Lifelog of Musa Yılmaz

Hayatta kalma kuralları..

“Ne için?” diye sormayın ; çok sevip terkedemeyenler için…

Altın Kural: iftar saatini öğrenin ve bir kenara not edin! Unutmayın ki bu saat ay süresince değişmekte, yaklaşık hergün 1–2 dakika kadar kaymaktadır. Ay başındaki ile sonundaki saat arasında 30–45 dakika oynayabilmektedir.

Ulaşım: iftar saatinin yaklaşık 1 saat öncesine kadar sakın yollara düşmeyin. Dolmuş, otobüs, vapur vs.. sakın binmeyin, havasızlıktan boğulursunuz. Araba ile de sakın ama sakın yola düşmeyin; malum aynı trafik canavarları bu sefer olarak yollarda dolaşıyor olacaklar. O yüzden bulunduğunuz yerde, iş ise iş, ev ise ev sakın bir yere kıpırdamayın. Dışarıda iseniz bir yerlere sığınmanızı öneririm; hatta bulursanız en güzeli bir kitapçıdır. Hem zaman geçirebilirsiniz, hem de kimsenin iftardan önce aklına kitap-dergi-cd almak kesinlikle gelmeyecektir.

Akşam yemeği: bakın bu konuya iki türlü yaklaşabilirsiniz. Öncelikle akşam yemeğinizi dışarıda yiyecekseniz, iftar dan 1 saat kadar önce rahat rahat yiyebilirsiniz (dedim ya altın kural saati bilemktir diye). İftar saati öncesinde genellikle yemekler bol miktarda ve taze olarak çoğu yerde bulunmakta, iftar saatini geçtikten sonra da rahat yemek yiyebilirsiniz ama; kalanlara talim etmek durumunda kalmanız içten değildir. Bununla birlikte, servis te o saatin getirdiği yoğunluğun yorgunluk izleri ile savaşmak durumunda da kalabilirsiniz. Diğer alternatif ise, iftar promosyonlarını takip etmekten geçiyor. Çoğu yerde oldukça indirimli paket seçenekleri bulunmakta ki; 5 dakika herkes ile beklemeyi göze alıyorsanız (aksi halde büyük kabalık olacaktır) bol bol faydalanabilirsiniz.

gece davulcusu; dilerim sizin evin önünden geçmiyordur ama, eğer geçiyor ise bir kaç balon içerisinde su bombası hazırlayabilirsiniz. Gece karanlığında yapılacak olan birkaç atış denemesi (görünmemeye önem verin) ile ya sizin evin önünde çok durmaması gerektiğini öğrenecek, ya da (en güzeli) sokağınıza bir daha uğramayacaktır. Rahat olmamakla birlikte kulak tıkaçı takmak daha insancıl bir çözüm olacaktır sanırsam. Unutmadan, aynı insanın bayram günü kapınızı çalıp sizden verdiği tüm bu rahatsızlık (pardon hizmet ti değil mi) karşılığında para da isteyeceğini de sakın ama sakın unutmayın!

Güllaç ve pide; her dikenin bir gülü vardır değil mi?

Not: Bu yazının amacı kimseyi incitmek ya da herhangi bir düşünce ile dalga geçmek değildir. Amaç sadece birazcık tebessüm edebilmektir.

September 18, 2007   No Comments