Lifelog of Musa Yılmaz

Ahora quien

Bir Anthony ve Lopez düeti olan No me Ames i bulduğum albümde, daha ilk dinleyişte bayıldığım bir şarkı daha keşfettim.. Ahora Quien.. now who.. şimdi kim?

Çok klişe belki ama.. müzik evrenseldir derler ya.. işte bu şarkıyı (ispanyolca sözlerini anlamadan) dinledigimde hissettigim duyguları, sözlerin ingilizce çevirisinde okurken bulunca çok da şaşırmadım! Belki ispanyolcanın akdeniz kokulu tınısından, belki Anthony nin içten yorumundan… belkide aşkın gerçekten dilinin olmamasından!  

“Who are your arms going to deceive now
Who are your lips going to tell lies to now
To whom are you going to say “I love you” now
And later in the silence you will give your body
You will spend the time on the pillow
A thousand hours will pass in your gaze
Only they will spend the life loving you
Now whom?

And who’s gonna write poems and letters to you
And who’s gonna tell you his fears and faults
Who are you gonna let sleep on your back
And later in the silence to whom will you say “I love you”
Whose breath will you stop on your face
Who will lose his way on your gaze
And who’ll forget his life while loving you
Now whom?

And now whom? If it’s not me
I look at myself in the mirror and I feel stupid, ilogical
And then I imagine you giving away the scent of your skin,
Your kisses, your eternal smile and even your soul in a kiss
The soul’s in a kiss
And the kiss that could be is in my soul

Who are you gonna leave your aroma in the bed to?
Who’s gonna be left with the memory tomorrow?
To whom will the hours calmly pass?
And then in the silence he’ll want your body
Time will stop in whose face
Who’ll spend a thousand hours on the window?
Whose voice will come to an end calling you?
Now whom?
Now whom?

And now whom? If it’s not me
I look at myself in the mirror and I feel stupid, ilogical
And then I imagine you giving away the scent of your skin,
Your kisses, your eternal smile and even your soul in a kiss
The soul’s in a kiss
And the kiss that could be is in my soul”

December 8, 2006   Comments Off

Quickchina da gol atmak!

Quickchina da bir akşam yemeği yenmektedir.. yemekler enfes, sohbet koyudur ama doğa çağırmaktadır… masadaki eşsiz lezzetlerden bir süreligine ayrılan adam, yüzünde hain bir gülümseme ile geri döner… ve “çok ama çok gol attım” der!

Quickchina da gol atmak!

Sanırsam başlık ve fotoğraf yeterli…

Fotograf geçtigimiz cuma akşamından kalma.. sevgili Erdem mor rengindeki (pek bi şuh sormayın) memory stick ini bugün masamda unutunca (tamam düşürünce) elime geçirebildim.

Tüm merak edenlere itaf olunur… Resim için canım Erdem e teşekkür ediyorum!

Video mu? Tövbe tövbe.. :)

December 8, 2006   1 Comment

Nobel günü..

Orhan Pamuk bugün nobel edebiyat ödülünü alıyor.. tarihte bir türk ilk defa nobel alıyor.. akademik yanım birgün bu odülü bilim ile de alabilmeyi diliyor.. yazı yazmaya ve okumaya tutkun yanım ise düşler kuruyor.

Dün inanılmaz güzel bir konuşma yapmış Orhan Pamuk İsveç Akademisi’nde.. daha önce söyledigi gibi kendi dilinde .. Türkçe..  ve bu oldukça uzun konuşmada neden? sorusuna harika bir cevap vermiş;

“Ben, ötekiler, hepimiz, bizler İstanbul’da, Türkiye’de nasıl bir hayat yaşadık, yaşıyoruz, bütün dünya bilsin diye yazıyorum. Kağıdın, kalemin, mürekkebin kokusunu sevdiğim için yazıyorum. Edebiyata, roman sanatına her şeyden çok inandığım için yazıyorum. Bir alışkanlık ve tutku olduğu için yazıyorum. Unutulmaktan korktuğum için yazıyorum. Getirdiği ün ve ilgiden hoşlandığım için yazıyorum. Yalnız kalmak için yazıyorum. Hepinize, herkese neden o kadar çok çok kızdığımı belki anlarım diye yazıyorum. Okunmaktan hoşlandığım için yazıyorum. Bir kere başladığım şu romanı, bu yazıyı, şu sayfayı artık bitireyim diye yazıyorum. Herkes benden bunu bekliyor diye yazıyorum. Kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarımın raflarda duruşuna çocukça inandığım için yazıyorum. Hayat, dünya, her şey inanılmayacak kadar güzel ve şaşırtıcı olduğu için yazıyorum. Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum. Hikâye anlatmak için değil, hikâye kurmak için yazıyorum. Hep gidilecek bir yer varmış ve oraya tıpkı bir rüyadaki gibi bir türlü gidemiyormuşum duygusundan kurtulmak için yazıyorum. Bir türlü mutlu olamadığım için yazıyorum. Mutlu olmak için yazıyorum.”

Yıllarca bu soruya cevap arayıpta bulamamış bir filozof gibi mutlu oldum bu satırları okurken, teşekkür ediyorum!

Bugünkü törene muhtemelen çok sayıda Türk katılacak, ama benim gözlerim İsveç Akademisi tarafından törene davet edilen (davetiye de ismi altın yaldızlar ile yazılan) sevgili Alevgül ü arayacak.

December 8, 2006   Comments Off