Lifelog of Musa Yılmaz

Cebimdeki kurbağa!

Sonunda cebimde taşıyabileceğim bir kurbağam oldu.. Erdem elinde bir dolu (ama hepsi böyle yeşil yeşil) çıkartma ile kapıma dayanınca sevinmiştim önce; sonra asıl niyetini açıklayınca çetin bir mücadele başladı aramızda.. sonuç mu? resimde görüldüğü üzere kaybettim!

Artık elimi her telefonuma attığımda sevebileceğim, başta bana kuybalı oyuncaklar alma işini başlatan pirenses İpek ve sonra bu işe telefonumu bulaştıracak kadar azimli asker Erdem olmak üzere iki canımı hatırlayacağım; sinsi bakışlı, şakacı suratlı, tam da zıplamış ve düşmek üzere olan bir kuybam var … hani derler ya “ölsem de gam yemem artık” diye! 

December 7, 2006   4 Comments

Tepenyaki ve Haller

Yazamadım bir süre.. bu sayfanın amacı “hayatı tek düzeliginden çıkartıp paylaşmak” olsa da, hayatın (ve tezin..) koşturmacaları arasında elim klavyeme gitmedi ve anlatacaklarım birikiverdi. Bu sebeple böyle bir başlık açıverdim.

Önce Quickchina dan başlayım.. Ankara nın bana göre en güzel restoranı 10. yaşını doldurmuş.. doğum günün kutlu olsun ve bunca zamandır damağıma kattığın enfes lezzetlerden dolayı teşekkür ediyorum sana!  

Geçtiğimiz cuma akşamının bir bölümünü canım arkadaşlarım ile birlikte Quickchina da, Tepenyaki denilen ızgara nın başında geçirdik.. sushi olmayan bir akşamdı ama tattığım lezzetler inanılmaz güzeldi… muhteşem bir mekan, harika yemekler, tadına doyulmaz bir şarap ve şaraptan daha yıllanmış sevdiklerim… 

Asker uğurlaması için toplanmış olsakta, bu akşama azıcık (ama azıcık) hüzün katsa da, resimdeki koltuklarda geçen keyifli bir yemek oluverdi.

Tepenyaki

Haftasonumun ikinci durağı Eskişehir idi.. cumartesi ögleden sonrasında gözlerimin ve kalbimin hep aradığı iki sevdiğim insanın yanına uzanıverdim.. Eskişehir yolunun olmaz ise olmazı olan nilüfer taşıdı beni: ankara dan daha soğuk bu şehire.. iyiki de taşıdı!

Pazar günü sokakları herdaim cıvıl cıvıl olan şehri arşınlarken, kolumdan tutup beni “Haller” e çekiverdiler.. Bir zamanlar balık hali olan, şimdi ise minik mağzaları, kafe ve tiyatrosu ile capcanlı bir mekan haline gelmiş olan haller gençlik merkezinde idim. Yolunuz düşerse eger, mutlaka görülmeye değer bir yer. Daha içeri adım atar atmaz içinizi ısıtan bir havası var.

Pazar gecesi ankara ya dönerken, çevreyolu çıkışından önceki tepeyi bekledim yine.. hani hafif bir viraj ile minik bir tepeden aşağı doğru inerken şehrin ışıklarının başladığı yerde “geldim” dedim içimden!

December 7, 2006   No Comments