Posts from — September 2007
WP 2.2.2 hata veriyor :(
WordPress e bu 2.2 sürümü hiç iyi gelmedi, daha önceki türkçe karakter hatasından sonra şimdi de “can not modfy header” ile çileden çıkarttı beni..
Yorum yazıp göndermeye çalıştığınızda da karşınıza çıkıyor ki; çok rahatsız ediyor; ama bereket yorumlar bana ulaşıyor..
Kanımca yine karakter sorunu, ama henüz çözemedim.. şimdilik bu rahatsızlıktan dolayı özür diliyorum.
September 20, 2007 No Comments
Yeni sezonu beklerken..
Benim gibi merakla bekleyenlere duyrulur!
Grey’s Anatomy; 4. sezon - 27 Eylül 2007 (Perşembe)

Heroes; 2. sezon (Generations) – 24 Eylül 2007 (Pazartesi)
Az kaldı, hem de çok az!
September 20, 2007 1 Comment
Hayatta kalma kuralları..
“Ne için?” diye sormayın ; çok sevip terkedemeyenler için…
Altın Kural: iftar saatini öğrenin ve bir kenara not edin! Unutmayın ki bu saat ay süresince değişmekte, yaklaşık hergün 1–2 dakika kadar kaymaktadır. Ay başındaki ile sonundaki saat arasında 30–45 dakika oynayabilmektedir.
Ulaşım: iftar saatinin yaklaşık 1 saat öncesine kadar sakın yollara düşmeyin. Dolmuş, otobüs, vapur vs.. sakın binmeyin, havasızlıktan boğulursunuz. Araba ile de sakın ama sakın yola düşmeyin; malum aynı trafik canavarları bu sefer aç olarak yollarda dolaşıyor olacaklar. O yüzden bulunduğunuz yerde, iş ise iş, ev ise ev sakın bir yere kıpırdamayın. Dışarıda iseniz bir yerlere sığınmanızı öneririm; hatta bulursanız en güzeli bir kitapçıdır. Hem zaman geçirebilirsiniz, hem de kimsenin iftardan önce aklına kitap-dergi-cd almak kesinlikle gelmeyecektir.
Akşam yemeği: bakın bu konuya iki türlü yaklaşabilirsiniz. Öncelikle akşam yemeğinizi dışarıda yiyecekseniz, iftar dan 1 saat kadar önce rahat rahat yiyebilirsiniz (dedim ya altın kural saati bilemktir diye). İftar saati öncesinde genellikle yemekler bol miktarda ve taze olarak çoğu yerde bulunmakta, iftar saatini geçtikten sonra da rahat yemek yiyebilirsiniz ama; kalanlara talim etmek durumunda kalmanız içten değildir. Bununla birlikte, servis te o saatin getirdiği yoğunluğun yorgunluk izleri ile savaşmak durumunda da kalabilirsiniz. Diğer alternatif ise, iftar promosyonlarını takip etmekten geçiyor. Çoğu yerde oldukça indirimli paket seçenekleri bulunmakta ki; 5 dakika herkes ile beklemeyi göze alıyorsanız (aksi halde büyük kabalık olacaktır) bol bol faydalanabilirsiniz.
gece davulcusu; dilerim sizin evin önünden geçmiyordur ama, eğer geçiyor ise bir kaç balon içerisinde su bombası hazırlayabilirsiniz. Gece karanlığında yapılacak olan birkaç atış denemesi (görünmemeye önem verin) ile ya sizin evin önünde çok durmaması gerektiğini öğrenecek, ya da (en güzeli) sokağınıza bir daha uğramayacaktır. Rahat olmamakla birlikte kulak tıkaçı takmak daha insancıl bir çözüm olacaktır sanırsam. Unutmadan, aynı insanın bayram günü kapınızı çalıp sizden verdiği tüm bu rahatsızlık (pardon hizmet ti değil mi) karşılığında para da isteyeceğini de sakın ama sakın unutmayın!
Güllaç ve pide; her dikenin bir gülü vardır değil mi?
Not: Bu yazının amacı kimseyi incitmek ya da herhangi bir düşünce ile dalga geçmek değildir. Amaç sadece birazcık tebessüm edebilmektir.
September 18, 2007 No Comments
Eskişehir e gidiyorum
Kaçıyorum ben yine ankara dan.. bu sefer çok uzağa değil ama, eskişehir e gidiyorum.
Bugün yine haberini okudum, hızlı tren deneme sürüşlerinde saatte 303 km ye ulaşmış.. Ben malesef otobüs le gideceğim (şimdilik).. ve şimdilik 3 saatte aşacağım yolu.
Hızlı trenimiz başladığında 55 dakika olacakmış yol! Vay be..
Hattın istanbul a varmasına daha çok olsada… hevesle bekliyorum 2 kentin trenle kavuşmasını!
Bir Sezen şarkısı var yine dilimde; Deliveren albümün son şarkısı, Ferzan Özpetek in Kutsal Yürek (Cuore Sacro) filminin açılış şarkısı; “Hayat Sana Teşekkür Ederim”
PS: bir Özpetek filmi Sezen siz olur mu?
Acılarım oldu herkes gibi elbet
Herkese kısmet olmayan sevinçlerim
Unutulmayı da göze aldım evet
Hayat sana teşekkür ederim
September 14, 2007 No Comments
23 temmuz sonrası
Şöyle bir göz attım da.. bir süredir hiç politik bir yazı yazmamışım (Evet 12 eylül yazılarını okurken farkettim).
Yaz ortası seçiminden bu yana.. vazgeçmişim neredeyse! Oysa hergün onca haberi, köşe yazısını okumaya devam ediyorum.. Ama işte içimden yazmak gelmiyor.
23 temmuz da hürriyet gazetesi bir manşet atmıştı; “2. tayyip dönemi” şeklinde. Ne kadar haklı bir başlık diye düşünmüştüm. Tek parti iktidarının 2. dönemi başlamıştı ve tek adamın yönetimi altında yaşamaya devam edecektik.
Benim gözümde “tek adamın” yaptıkları çizmeyi çoktan aşmış olsa da.. ortada %47 rakamı kocaman duruyordu. Evet.. her 2 kişiden 1 i bu adamı sevmiş ve oy vermişti! 5 kuruşa fındık aldıkları fındıkçılardan başlayarak, herkes ama bir dönem zılgıt yiyen herkes in yarısı oy vermişti.
Oğlu yarım milyon dolara yat almış; aferin denmişti.. ya da kutsal saydıkları “analarına” laf atılmış ama teşekkür etmişlerdi.. Zaten kıt olan toplumsal aklımız sanırsam iyice ufalmış, kuş olmuştu.
Biliyorum! Şu şehirde kapalı bir çevrede yaşıyorum. Ama bu gazeteleri, haberleri sadece ben mi okuyorum? Mümkün mü? Evet mümkün müş?
Yaz ortası seçiminden bu yana, bu ülkede “azınlık” olarak görüyorum kendimi; eline geçirdiklerini okuyan, okudukları hakkında düşünen ve düşündüklerini uç uca ekleyip yorum yapabilen bir azınlığın parçasıyım. Malum demokrasi dediğiniz şey de, çoğunluğun demokrasisi değil midir?
September 12, 2007 No Comments
2 x 12
Bugün darbe nin 27. yıldönümü…
Kim biliyor… kim hatırlıyor? diyenlere iki adet yazı öneriyorum;
Can Dündar’dan “Eylül’ün 12’si”
Şöyle 10 yıllık dilimlere bölsek cumhuriyet nesillerini, her birine bir sevinç kırıntısı düşer yine de…
Cumhuriyetle doğduysanız delikanlılığınız 40′lara denk gelir. 48′liyseniz “Beyaz ihtilal”in tanığısınızdır.
58′liyseniz “Anayasa devrimi”ni tatmışsınızdır.
68′liyseniz çocuksu bir coşkuyla kol kola yürümüşsünüzdür sokaklarda…
88′liyseniz zaten boş vermişsinizdir sorunlara…
Bütün bu “liler” içinde 78′lilere bir dirhem umut ışığı düşmemiştir.
Ece Temelkuran’dan “12 Eylül’leri kutlu olsun!”
Türkiye’de artık din veya siyasal İslam ilgili söz söylemek orduyla ilgili söz söylemekten daha zor hale gelmiştir. Bu, yeni darbedir. İçinden geçtiğimiz günler, 12 Eylül darbesinin yeni, geliştirilmiş yüzüdür. ….., bu iktidar 12 Eylül çocuğudur. Hem de darbenin en sevdiği çocuğudur. Uluslararası sermaye ve Büyük Orta Doğu Projesi tarafından desteklenen; muhafazakârlaştırılmış, alternatifsizleştirilmiş toplumun örgütlü olarak sorgulayamadığı bir darbe iktidarıdır tecrübe ettiğimiz.
September 12, 2007 No Comments
Beni Anlama
1997 yazından kalma bir şarkı var bu gece kulaklarımda… O yaz, o yolda o kadar çok dinlemiştim ki bu albümü… Bu gece bile gözlerimi kapatınca, kendimi (hala) antalya-kemer yolunda buluyorum!
Baksanıza 10 sene geçmiş üzerinden..
(Malesef böylesine güzel bir şarkının hiç videosu olmamış.. Ama youtube aşıklarından biri sağolsun, yukarıdakini hazırlamış.)
Şarkının bana en çok dokunan kısmı, elbette sözleri ..
Aşk incelik ister canım hoyrat olma
Beni böyle sev değiştirme boşver anlama
Bir güç savaşı değil bu kendi haline bırak
Galibi yoktur ki hiç aşk bu unutma
Keşke anlatabilsek değil mi? Güçler savaşının ne kadar anlamsız olduğunu, bütün bu “sevdiğini değiştirme” sevdasının ne kadar yorucu olduğunu! ve de aslında o ilk başta sevdiği kadın/adam dan uzaklaştırmaya çalıştığını..
September 10, 2007 1 Comment
Almaz, Tenedos ve Ayça
Ankara da.. Arjantin caddesi.. cadde nin başlarında.. Nurol un binasının hemen karşısında sakin bir sokak var.. birkaç adım mesafede ise Tenedos isimli harika bir mekan var!
Tenedos; bozcaada nın eski adı imiş.. sanırsam yunanca…
Geçtiğimiz perşembe akşamı, bozkırın ortasındaki adaya, sevgili Ayça yı dinlemeye gittik. O’nu ilk defa jazz söylerken dinledim.. Bayıldım! O’na jazz ın bu kadar çok yakıştığını hiç bilmiyordum.
Almaz; benim için gecenin şarkısı idi… Ayça nın sesinden dinlemek ise muhteşemdi..
Almaz, pure and simple
Born in a world where love survives
Now men will want her
Cause life don’t haunt her
Almaz, You lucky lucky thing
Ayça yı dinlemek isteyenlere, Tenedos a gitmeleri elbette tavsiye olunur.. Denize açılmaktan korkanlar için ise, Ayça dan “I have nothing” …
September 8, 2007 2 Comments