Lifelog of Musa Yılmaz

Posts from — July 2007

Özür ve Merhaba

Bir süredir (hem de uzunca bir süredir) yazamadım.. o yüzden özür diliyorum öncelikle (ama haklı sebeplerim vardı!)

PS: Sevgili Ayşe.. mesajını aldım :)

Çok deli bir temmuz geçirdim.. bir doğumgünü (pardon iki), bozuk bir laptop, sürekli daha da yoğunlaşan işler, bitmeyen, bunaltan bir sıcak ve yılın beklenen olayı: su kesintisi… harika değil mi?

Bilgisayarım sıcaklara daha fazla dayanamadı ve pes etti.. bir gün açılmamaya karar verdi ve öyle kaldı.. bütün verileri taşımak ve beni (sıcacık) odama daha da sıkı bağlayan bu desktop a mahkum olmak zorunda bıraktı. Oda demişken.. bu sene cidden çok sıcak.. Normalde kuzeye baktığından yazları serin olan ofisim, bu sene pencere ve kapı açıldığında bile sauna ortamını aratan bir ısı seviyesine sahip ki… su kesintisi de tuz-biber oldu anlayacağınız.

Doğumgünüm şahane idi.. pasta nın üzerindeki rakam şeklindeki mumlar ilk önce 3 ve 2 şeklinde gelse de (ani bir hareketle 2 ve 3 sırasına girdiler ben görmeden).. quickchina da (evet yine orada) çok keyifli idi! Hayır elbette 23 olmadım ama.. yaşlanıyoruz işte!

Yarın (su kesintisinin ilk günü) kaçıyorum bu şehirden.. sevgili laptop umu her yaz gittiği istanbul a, servisine taşıyacağım (Ben bu toshiba yı sağlam olur diye aldım ya, hala ona yanarım). Bu sefer bir delilik yapıp, çengelköy sırtlarına vurmayacağım kendimi ama! Sabah çayımı içmeye çınaraltı na gidip, adam gibi bir taksiye binip servisin yolunu tutacağım.

Sonrasında…? İstanbul.. bekle beni geliyorum; ah nasıl da özledim!

Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir karadelik
Yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

July 31, 2007   No Comments

Ankette son nokta!

Seçim anketi haberlerinde son noktayı sevgili Yılmaz Özdil dünkü yazısında koyuvermiş..

Yazıyı okurken bir yandan “hah bende hep bunu derdim” derken, bir yandan da kocaman kahkahalar atıyordum :)

Hayranım bu adamın ince esprileri ile süslü muhteşem yazılarına.. takip etmeyenlere şiddetle öneririm!

July 14, 2007   1 Comment

Kerem Bayar – Yok Benzeri

Kaç zamandır bu yazıyı yazacaktım, önce albümü alayım dedim… bulamadım bekledim bir süre, sonra aldım ama dinleyim iyice dedim.. derken bugüne kısmet oluverdi.

Haziran sonu, mezuniyet töreni akşamı bir telefon alıverdim, çok eski ve çok sevdiğim bir arkadaşımdan.. Kerem den! Haber beni yerimden zıplatacak kadar heyecan verici idi. (ilk önce evlilik gelsede aklıma, ikinci tahminde tutturdum): albümü çıkıyormuş, videosu tv de yayınlanacakmış, web sayfası hazırmış.. vs vs.

Önce küçük dilimi yutsamda, kendime geldikten sonra ankara da albüm avına çıkıverdim. Küçük çaplı bir seferberlik ilanından sonra, geç te olsa antalya dönüşü ulaşabildim albüme (sonunda). İlk video benim favori şarkıma olmasa da, müzikal açıdan çok başarılı ve zengin bir şarkıya çekilmiş;

Kerem, benim anadolu lisesi hazırlığından, 18 senelik arkadaşım.. canım; öyle çok emek ve öyle çok heyecan katmış ki yaptığı işe, o enerjiyi paylaşmamak, hissetmemek mümkün değil gerçekten.

Çok şık bir tasarıma sahip bir web sayfasıda var kendi adına yine (www.kerembayar.com), sayfa üzerinden albümdeki tüm şarkıların 30 ar saniyelik kısımlarını dinleyebilirsiniz. Albüm konusunda objektif olmam mümkün değil sanırsam; ben bayıldım, kaç gündür sürekli dinleyip duruyorum, beğenirseniz lütfen gidip sizde alın. Büyük plak şirketlerine inat, kendi başına emek ve sevgi ile bu işe sarılmış dünya tatlısı bir adama destek olursunuz inanın. 

July 13, 2007   2 Comments

Transformers a sakın gitmeyin!

Sakın ama sakın… Ben bir hata yaptım, bari siz yapmayın diye bu yazıyı yazıyorum.

Aslında imdb deki puanına aldandım (ilk defa imdb de fos çıktı ya, 30 küsür bin oy almış ama yine de fos işte), keşke beyazperde deki sinekritik i okusaydım, o yazıyı okusaydım değil salona girmek, gişeye bile kolay kolay yaklaşmazdım. 

Öyle çok film izlemiş bir sinema gurusu, izleyeni, eleştirmeni.. vs sayılmam, kendimce bir sinema zevkim vardır; avrupa filmlerine bayılır, amerikan sinemasına ise genelde dikkatle yaklaşırım. Fakat, hangi film olursa olsun sanattır derim ve yapılana ve emeğe her zaman saygı duyarım/duyardım. Nasıl bir tiyatro oyununu izlerken çıkıp gitmek sahnedekilere hakaret etmekle eş ise, sinemada salonu terk etmeyi de aynı şekilde görürüm.

Bu film de ise bir ilk yaşadım ve ikinci yarısını izlemek için aradan sonra salona geri dönmedim.. düşünün artık ne kadar kötü bir film olduğunu..:(

July 13, 2007   2 Comments

Temmuz değerlendirmesi

Tam sene sonu sayılmaz belki ama.. doğum günüm yaklaşırken geçen yılın hesabını yaparım hep kafamda. Eksiler bir kefeye, artılar bir kefeye… ikisine de sığmayanlar başka bir kefeye! Neler yaşadığımı düşünür yılın en önemli olaylarını belirlerim çoğu zaman, ve en önemlisi neler öğrendiğimi ve geçen sene de nasıl, ve ne biçimde değiştiğimi değerlendirir; sonrasının çizgilerini belirlerim. Yapılacak olanlar, düşünülecek olanlar, bir daha düşünülmeyecek ve yapılmayacak olanlar… diye.

Bazen ağır gelse de bu eylem, benim için artık vazgeçemeden yinelediğim bir temmuz ritueli oldu çıktı.

Bu sene ise iyiyden iyiye zor geçiyor “temmuz değerlendirmelerim”… Geçen senenin hesabını vermek oldukça güç geliyor. Güç demişken, güçler savaşından çıkmış gibi hissediyorum kendimi (belkide çıkamadım hala). Kendimize kurduğumuz hayatlarda onca insan, onca başka hayat var çevremizde, ve bu hayatlar ile görünmeyen halatlar ile iç içe geçmiş, karmakarışık olmuş bir ağ gibi sarılıyız. Herbiri ayrı ayrı umut besliyor, hayal kuruyor, ama talep ediyor, ama mutlaka birşeyler bekliyor… ve asılıyor ipin ucuna. Güveniyorsa eğer ipin diğer ucundakinin kolay kolay yıkılmayacağına, sımsıkı da sarılıveriyor.

Bu sene etrafımdaki tüm o ipleri ansızın bırakmayı düşündüğüm bir gece, göründüğüm kadar güçlü olmadığımı hissettim.. Sanırsam geçen sene beni en çok sarsan olay da bu oldu. Bir yandan ayakta kalmaya çalışırken, bir yandan da tüm o beklentileri karşılamaya çalışmak; zor (ama cidden zor) geliverdi işte.

Şimdi o geceyi düşünürken, belki de ipleri çoktan bırakmalıydım diyorum… belki de daha gevşek tutup, “daha bencil” bir adam olarak devam etmeliydim yola. Bunu hangi kefeye koyacağımı ise hiç bilmiyorum.

July 11, 2007   No Comments

Temmuz geldi

Ayların en güzeli geldi yine.. sıcağıyla geldi belki, ama iyiki geldi işte! Bereket ankara geceleri serin.

Bunca işin arasında tatil bana (çok ama çok) uzak görünse de, yeni bir yüzme şortu alıverdim geçen hafta. Aklımda deniz hayalleri (ve kulağımda dalga sesleri ile) arada çıkartıp bakıyorum o zamandan beri :)

Geçen haftasonu evimde, antalya da idim… döndüğümden beri ısrarla “tatil den gelmedğimi” savunsam da kimseyi inandıramadım. Neden se herkesin aklında antalya = tatil olmuş iyice.

Bizimkilere teknoloji yatırım(lar)ı yaptıktan sonra (ve elbette evdeki tüm elektronik cihazlar ile ilgilendikten sonra) geri döndüm. Yolda yeni favorim “iki aile” dizisini (1. sezonu, çok keyifli … ısrarla tavsiye ederim) ve uzun zamandır izlemek istediğim Cars (arabalar) animasyon filmini izlerken, arada (bol bol) harika dolunayı seyre daldım.

Temmuz geldi ya.. benim alıp başımı gidesim var bu şehirden.. yine.. evet yine! Bu ay bir delilik yapıp, ayın en güzel gününün sabahında kendimi boğazın kıyısında bulabilirim.

Kim bilir?

July 8, 2007   No Comments