Çinici herdaim savaşta!
Behruz Çinici, benim ODTÜ nün mimarı olarak (kısmen) saygı duyduğum bir insan. En güzel eserini mimrlık fakültesine yapmış olsa da, şu anda çalıştığım (ve kısmen de yaşadığım) bu binanın mimarı aynı zamanda.
Haberiniz var mı bilmiyorum! Eski milletvekili lojmanlarının arazisi TOKİ (toplu konut idaresi) ye devredildi ve yıkım kararı alındı. Yerine yapılacak binalar (sanırsam ultra lüks bir site) için yıkım da çoktan başladı.
Fakat, beklenen oldu tabiki ve Behruz Çinici TOKİ nin karşısına sert bir kaya gibi çıkıverdi..
Geçtigimiz yıllar içerisinde çalıştığım binada, sonradan yapılan odalara pencere açılmasına (penceresi olmayan odada florasan ışıkta çalışan arkadaşlarım var malesef) bile karşı çıkan Çinici, elbet binalarının yıkılmasına da karşı çıktı.
Bana göre bir pencere açmak, zaman içerisinde kullanım özellikleri değişen binaya yeniden hayat vermek anlamına gelirken, karşı taraf için mimari bütünlüğü bozmak idi… Behruz Çinici için ömrü 30 seneye bulmuş bu binanın dış cephesinde yeni pencerelerin olması, binanın içinde yaşayan insanların yaşam koşullarından daha önemli idi…
İşte bu noktada, mimarlık (her zaman saygı duyduğum bir meslek olsa da) insan için olmaktan öteye geçivermişti. Artık insanları binalara göre ayarlamamız/degiştirmemiz gerekiyordu… binaları insanlara göre şekillendirmemiz degil (ki mimarlığın asıl temeli bu olmalıydı)
Bu olay bana çok beğendigim bir sosyoloji kitabında okuduğum ”akılcılığın akıldışılığı” diye bir tanımı hatırlattı (malesef yazarı hatırlamıyorum)..
PS: Bu konudaki düşüncelerini benimle paylaşan (keyifle tartıştığımız) sevgili mimar arkadaşım Günseli ye teşekkür etmek istiyorum.
