Posts from — April 2007
Kıraç – Taş Duvarlar
Kıraç ın Zerda dizisi için hazırladığı şarkılardan biri Taş Duvarlar. Diziyi hiç izlemeyen biri olarak yakın zamanda çıkardığı Efsane dizilerin Efsane müzikleri adlı albümünde keşfettim bu şarkıyı..
Şarkının kendisinden çok giriş kısmında yer alan şiir (diyeyim) etkiledi beni; belkide söyleyen kadının (kim olduğunu bilmiyorum) bu sözleri bu kadar yürekten söylemesinden etkilendim.. !
Ismarlama aşklara tahammülüm yok artık!
Ya beni adam gibi sev, ya da çek git yoluna.
Bir gülüş, bir salınışsa tek verebildiğin, istemez!
Tutku isterim. Ve delice sevmek..
Bir coştu mu dur durak bilmez bir yürek …Yüreğini isterim.
Yürek ister benle sevişmek,
Ya adam gibi, ya da çek git
Hergün biraz daha zorlaşarak çıldırtmaksa niyetin, ama seviyorsan yeter ki,
ki zaten yüreği ortaya koyduk,
tamam o zaman!
Ben bir deli çocuk, ama ısmarlama aşklara tahammülüm yok artık,
Ya adam gibi, ya da çek git…
“ Ya adam gibi tutkuyla sev beni, ya da çek git yoluna” demek te yürek ister güzelim.
April 18, 2007 Comments Off
555K
5. ayın 5. günü saat 5 te kızılay da anlamına gelen bir kısaltma imiş. Ben de açıkcası bugün öğrendim!
Malum kaç gündür 14 nisan mitingine karşı inanılmaz bir karalama kampanyası devam ediyor. İlk önce, gelen çöp postalar ile yalanlar akmaya başladı, önce 5bin kişi ancak vardı denildi, sonrasında da rte (tarihe geçen) “1 milyon ne ki, biz para dan da o kadar sıfır attık zaten” sözünü sarf etti (malesef). o ndan daha başka ne beklenebilirdi ki… yangına körükle gitmemesini mi?
Sonrasında bu sözlü savaş sanal aleme taşında, bölüm listesine gelen eposta da www.kackisiyiz.com adresi yayılmaya başlanmıştı bile. Her ziyaret bir kişi felsefesi ile şu zamana kadar 400bin in üzerinde kişi toplamışlar! (Not: aynı pc den gelen ziyaretleri tek ziyaret saydıklarını belirtiyorlar)
Sayfanın altlarına doğru geçiyor işte 555K tanımı… 27 mayıs ihtilalinin yapıldığı 1960 yılının mayıs ayının 5. gününde saat 5 te kızılay da gerçekleşen cumhuriyet tarihinin ilk sivil hareketinin kod adı olduğunu işte böyle öğrenmiş oldum.
PS: Hatırla Sevgili dizisinde bu eylemden bahsediliyordu… ama kimse kod adını vermemişti!
April 18, 2007 Comments Off
Anketlere inanmıyorum
Malum bu sene genel seçimler var sonbaharda. ama daha sonbahar gelmeden anket yarışı başlayıverdi, sebep malum cumhurbaşkanlığı seçimleri. Yok rte aday olursa akp kaç oy kaybedermiş, yok halkın yüzde kaçı rte yi seviyormuş… uzayıp giden bir liste.
Habercilik anlayışları sabunlama ile kulaktan duyma arasında gidip gelen medyanın yayınladığı hiçbir ankete inanmıyorum. En başta bir anket hakkındaki en temel soruyu, bu anketin kaç kişi üzerinde yapıldığını bile yazmadan yüzdelere geçmelerinden dolayı inanmıyorum. Kaldı ki, bir anketi güvenilir, inanılabilir yapan nerede-hangi semtte, kimlere-hangi ekonomik gruba ve nasıl-telefonda mı yüzyüze mi uygulandığının bilinmesi degil midir?
Aslında anketlere olan güvensizliğim yıllar öncesinden 1994 ten kalma, yine bir seçim sırasında ama bu sefer yerel seçimler vardı ve rte tarihte ilk defa istanbul belediye başkanlığı için adaydı. Eğer yanlış hatırlamıyorsam Zülfü Livaneli de (sanırsam chp den) karşı adaydı.. Seçim öncesi medyaya, ve çılgınlar gibi yayınladıkları anketlere bakıp Livaneli başkanlığına kesin gözüyle bakmamanız mümkün bile degildi… sonrası malum, anketlerde verilen rakamlar degişmedi ama adı listenin sonunda yer alan rte, sandıklar açılınca listenin başına fırlayıp bugünlere kadar geldi.
April 17, 2007 Comments Off
Bowling for columbine
Michael Moore ın efsane filmidir… 1999 da ABD Colorada da Columbine lisesindeki silahlı saldırıyı merkez alıp, akılsız silahlanmanın sonuçlarına harika göndermeler yapan gerçekten güzel bir belgeseldir. Daha sonra Gus Van Sant ın gözünden, o gün yaşananları Elephant filmi ile izlemiş bir kez daha etkilenmiştim.

Dışarıdan birisi olarak bu konuya bu kadar hisli yaklaşmam anlamsız gelebilir belki. Özellikle o yıllarda, amerika bize belki bir okyanus ve kıta dan bile daha uzak gelirken, bu okul katliamı “manyak amerikalılar birbirlerini öldürmüş yine” sosu ile haber bültenlerinde geçerken, bana ne demek kolaydı elbette. Fakat nerede olursa olsun, iki liselinin sebepsiz yere arkadaşlarını öldürmesi, hatta bilgisayar oyunu oynarmışcasına öldürmesi… akıl almaz geliyordu. Bu sebepsiz şiddet ve öfkenin bir sebebi olabilir miydi?
Ben bunun artık dilimize yapışmış olan maneviyat eksikliğinden kaynaklandığını düşünmüyorum. Tüm dünya giderek daha da muhafazakarlaşırken (sadece ülkemizde degil her yerde), yüzyıl başından beri geçen 7 (6.3) senede şiddetin olabildiğince artması, ve hatta kendi okullarımızda (ve liselerimizde) boy göstermesi kanımca bunun en iyi göstergesi.
Daha birkaç gün önce sevgili Buket Uzuner in ağzından “biz bu yüzyılın sonunu göremeyecek insanlar olarak, ‘bu yüzyılın sonu nasıl gelecek?’ diyoruz” u duymuşken, bugün ABD de yine bir okul katliamı oldu. Virginia Tech te 22 ögrenci daha birkaç saat önce öldürüldü. Sebepsiz şiddet bir üniversiteyi vurdu!
İlk aklıma gelen (kesinlikle bencilce) genç kıtada okuyan arkadaşlarım, sevdiklerim oldu. Listemde virgina tech yoktu bereket, ama… utandım sonrasında bunu düşündüğüm için. 22 canın elbet 22 den fazla seveni vardı ve şimdi orada başka canlar yanıyordu.
Sonrasında aklım geleceğe kaydı, ya bizde de olursa? Korktum.. evet! Kendimi en çok güvende hissettiğim yerde, 11 yıllık okulumda böyle bir olay olursa neler hissederim diye düşündüm ve korktum!
April 16, 2007 2 Comments
Swim across the atlantic ocean!..!
Kim demiş programcıların espri yeteneği yoktur diye?
Kıtalar arası yol tarifi almaya kalktığınızda, Google Map içerisinde hoş bir sürpriz sizi bekliyor;
Mesela New York tan Londra ya gitmek istiyorsunuz; “önce düz gidin, sonra I84 e çıkın.. sağa sonra sola dönün, caddeyi geçtikten sonra da atlantik okyanusunu yüzün…”

Üstelik 5500 km boyunca yüzün!
April 14, 2007 Comments Off
Bayrağın altındaki yolculuk
Bugün yüzbinlerce kişi Ankara daydık.. başkente ülkenin dört bir yanından gelip toplandık, tek bir ses olup meydanları, sokakları çınlattık. Bugün çok ama çok güzel bir gündü.. bugün bu ülkenin sahipsiz olmadığının en güzel kanıtı idi.
Sevgili Barış Manço nun diline o çok yakışan sözü var ya; 7 den 77 ye.. işte bugün yolları dolduran kalabalık ta aynen öyle idi.. babasının elini tutan çocuk ta oradaydı, bastonuna dayanmış yürüyen dede de…

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
April 14, 2007 Comments Off
Yarın büyük gün
Evet, yarın ülke tarihindeki en büyük halk eylemlerinden biri, Cumhuriyet Mitingi, var başkent te… Saat 11 de tandoğan meydanında buluşacak olan binlerce (ve hatta yüzbinlerce) insan, bu ülkenin gerçek sahipleri olduklarını hatırlatmak, demokrasiye ve cumhuriyete sahip çıktıklarını haykırmak için yürüyecekler. Sırf ankara dan gelmeyecek bu insanlar, ülkenin dört bir yanından toplanarak ya da kendi başlarına gelecekler başkente. Ulusal medyanın desteklemediği, dini bütün medyanın kösteklediği, hükümetin ise umursamamaya çalıştığı bu eylem eminim çok ses getirecek.
Herhangi bir gösteriye ya da eyleme katılan insanların “anarşist, komünist..” ler ile konuşması, düşünmesi ve hatta yaşaması bastırılmış, sınırlanmış ve korkutulmuş bir kuşaktan biri olarak gidecegim. Dilerim bu eylem, benzer gösterilerin (başkalarının haklarını çiğnemeden yapılan elbet) demokratik bir hak olduğunu ögrenmemize, her sokağa dökülenin kötü olmadığını görmemize sebep olur.
Kim bilir belki bu ülke birgün anarşist in “her eylem yapan kişi” degil de “anarşizme inanan insan” olduğunu öğrenir! kimbilir?
Yarın, bu tarihi günde, sizde yerinizi lütfen alın.
April 13, 2007 2 Comments
Bir asker daha
Arda yı da yolladık askere.. Bugün (ve bu gece hatta) asker ocağında ilk gecesi. Güzel ve sıcak bir söz degil mi asker ocağı? Zor olanı kolaylaştıran, uzak olanı yakınlaştıran o güzel yakıştırmalarımızdan biri. Bir ocak kadar sıcak mıdır bilmiyorum, ama kolay olmadığından eminim.
Eski dostumun asker ocağından açığı ilk telefonunu kaçırmışım… üzüldüm, sesini duymayı çok isterdim.
Bir güzel söz daha var; tanrı kadar uzak, tanrı kadar yakın.. allah kavuştursun! cümleten!
April 13, 2007 2 Comments