Sezen Aksu – Bu Gece
Kapıdan içeri girdiğinde yine gözleri ışıl ışıldı belki, kokusu, sevgisi aynıydı belki.. ama o bakışlarda öyle birşey yatıyordu ki! Gözlerini görür görmez anlamıştı gözlerim; o kollarımda geçireceği son gece için gelmişti. Yarın yoktu önümüzde, sadece bu gece vardı.. ayrılık kapıyı sessizce çalmıştı. Oysa aşk hiç bitmeyecek bir hikaye değil miydi? Kim hangi zaman kandırmıştı ve ben böylesine çaresizce yakalanmıştım bu ayrılığa! Oysa söylememişti bile daha, sadece gözlerinden okumuştum yüreğinden geçenleri. İçimde kabaran denize inat sustum o gece; ne ayrılığa itiraz ettim, ne de önümdeki son geceye. Hiç bitmemesini, güneşin hiç doğmamasını, sabahın asla gelmemesini dileyerek kollarımın arasına aldım onu.
(bir ara elimden düşmeyen bir kitaptan aklımda kaldıkları hali ile alıntıdır!)
Al beni,
götür kanatlarında bu gece
Uçurup diyar diyar
sev beni sevilmedigim kadar
Unuttur yalnız yaşadıgım her geceyi öyle gelGör beni,
bulup karanlıklarda sar biraz
Ki dogmasın sabahlar,
al sevgim hiç vermedigim kadar
Unuttur yalnız yaşadığım her geceyi öyle gel
hangi kitap bu? içlendim birden…
yıllar once (~10-12) dogum günümde hediye edilen bir polisiye idi, ama ne adını ne de yazarını hatırlıyorum malesef :(
böyle polisiye mi olur? hadi onu geçtim, çocuğun psikolojisi bozulur…
Yahu.. casusluk romanı idi.. hem o zaman ben çocuk değildim (yaşlandık be canım.. bak 30 oldum neredeyse)
Adam casustu ama kalbi de vardı işte, James Bond un çıtır halleri gibi aşık oluyordu (bakınız casino royal)