Lifelog of Musa Yılmaz

Bu çocuktan korkulur..

Hepimizin kabusu; ağlayan bir çocuk.. ama bu seferki cidden çok komik.

October 8, 2007   No Comments

nereye koşuyoruz?

Dönem dönem çok bunalıyorum! Özellikle medyada okuduklarımdan.. yaklaşık 2–3 ayda bir başıma geliyor bu durum. Öyle korkunç şeyler okuyorum ki, dehşete düşmekten öte insan olduğumdan bile utanıyorum bazen. Bu haber bonbardımanında beni en çok yaralayan ise bütün bu dehşetin ortasında giderek sinir uçlarımın hissizleşmesi, giderek ölümlere, acılara ve safalete alışması. Sonunda duyarsız bir adam olup çıkmaktan korkuyorum.

Son bir haftayı düşünüyorum da;

Kendimi bildim bileli varolan terör kaç can aldı geçen hafta, hepsi benden genç kaç insan öldü.. ailelerini ne teselli edebilir artık, ya da toplumsal hafızamıza artık iyice kazınan bu düşmanlığı nasıl kapatabiliriz artık?

İstanbul da minnacık bir çocuk kuduzdan öldü.. ve aynı istanbul un diğer ucunda avrupanın ilk nba mağzası açıldı, dünyanın en pahalı markaları yeni alışveriş merkezinde yer kapmak için yarıştı. Biz hangi coğrafyaya aitiz? Zengin bir batı ülkesi miyiz, yoksa çocuklarını hala kuduza kaptıran bir doğu ülkesi miyiz? 

Din adına kafalarına şiş sokanlardan daha vahimi, aynı sebepten dolayı alkolik hastaları tedavi etmek istemeyen doktor adayları varmış dünyada! Ya da aynı sebepten dolayı doğum kontrol hapı satmak istemeyen eczacılar varmış.. aynı yerkürede!

Dünya nereye gidiyor diye endişeleniyorum yine! Belkide bende ucuz magazin ve bol tüketim girdabının yumuşak kollarına bırakmalıyım kendimi. Herşeye boşverip, kimbilir belkide insan olmayı bile unutmalıyım.

Çok sevdiğim bir Can Dündar yazısı olan Yağmurdan Önce den alıntı yapmak istedim;

Toplumsal ortalama, çağı yakalayamamışsa siz tek başınıza çağ atlayamazsınız.

Çünkü refah da aşk gibidir, paylaşıldıkça güzelleşir.

October 8, 2007   No Comments