Nathalie
Şimdi farkettim.. tiyatro için bir kategori açmamışım bu sayfada! Oysa sahne sanatları içinde beni en çok etkileyen o degil miydi? En gerçekçi olan, en derinden acıtan, en yükseğe havalandıran degil midir tiyatro!
Perde açıldı mı, Alice ın tavşan deliğine düşmüşcesine kah bir masal ülkesine, kah dünyanın başka bir ucuna.. bazen de kendi sokağımıza alıp götüren, oyunla gerçegin birbirlerine geçtiği sihirli bir dünya orası. Keşke perde hiç kapanmasa dedirten, sanatın en güzeli… tiyatro.
Dün akşam AST sahnesinde Nathalie yi izledim.. Daracık koktuklarına sığamadığım minicik salonda, koltuğa ve cep telefonunu kapatmayı unutan kör teyzeye inat (nasıl diye sormayın! bende hala çözemedim), keyifle (ve tutkuyla) izledim oyunu.
Zuhal Olcay a olan aşkım (ilk itiraf) aslında çok yeni, birkaç yaz önce mezunlar derneğinin çim anfisindeki o yaz sonu konserinde hayran kalmıştım kendisine. O zamandan beri O’nu sahnede (elbette tiyatro sahnesinde) görmek için yanıp tutuşuyordum. Kısmet dün akşama imiş. Gerçi bunda geçtiğimiz günlerde okuduğum “tiyatro ya bir süre ara vereceğim” haberi de oldukça etkili oldu ama.. çok güzel oldu.
Nathalie; iki kadının öyküsü.. Nancy (Zuhal Olcay) ve Sonia (Tilbe Saran)! Sonia kocasından yeni ayrılmış bir soprano dur, ve intikam almak için fahişe Nancy i tutar. Nancy, Sonia nın kurğuladığı Nathalie karakterine bürünüp eski koca Daniel ile tanışacak, bir ilişkiye girecek ve her buluşmanın ayrıntılarını sonrasında Sonia ya aktaracaktır.
Oyun ilerledikçe sizi insan ilişkilerinin karmaşık dünyasına sürüklüyor; kocasına hiç şarkı söylememiş sopranonun öyküsü, aşık olmak isteyen fahişe nin hikayesine karışıyor… eski kocası ile paylaşamadıklarını (yaşayamadığı tüm o duyguları) kiralık bir kadın üzerinden yaşamaya çalışan bir kadının hazin öyküsü vardı sahnede. ve bence oyunun en güzel kısmı, Nancy in kapanışta söyledikleri idi!
sahnede Zuhal Olcay ı izlemeye gittim belki, ama oyunda beni daha çok etkileyen Tilbe Saran oldu (ikinci ititraf). Sahnede adeta yaşıyordu, tüm bedeni ve ruhuyla Sonia ya nefes alarak, hissederek, dokunarak hayat veriyordu.
Zuhal Olcay a haksızlık etmeyim ama.. Afife Jale ödülüne layık harika bir performansı vardı.. bir itiraf daha (üç etti); fahişe rolünde O’nu görmek gerçekten çok kışkırtıcı idi!
PS: Oyun, metinindeki cinsel içerikten dolayı 16 yaşından küçüklere gösterilmiyormuş. O kadar açık mıydı derseniz? Hayır beni hiç rahatsız etmedi, hatta şimdi düşünüyorum da, o konuşmalar olmasa bu kadar gerçekçi ve güzel olamazdı diye.
March 14, 2007 Comments Off