaslamaya başlıyor, Karşı Pencere ye göre nasıl dı? sorusu geçti aklımdan! Sonra izlediğimin bir sanat eseri olduğunu hatırlattım kendime ve bir ressamın başka bir tablosuna bakarken aynı fırça izlerini aramaya koyuldum! Buldum da..

Hüzünlü bir aşk hikayesi buldum; Davide ve Lorenzo nun öyküsünü.. ve sonrasında düşündüm kendimce, Brokeback_Mountain bir aşk filmi miydi gerçekten?.. kesinlikle hayır. Peki o kadar sansasyon neydi?

Bir sahne var filmde, beni çok etkileyen.. Aşağıdaki şarkının bir an durup yeniden başladığı… Biran yaşam ile ölümün birbirine karıştığı;

November 4, 2007   No Comments

Netflix

Bir internet şirketi.. abd merkezli bir film dvd si kiralama şirketi aslında. İlk kurulduğu senenin ortalarında idi sanırsam, yılını hatırlamıyorum, ama bana sevgili Murat bahsetmişti ilk defa. Merak edip web sayfalarına girip dolaşmıştım.

Fikirleri, basit ve başarılı idi.. Aylık bir ücret karşılığında belli sayıda dvd alabiliyorsunuz. Elebtte ücret arttıkça elinizde tutabildiğiniz dvd sayısı da artıyordu. Önce net ten beğendiğiniz filmleri listeliyor sonrada postacının yolunu bekliyorsunuz. İşin en cazip kısmı ise, filmler dilediğiniz sürece sizde kalıyor.. evet; ama (bir ama var elbette) listenizdeki diğer filmleri istiyorsanız, elinizdeki dvd leri netflix in gönderdiği zarflara koyup (ücretsiz) geri göndermeniz gerekiyor ki.. devamı gelsin.

Dediğim gibi basit bir fikir değil mi? Ama çok başarılı gerçekten.. Beni en çok şaşırtan bu işi normal posta ile yapıyor olmaları idi.. kurye yok, kargo yok.. Türkiye de benzerleri çıktı bu arada; kurye li.. şehir bazında elbette!

Blockbuster, aynı ülkenin, aynı işi yapan, ama mağzaları ile yapan devi.. sarsıldı! Evet tek bir şirket, bir tek mağzası olmayan bir şirket bu devi salladı ve hatta (son okuduklarıma göre) mağaza kapatmaya yöneltti. Biliyorum sırf netflix etken değil bu durumda, internet ten tutun da apple tv gibi sihirli kutulara kadar pek çok etken var elbette.

Bu ülkede herkes ülkeyi nasıl kurtaracağını bilir değil mi; merak ediyorum netflix gibi bir şirketi Türkiye de kurup devlerin karşısına dikebilir miyiz? (kabul, biz hergün dvd kiralayıp izleyecek kadar zengin bir topluluk değiliz) Ama en başta posta sistemimizi düşünün.. mümkün mü? Hayır!

Ya da son günlerde herkesin bir köşesinden bulaştığı (ve yeni msn dediğim) facebook gibi bir şirketi bu topraklarda büyütebilir miyiz? O nu sadece 4 küsür senede 15milyar dolara satabilir miyiz? Bu internet altyapısı ile.. mümkün değil. Ya da google.. 9 senelik mazisi var sadece ve borsa değeri 200 milyar$. Bu ülkede hangi doktora tezinin (google algoritması stanford da yapılmış bir tez idi) bir internet devi olma şansı var?

Biliyorum hepimiz kaç zamandır ırak ta olan olaylardan dolayı, ve son dönemde canımızın çok yanmasından dolayı, bütün bu şirketleri topraklarında doğuran ülkeye kızgın ve kırgınız. Bence haklıyız da! Ama ekonomik olarak güçsüz olduğumuz sürece, masadan kaybetmiş olarak kalkmaya mahkumuz. 

November 3, 2007   No Comments