Lifelog of Musa Yılmaz

Can ın satırları..

17 yaşında, belinde silah, cebinde 1 lira…

önce namaz kıldı, sonra namluyu kendisi gibi düşünmeyene çevirdi..

profile bak, çok tanıdık degil mi?

“münferit bir eylem” nutukları henüz başlamadı, ama “dış mihraklar” çoktan başladı..

rte “kanlı ellere gereken cevap verilecek” demiş… çok geç be recep! çok geç..

Gözlerimizin önünde minnacık bir haber daha var..

“İstanbul Valisi Muammer Güler, Vali Yardımcılarından Ergun Güngör’ün makamında Hrant Dink’e uyarılarda bulunan kişinin istihbaratçı olduğunu açıkladı.”

Uyarı için seçilen mekan çok ilginç, uyarmaları nezaketlerinin göstergesi elbet ama nedense(!) benim aklıma sevgili Can Dündar ın susurluk u anlattığı Ergenekon isimli muhteşem kitabı geliverdi..

Sevgili Can ın yüreginden dünkü güncesine inanılmaz güzel satırlar akıvermiş.. bir kısmını paylaşmak istedim;

“Bu köşede ahkam kesmediğimi bilirsiniz; ama şimdi yazacaklarımı ateşten bir mühür gibi yüreğinize kazımanızı rica ediyorum:
Milletler birbirine düşman olmaz.
Tersine milletler birbirine dosttur; o sayede Osmanlı, 700 yıl 77 milleti kardeşçe bir arada yaşatabilmiştir.
Kör bağnazlık, din fanatizmi, ırkçı milliyetçilik virüsü yayılınca başlamıştır kin, garez, düşmanlık…
Milletler birbirine düşürülmek istenmiştir.
Türkiye halkları nadiren bu oyuna gelmiştir:
Mesela 1915’te…
6-7 Eylül’de…
Madımak’ta…
Ama çoğunluk, çoğu zaman komşusunu kardeş bilmiş, ona kol kanat germiştir.
1915’te Fransız’la birlikte yaşadıkları toprakların işgaline destek olanlar bu ülkenin Ermeni yurttaşlarıydı…
Onları bir gecede çoluk çocuk, suçlu suçsuz ayırt etmeden, evlerini barklarını terke zorlayıp tehcire yollayan, bu ülkenin İttihatçı yöneticileriydi.
Onları yolda bebekleriyle birlikte süngüleyen kalleş çeteciler de bu ülkenin Türk, Kürt yurttaşlarıydı…
Burada “Ermeniler dosttu, Kürtler düşmandı, Türkler zalimdi” genellemeleri yapamayız, yapmamalıyız.
Ancak ırkçı faşistler, milletleri topyekün dost ya da düşman ilan ederler.
Biz, ihanet eden Ermenilere karşı, yanımızda olan, evimize sığınan  Ermenilerin kardeşiyiz.
Biz, onları göçe zorlayan İttihatçıların değil, onlara göç yolunda su veren, çocuklarını evinde gizleyen Türklerin, Kürtlerin torunu olmakla gururlanırız.
Biz, onları göç yolunda katledip mallarına el koyanların değil, acısını hala yüreğinde duyanların soyundan geliyoruz.
Kardeşliğimiz, soy, ırk, din, mezhep temelinden gelmiyor; kardeşliğimiz, insanlık ortak paydasından geliyor; kardeşliğimiz vicdan sızlamasından, can yanmasından, gözyaşından geliyor.
O sayededir ki ASALA tarafından şehit edilen diplomatlarımız ve Hrant Dink için aynı anda ağıt yakabiliyoruz.
Bizler, yani vicdan sahibi Türkler, Kürtler, Ermeniler, Aleviler, Sünniler, Süryaniler; vicdansız Türklere, Kürtlere, Ermenilere, Alevilere, Sünnilere, Süryanilere karşıyız.
Kavga, bu ikisinin kavgasıdır.
Yalvarırım bunu aklınızdan çıkarmayın.
Bunu aklından çıkaran ulusların sonunu görmek isteyenler, Bağdat’a, Beyrut’a baksınlar; ne demek istediğimi anlasınlar.”

January 21, 2007   1 Comment

Son final

Dün, 20 ocak… son finalime girdim (inşallah)..

Çalışmak öyle zor geldi ki.. sebep yılların getirdigi bir ders yılgınlığı, bu dersi almama sebep olan olaylar zincirinin saçmalığı (doktora yeterlilik denen o akıldışı sınav) ve aklımda dolanıp duran bitirmem gereken işlerin bitmeyen ağırlığı idi!

Cuma gecesi %40 (belki daha az) verimle çalışırken, greys in son bölümünü de izledim, saat 2 de başlayan fırtınanın savurduğu yaprakları da.

Bu arada Greys Anatomy, altın küre ödüllerinde en iyi dizi (best drama) ödülünü almış; hem bekliyordum (muhteşem bir 2. sezon sonu vardı çünkü) hem de beklemiyordum (malum rakipleri çok sıkı idi).

Dün, 20 ocak, Neşe(m)’in doğumgünü idi.. kıtaları ve okyanusu aşan kutlama trafiğinde saat farkı onu uykusuz bırakmış olsa da, sesi keyifli geliyordu. Nice yıllara can kızım; keyifle, neşeyle ve sağlıkla!

Yoğun bir hafta geçirdim.. Sevgili Deniz ve Günseli nin yeni ve sıcacık bir evleri oldu geçtigimiz salı. Güle güle ve keyifle oturun kızlar!

Onlar ile birlikte, ankara da hizmet sektörünün hiç de ucuz olmadığını keşfettik bu hafta. Ev için boyacı, elektrikçi, camcı .. vs ararken hem duydugumuz fiyatlar ile şaşırdık (yarım milyara sadece balkon camı lastiklkerini degiştiriyorlardı), hem de bol bol eğlendik;

Balkon kapama uzman yardımcısı: “eşinize selamlar musa bey”

Ben: “???!!@!?  …”

Dün gece şehrin sevdigim (ama bir süredir sevgili belediye başkanımızın başlattığı anlamsız kavaklıdere kavşağı çalışmalarından dolayı gidemediğim) semtlerinde idim.

NewCastle-Çevre de hem servis çok iyiydi (adamlar ankara nın en hızlı garsonları olmalı), hem de müzikler muhteşemdi (Frank Sinatra lı bir playlist elbette beni mest etti).. GOP-starbucks ın önünde ise yine 2. sıra araç parkı oluşmaya başlamıştı (deynekçi amca da devletin yolundan park ücreti almaya devam ediyordu).

Sohbeti bol keyifli bir akşamdı… ama dün gece gözlerim Erdem i çoook aradı!   

January 21, 2007   3 Comments