Bir garip ülke
Her zaman yanlış yöne bakıyoruz.. ya da benim baktığım yön çoğunluğun (medyanın) baktığı yön olmuyor hiçbir zaman!
En son 99 depreminden sonra hissetmiştim bu duyguyu, onca acıyı yaşayıp, onca insanı kaybettikten sonra (inşaat çı yanım) artık binaların deprem dayanımına daha çok önem veririz derken; herkes (ama herkes) zemine kafayı takıvermişti. İstanbul un zemin haritalarına göre emlak fiyatları çalkalanır olmuştu. Şüphesiz zemin yapısı da önemli, ama depreme dayanıklı binalar yapmaktansa, deprem odası, yatağı, otu.. vs yapıvermek bu ülkede olur ancak işlerdendi.
Son dönemin haber başlıklarına bakıyorum da, çocuk pornografisinde suçlu (bununla tatmin olan o igrenç zihniyet degil de) internet kafeler oldu, ya da kanlı bir cinayetin geçmişi, bağırarak geliyorum deyişi sorgulanmazken, kafaya takılan ölenin ardından okunan fatiha oluverdi. Sonunda tanrı da ayırımcılığın keskin kılıcı altında kalıverdi!
Aslında şaşırmamak lazım, bu ülke degil miydi olmayan karakterler yaratıp okendi suçunu onlara yükleyen… Marketteki süte zam geldi; kahrolsun enflasyon canavarı. Bayram yolunda 154 kişi öldü; trafik canavarı iş başındaydı..
Düşünüyorum da, onca canavar arasında tek tutunamayan malesef van gölü canavarı oldu. Oysaki en zararsızı da o idi…
