Lifelog of Musa Yılmaz

Şehrin kalbindeki otoyol

Katrina kasırgası New Orleans ı vurduğunda şehir merkezininin bir helikopterden çekilmiş görüntüsü ekranlarda bol bol boy göstermişti. Hani şu bir otoyol köprüsü üzerinde kalıvermiş insanların olduğu görüntü. O zaman çok şaşırmıştım, fırtınanın dehşetine elbette, ama aynı zamanda köprünün devamında sular altında kalan otoyolun şehrin tam da kalbine doğru gittiğini gördüğümde.

Sonrasında ya da öncesinde, emin değilim, şehir plancı bir arkadaşım kuzey amerikada yolların şehirleşmedeki oranının %50 den fazla olduğunu söylemişti. Düşünmenin ötesinde, kendi gözlerimle gördüğümde bile aklımın almadığı bir gerçekti bu..

Bugün, gün ışığında uzun zamandır  ilk defa kavaklıdere ye gittim… keşke gitmeseydim. Dönüşte o yıllardan beri yürümekten çok keyif aldığım tunalı-kızılay hattını yine bulvar üzerinden arşınlamak istedim. Eskinin 2+2 şeritlik caddesi gitmiş, yerine arka arkaya altgeçitlerin sıralandığı 3+3 lük bir otoyol çıkıvermişti. olan kaldırımlara olmuş, tabiri yerindeyse “kuş kadar” kalmışlardı.

Aklıma Akün den çıkıp, karşı taraftaki otobüs durağına yetiştiğim akşamlar geliverdi önce.. Şimdi geçmeye kalksam son sürat akan arabaların arasına çılgınca dalmak anlamına gelirdi. Bir zamanlar iki yakası birbirine yakın bulvar, şimdi keskin bir bıçakla ikiye bölünmüştü. 

Kanımca şehir karşındakine saygı duymaktır, beklemektir.. trafik ışığıdır, yaya geçididir. Önemli olan araçlar değil, insandır.. öenmli olan “şehirli kültürüne sahip olmak”, aynı mekanı başkalarına saygı duyarak özgürce kullanmaktır. Şehrin ortasına otoyollar açıp, insanlara sınır çizgileri çizmek demek degildir.

Tüm bunları düşünürken aklımda yıllar boyu değişen ankara vardı. 3 milyonluk şehri yıllardır yöneten belediye başkanının otoyol sevdasına bunca yıl kocaman bir şantiye havasında yaşayan kocaman bir şehir…

Bu 3 milyonun çoğunluğu bu belediye başkanını seçti biliyorum.. ama merak ediyorum bu adama oy verenlerin kaçı geçiyor hergün kavaklıdere den! Humanistliğimi kenara kaldırmak ve artık bir elitist olmak istiyorum. Hayatında oturduğu kenar mahalleyi hiç terk etmemiş karacahillerin oyları yüzünden başımızda olan belediye başkanının, ona oy vermeyen semtlere bu işkenceyi, ayıbı, çirkinliği yapabiliyor olması… beni de çileden çıkarttı sonunda.

Evet, herkesin oy hakkı olmamalı.. ya da hayatlarında kavaklıdereyi görmemiş pursaklılardan oy almış bir adam gelip te güzelim kavaklıdere nin içine etmemeli artık. Aklını kullanamayan insanların sandıkla, seçimle işleri olmamalı artık. Elitlerin seçtiği ve yönettiği bir demokrasi istiyorum artık!   

May 18, 2007   5 Comments