Lifelog of Musa Yılmaz

Bir yolculuk, iki film

Hayır iki film birden olmadı tabiki :) Bir filmi gidiş yolunda, bir başkasını ise dönüş yolunda izledim! (Hemen bir Uzuner parantezi açayım ve “aslında her şehire yaptığımız yolculuğun dönüş olmadığını, bizim yokluğumuzda şehrin degiştiğini ve yeni bir şehire geldiğimizi” savunayım)

Haftasonu (ve bayram tatilini) fırsat bilip kaçıverdim ankara dan… biraz akdeniz havası alıverdim, bol bol dinlendim..

İlk önce bu senenin oscar adaylarından Letters from Iwo Jima yı izledim: filmin sonunda “directed by Clint Eastwood” yazmasa filmin rahatlıkla japon yapımı olduğunu düşünürdüm. Bu amerikalılar ilginç adamlar, önce savaş ,yerle bir et, sonra da bol bol filmini çek ve (kısmen) eleştir!

Lettersij

japon ana takım adalarına yakın bir minik adanın adı Iwo Jima. 2. dünya savaşının son yılları (atom bombalarından önce) ve amerikan donanması tüm gücü ile bu minik adayı ele geçirmek için yoldadır. Film adada kalan bir avuç japon askerinin ve başlarındaki generalin delice mücadelesinin öyküsü gibi görünsede, derininde savaşın anlamsızlığını ve kazanan tarafın olmadığını anlatıyor.

Film boyunca taraf tutmakta mümkün degil, ne amerikalıların savaş güçleri ihtişamlı geliyor, ne de japonların deli cesaretleri. Yakaladıkları amerikalı askeri süngüleri ile delik deşik eden japon askerlerini savunmak isterken, bir sonraki sahnede kendilerine teslim olan japon esirleri öldüren amerikalılar ile yüzleşiveriyorsunuz. Adında olduğu gibi filmin merkezinde mektuplar var; savaşta yazılmış, anneye, sevgiliye gönderilmiş (ya da gönderilememiş) mektuplar ile askerlerin aslında birer insan olduğunu dokuyor film.

Dönüş yolunda ise uzun zamandır izlediğim en güzel animasyon filmi olan Renaissance ı izledim. 2054 yılı paris in de geçen (geleceğin paris i olsa olsa böyle olur dedirten incelikte) fransız yapımı şahane bir siyah-beyaz bir animasyon filmi.

Renaissance

Konusu klasik olsa da, dinmeyen enerjisi ve harika çekimleri/çizimleri ile insanı kendisine bağlayan harikulade bir film, rönesans! Avrupalı havasından belki, japon animelerinden pek çok yönde farklı duruyor. Daha doğrusu animelerin o “ben animasyonum” diye bağıran taraflarında sahip olmayıp, daha çok gerçek bir filmi siyah-beyaz çekimle izliyormuş tadına sahip bir film.

Her iki filmi de şiddetle tavsiye ediyorum!

Tagged as:

Leave a Reply

You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>