odtü lü erkek nasıl tavlanır?
Gazete odtülü yü daha bugün keşfettim…
Oldukça tepki alan bir yazıları varmış, ODTÜLÜ ERKEK NASIL TAVLANIR başlığına sahip!
yazıyı mutlaka (ama mutlaka) okuyun.. muhteşem..
Arabam var, Bilkentli miyim neyim erkekleri:…. Sayın bayanlar teşhis noktası için dikkat edin şimdi… Kışın ortası, her taraf kar-buz, ayağınızda iki metre tabanı olan bi bot, zarzor yürüyorsunuz yolda, “aaa bir de ne göresiniz!”: dikey fitilli kazaklı, omzuna bağlı hırka bulunan, bileksiz puma filan ayakkabılı, bol pantolonlu bi cengaver geliyor karşıdan. Bi yandan da bağırıyor bas bas: “ne paltosu ya, araba şurda zaten, donmayız iki dakka yürümekle!” diye görgüsüz!….
Mühendislik versiyonu:… Zaten abazanın da önde gidenidir özellikle makinacıları, yani çantada kekliktir bunlar! Ama bak diyim şimdiden: “zın zın zın!”, yıpratabilirler yani seni… Ne de olsa ilk defa hatun görecek adam hayatında! Medikonun fizik tedavi bölümünden çıkamazsın sonra, ömrün orda geçer!….
Bir saattir deliler gibi gülüyorum yazıya.. ama yorumlara bakınca alınanlar olduğunu da gördüm; yapmayın bre! muhabbet işte. Eski (ve hatta eskimiş) bir inşaatçı olarak “mühendislik erkekleri” ni keyifle okudum; kısmen hak versem de, hepimizin bu kalıba uymadığına da eminim (en başta ben tabiki)!
Bakın bu daha da güzel; ODTÜ’lü Hatun Nasıl Tavlanır? …
Çarşı-tunalı kızları: …. Bi şekilde araba ayarlıyacan yoksa unut bu işi. Tunalı kızları bunlar, bi de halk otobüsüne binip “iki öğrenci” uzatcak değil ya senin kara kaşın kara gözü için… Sonra başucu malzemesi olarak saç jölesi ve spreyi haftada bi alcaksın. Saçlar sürekli janti olcak yani. Hafif de sakal bırak, çok prim yapar bunlara kirli sakal. Sigaran kısa malboro değilse yaklaşma…..
Mühendislik kızları: ….Ulan hasta mısın? Hatun ne gezer mühendislikte? Hele makinada elektronikte inşaatta falan… Yanlış görmüşsündür sen! Ya da öğrenci değildir, hizmetli, muhasebeci falandır o! En son hesaplıyodu bizim arkadaşlar. Makinada 150 gram kız düşüyomuş erkek başına. Amman diyeyim!
Sonrasında ise 8 maddelik bir tavlama yöntemi var ki.. yazan Onur Görünmez i tebrik etmek istiyorum!
PS: daha geçenlerde ögrendim. hoccam.com diye odtü nün bir “social network” ü olduğunu. 7bin küsür üyesi ile Facebook un odtü versiyonu! Kim kimin arkadaşı, kim kime hasta olmuş, hakkında ne yazmış… kim kimi tıklamış… vs vs.. Şaştım kaldım! İnternette sosyalleşemeyen (daha doğrusu bunun sosyalleşme olduğuna inanmayan) bir kuşaktan olduğumu bir kez daha anladım.
March 10, 2007 Comments Off
25 kişi ülkenin %9 u eder mi?
Forbes un 500 lük “en zengin” listesine göre ediyormuş!
gurur duysak mı bilmiyorum! bir önceki listeye göre zengin sayımız epey artmış, hatta japonları bile geçmişiz bu konuda. (sonunda bir işte geçtik ya.. şükürler olsun..!)
Toplam 25 çok (ama çok) zenginimiz, ülkenin toplam gelirinin % 9 unu götürüyormuş, biz kalanlara (60 milyon eksi 25) da kalan % 91 düşüyormuş.
Nasıl? Oldukça adil degil mi?
İşin en güzel tarafı, zengin sayımızın tüm bu kötü ekonomik durum içerisinde artabilmesi.. buna da artık “türk mucizesi” demeliyiz!
Sevgili Can Dündar dan bir alıntı yapmak istiyorum (yine), çerçeveletip asılacak kadar kıymetli, ölümsüz bir yazı olan “yağmurdan önce” den;
Ece Ayhan yıllar önce yazmıştı, “sizin yaşam standardınızı, yaşadığınız ülkedeki hayat vasatı belirler” diye…
Ortalama hayat sefil bir düzeye inmişse, evinizin çevresine çelik duvarlar da örseniz nafiledir…Bir sabah, yalınızın önünde, komşu gecekonduların kanalizasyon artıklarını buluverirsiniz. Altın kaplama musluk takımlarınızdan su akmaz , milyarlık otoyollarınızda sol şeritte seyreden bir at arabasını sollamak için yırtınırsınız. Avustralya’dan modem aracılığıyla geçmeye çalıştığınız “Çağ Atladık” başlıklı yazı, kenardan akan derenin taşması sonucu elektrikler kesildiği için gazeteye ulaşamaz.
Toplumsal ortalama, çağı yakalayamamışsa siz tek başınıza çağ atlayamazsınız.
Çünkü refah da aşk gibidir, paylaşıldıkça güzelleşir.
March 10, 2007 Comments Off