Lifelog of Musa Yılmaz

Posts from — June 2007

Rakamlar

Can Dündar ın bugünkü milliyette yayınlanan harika bir yazısı var.. mutlaka (ama mutlaka)okuyun!

Peki kaç cami var?
85 bin…
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?
35 bin…

Çarpıcı mı? Hayır.. elbette degil! Burası insanların dinlerini özgürce yaşayamadıkları ülke değil miydi?

Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon…
8 bakanlığın bütçesi kadar…
22 üniversitenin toplam bütçesine denk

Bu da işin para yönü; paramızın çoğunu silaha, imama harcadıktan sonra.. elde kalan 3 kuruşu da daha iyi insanlar yetiştirmeye harcamak, ya da daha sağlıklı bireyler için kullanmak boşuna aslında.. bo-şu-na! O kadar imam la tanrıya havale etsek, o kalan 3 kuruşu da biriktirir, ülkenin herşeyini satarak bir türlü bitiremediğimiz borçlarını öderiz, degil mi? 

June 21, 2007   2 Comments

Heroes… yeni sezonu beklerken!

Efsane dizi ilginç ama beni tatmin etmeyen bir sezon finali ile ara verince, malum yeni sezonu beklemeye başladım. Doğru söylemek gerekirse diğer bitanem Grey’s Anatomy, 2. sezon sonunu hatırlatan ve 4. sezona dair çılgın fikirler veren, daha şaşırtıcı bir sezon finaline sahipti.. Neyse?

Gelecek sezon sürprizlere açık olsa da, net te dolaşanlar; (ilk sezonu izlemeyenelere tavsiye etmiyorum)

Heroes

  • Sylar ın bin beteri, Kane in ortaya çıkacağı ve Alias ın Sark ı David Anders tarafından oynanacağı.. (kötü karakter için harika bir seçim kesinlikle) ve hatta o final sahnesinde yer alan (kafa karıştıran) böceğin de onun ordusunda bir minik er olduğu!
  • Süperman imiz, kahramanızmız Nathan Petrelli nın (nasılsa) hala yaşadığı!
  • Hiro nun geçmişte, kılıç ustası ile bir süre zaman geçireceği, Bu sırada aşık olup, aşkını da günümüze yanında getireceği!
  • Peter ın son bölümde gerçekleştirdiği geçmişe dönüşler ile Simone ve babası ile daha çok ilgileneceği!
  • (sürpriz.. sürpriz..) Mohinder ın kardeşi Shanti nin hala yaşadığı!
  • Claire in yeni bir erkek arkadaş edineceği.. (elbette o nunda süper güçleri olacak)

Daha fazlasını takip etmek içinse; gayriresmi wiki!

June 19, 2007   No Comments

Altın teknikler mi?

Hurriyet in (sözde) haber sitesini hergün takip ediyorum. Malum elde daha düzgün ü yok.. Aslında var, sabah ın sayfaları en başta “sesli haber” özelliği ve tasarımı ile kesinlikle daha başarılı. Ama sonunda hepsinde okuduğunuz haberler topu topu 3–5, üstelik neredeyse aynı kalemden çıkmışcasına tekdüze.

Neyse, hurriyet te son 1 haftadır kadın-erkek ilişkilerine dair altın öğütler içeren haberler ana sayfayı mutlaka süslüyor; “yatakta onu delirtmenin 20 yolu”, “aşk ın 10 altın kuralı”, “yatakta yeni yöntemler: erkekler” ve benzer başlıklara sahip bol cincellik kokulu cosmopolitan tadında haberler bunlar.

Hatta birinde, hiç unutmuyorum (aradım ama öyle başarısız bir arşivi var ki bulunmuyor), yatakta aşkı keşfetmenin yeni yöntemleri arasında: saten iç çamaşırı, saten yatak örtülerinden sonra, saten iç çamaşırınızı mikrodalga da ısıtınonun donunu dondurucuda soğutun maddeleri vardı! Ağzım bir karış açık kalmıştı! (Hayır o sayfada mutfak tezgahını henüz önermiyorlardı)

Neyse, aklıma yıllar önce ben lisanstayken okuduğum ve unutamadığım (yine cosmo uzantılı hürriyet haberi) geliverdi aklıma. Efendim sevgili (ve çok gerekli) cosmo dünya kızları üzerinde bir anket yapmış ve haftada en çok sevişen bizim kızlarımız çıkmış (2 miydi 4 müydü kaç seferdi hatırlamıyorum).. hatta 2. sıradaki hong kong lu kızlara bile fark atmışlar… ben yıllardır bu anketi dolduran kızların peşindeyim!

Cidden bu haberleri okuyan (var mı diyemiyorum, ben okudum), okuyupta inanan var mı gerçekten? Ve daha da merak ettiğim saten iç çamaşırını mikrodalga da ısıtan var mı gerçekten?

June 18, 2007   5 Comments

WP 2.2 de türkçe sorunu

Muhteşem blog programı wordpress in yeni sürümüne bu akşam (biraz geç kalmış olsam da) geçmeye kalkıştım! Bilseydim 2 saatime malolacağını kesinlikle vazgeçerdim ya.. nereden bileyim; şimdiye kadar 2 tık ile yaptığım tüm o sorunsuz yükseltmelerden sonra böyle birşey ile karşılaşmayı beklemiyordum gerçekten.

Her zamanki gibi sevgili (ve kutsal) fantastico nun “upgrade” tuşunu ve sonraki “next” ini takip ettim! Bereket fantastico kendi yedeklemesini yaptığını belirten uyarı mesajını (her zamanki gibi) çıkarttı.. Ben de her zamanki gibi hiç önem vermeden olası veritabanı yükseltmesi için anasayfaya zıpladım… O da ne!

Çok şükür saÄŸlığımla ilgili bir ……. henüz yok …..

Korkunç… korkunç ne demek… en sevmediğim şey başıma geldi! Sayfam çince oluvermişti :) ama ben katalan diline pek de hakim değildim.

Dedim ya sevgili fantastico “backup” denen birşeyden haberdar idi… ve biraz da güç olsa da (klasörleri temizle.. veritabanını boşalt, .. sonrasında herşeyi backup tan geri yükle…) sonunda eski sürüme geri dönebildim: ve derin bir oh çekiverdim!

Tamam geri döndüm ama… ilk başta yapmam gerekeni o telaş ile kaçırdığımı fark ettim… Yaşam pınarımız google a altın değerindeki kelimeleri girince sanal dünyada çok da yalnız olmadığı gördüm önce.. sonra sebebini ögrendim.. ama en sonunda çözümünü de buluverdim, hem de çok basit bir çözüm…. ah ah!

wp-config.php dosyasında
define(‘DB_CHARSET’, ‘utf8′); satırını
define(‘DB_CHARSET’, ”); yapmanız yeterli imiş….

Gecenin sonunda ise durum daha da garipleşti: wordpress yüklemelerimden birini 2.2 ye yukarıdaki ince ayar ile sorunsuz olarak yeniden yükseltmeyi başardım (2 dakikadan fazla sürmedi inanın!) Elimde ise fantastico nun 2.2 sandığı bir 2.1 yüklemem kaldı ki sormayın…  (O kadar övdüm ya sonunda ihanet etti bana) bir yandan Placebo dinleyip kara kara ne yapacağımı düşünüyorum şimdi de!

June 12, 2007   5 Comments

Ocean’s 13

Uzun zamandır beklediğim filmi sonunda izledim… önümdeki koltuklardakilerin sürekli yer değiştirmelerinden rahatsız olmadan, ya da yanıbaşımdaki arkadaşlarımın bir dvd uğruna aldıkları devasa (kocaman hatta.. xxl dan bile büyük) patlamış mısır kutusunun (korkutucu) cazibesine bile kapılmadan, bir kere bile kapılmadan hatta .. keyifle izledim. Seyirlik için hoş bir filimdi…. ama… nerede o ilk film!

Oceans13

Eskiden beri çok severim soygun filimlerini.. tv de yakaladım mı herşeyi bırakıp izlediğim kaç an olmuştur kimbilir! Ama Ocean 11 (serinin ilk filmi..) kesinlikle muhteşemdir, o kraldır, sağ gösterip sonunda sol vurandır. Sonrasında 12 yi nasıl bir merakla beklemiş, beklediğimden fazla hayal kırıklığına uğramıştım. Son bir haftadır 13 hakkında şahane yorumlar okusam da (hayır beyazperde.com daki düşük iq lu fragman yorumcularına aldanmayın sakın, açın imdb yi okuyun derim), ciddi bir beklenti ile salona adım atmadım.

İyiki de öyle yapmışım; Al Pacino nun katılması ile kadrosunu iyice güçlendiren Ocean’s 13, harika oyunculukların ve şahane esprilerin dışında benim için en değerli olandan, sıkı bir soygundan, malesef yine yoksun idi!

Unutmadan… filmin diğer büyük eksikliği ise kadın oyuncuların kadro dışı kalmaları kesinlikle! Nerede Julia ya da sevgili Cathy.. Danny ve Rusty nin o gak tan guk anladıkları konuşmalarından birşeyler olup bittiğini ancak tahmin edebildim .. herkes gibi!

June 12, 2007   No Comments

Dove – Evolution (reklam!)

Haberin başlığı geleceğin reklam kültürü olunca merakla tıkladım.. ve aşağıdaki müthiş dove reklamı ile karşılaştım. Söylediklerine göre 50bin dolara malolmuş ama 4 milyon hit almış… (73 saniyelik kısa bir film bu kadar masraflı mı cidden?) 

 Mutlaka bir göz atın.. cidden başarılı bir çalışma olmuş… özellikle fotoşap kısımları :)

 

Artık bir daha hiçbir reklam kadınının gerçekliğine inanmayacağım sanırsam!

En başta da bu sıralarda yol boyundaki reklam panolarında pepsi_max kutusu üzerinden sallanan bacakların gerçekliğine..

PS: Aman beyler dikkatli olun!

June 12, 2007   1 Comment

Fragilidad

Fragile ın ispanyolcası, fırahilidad diye okunuyor kendisi.. Son birkaç gündür kulaklarımda çınlayan şarkının ta kendisi. Sting in o insanın içine uzanıp dokunan fragile şarkısının ispanyolcası yani, yine Sting den dinlemek ise ayrı bir keyif elbette!

On and on the rain will fall
Like tears from a star…
On and on the rain will say
How fragile we are?

Bir yandan da düşünüyorum, ne kadar kırılgan olduğumuzu! Yaşam boyu etrafımıza ördüğümüz duvarların / kabukların aslında camdan olduğunu, ve bir anda paramparça olabileceğini. Kurduğumuz tüm o dostluklar, arkadaşlıklar, aşklar ile sapasağlam bir kale gibi yükseldiğimizi tam da düşünürken, kendimizi camdan bir seranın içine hapsedilmiş, hareket etmekten bile korkar buluvermemizi.

Mitolojik Truva hikayesindeki o yenilmez kahraman Achilles in en zayıf noktası, ölüler ile yaşayanlar dünyasını ayıran Styx nehrine batırılmayan tek yeri olan topuğu imiş. İlginç değil mi; öyle büyük bir kahraman için komik bir zayıflık gibi görünsede sonunu getiren darbeyi de oradan almış.

Peki bizim en zayıf noktamız, camdan kalemizin en ince duvarı neresi?

Kalemizin kapılarını her gelişlerinde sonuna kadar açtığımız, en çok sevdiklerimiz, en çok güvendiklerimiz, camdan duvarların içinde ihanetlerini hiç beklemediklerimiz değil mi?

Bu sebepten değil midir, zaman geçtikçe daha az insana hayatımızda yer açmamız, kaybettiğimiz duvarların yerine yenilerini örmektense kalemizin kapılarını tamamen kapatmamız, ve de içeride kalanlara elimizde kalan tüm güveni ve umudu yüklememiz. Zaman geçtikçe daha da kırılgan olmamız, daha az insana daha çok güvenmemizden degil midir?

June 10, 2007   1 Comment

Kirsten Dunst… Interview with the Vampire?

Vampirle Görüşme filmi hatırlar mısınız? Hani günümüzde bir otel odasında başlayan röportaj ile geçmişe, birkaç yüzyıl öncesine, ve vampirlerin hayatına yapılan yolculuğun öyküsünü anlatan o harika film. Hani Tom Cruise ile Brad Pitt in başrolleri paylaştığı film..

Interview_vampire

Konusunu hatırlayanlar, bu vampir ikilisinin kendi aralarına bir minik kızı kattıklarını hatırlayacaktır eminim. Hani o ölüm döşeğindeyken ölümsüzlük bahşedilen ve sonsuza dek minicik bir bedene hapsedilen kızı! Hani kıvır kıvır saçları kestikçe yeniden çıkan, sonsuz çocukluğundan nefret eden kızı…

Interview-Vampire-Dunst

Bugün okuduğum haber de bu minik kızın Kirsten Dunst olduğunu öğrenince küçük dilimi neredeyse yutuverecektim. Yukarıdaki resimi bulunca kendime ancak geldim. Gerçekten o imiş! (Miss Spiderman?) Kim inanırdı demiyorum.. o zamandan belli imiş diyorum ama! Haber ısrarla Pitt ile öpüştüğünü vurgulasa (ve ben hatırlamasam da) ama filmdeki gözalıcı oyunculuğundan bahsetmese de (klasik türk usulü habercilik yani) 12 yaşında iken ileride çok iyi bir oyuncu olacağının işaretlerini veriyormuş.

Dunst

ve tabiki çok da güzel olacağının!.. degil mi?

June 9, 2007   1 Comment