Lifelog of Musa Yılmaz

Posts from — November 2006

bir kalp diliyorum

Tanrıdan bir kalp diliyorum bu gece.. uzaklarda şimdi bir hastane odasında kalbi yerine bir makina ile hayata tutunmaya çalışan sevgili Juliet için…

İncecik iplere bağlı dans eden kuklalar gibiyiz.. Daha altı ay önce birlikte dans ettigim canım kuzenim şimdi yaşamın kıyısında dolaşıyor.

Tanrım bir kalp bul o’na.. lütfen!

November 17, 2006   No Comments

Efsane Geri Döndü..

Tarih 17 Kasım 2006 ve bugün Playstation 3 amerika kıtasında satışa çıkıyor..  Biliyorum şu saatte yeni dünya nın çoğunluğu gece karanlığının altında ve 17 Kasım a gireli çok olmadı.. ama PS3 satışı günün ilk saniyesi ile başladı.

San Francisco dan ilk gün manzaraları

Sıranın başındaki adam 3 gün boyunca uyumadığını söylemiş.. #!@

PS2 nin muhteşem reklam sloganını hatırlıyor musunuz? Ben bayılırdım.. “oyun mu oynadığını sanıyorsun?”…

November 17, 2006   2 Comments

Binbir Gece ve İstanbul

Az önce izledim “ahlaksız teklif” dizisini.. Namı diger.. Binbir Gece yi. Bu saatte olmaz demeyin, internet sağolsun! Kaydedip rapid e yükleyenlere teşekkür ederim.

İnanılmaz güzel İstanbul görüntüleri var dizide: hem de havadan çekilmiş gece görüntüleri.. muhteşem!

Aklıma yıllar önce okuduğum bir haber geliverdi; Lufthansa pilotları arasında anket yapılmış ve “Gökyüzünden Gece En Güzel Görünen Şehir” seçilmiş sevgili İstanbul.. (Paris ten bile güzel yani) doğru söze daha ne denebilirki..

Özellikle gece ışıl ışıl olan Galata Kulesini görmek, o’nun haliç ile olan ışıklı dansını izlemek.. dizinin Binbir Gece Masalları’ndan alınma havasına can katıyor adeta.

Ahlaksız Teklif… konusu ise başka bir yazıya.. henüz 2. bölümü izleyemedim.

November 16, 2006   No Comments

Mtv türkiye ve Sezen Aksu

Yıllar önce kurmayı düşledigim kanal sonunda başkalarının elinde hayat buldu … Aslında bastırıp parayı isim hakkını aldıktan sonra o kadar da zor bir iş degil.. Malum kapitalizmin en güzel keşfi olan “franchising” ile artık BigMac herkesin midesinde, Mtv ekranında.

Benim Mtv hayalleri kurduğum senelerde Mtv müzik kanalı idi… Şimdi cidden merak ediyorum bir gün boyunca kaç video yayınlıyorlar. Kabul ediyorum çok canlı ve eglenceli programlar var, ama sabahtan akşama kadar süren show lar arasında kaç şarkı duyabiliyorsunuz ki..

Aynı paralellikte giden Mtv türkiye de sabahtan akşama kadar binbir çeşit reality show ile gözlerimizi dolduruyor.. tek farkı bizdeki türkçe altyazı..

Bugün okuduğum habere göre, Mtv türkiye de Sezen Aksu video ları olmayacakmış! Sebep sezen çok yaşlı imiş… İnanabiliyor musunuz?

Mustafa Sandal görsel açıdan yetersiz (o kadar da vucut çalışmıştı oysaki, adam her video da gögüs göstermekten yoruldu), Serdar Ortaç ise müzikal açıdan vasatmış (Türkiye nin beste kralı oluyor kendileri)… Tarkan yaş sınırını geçmiş ama millet onu genç sanıyormuş..

#%!.. bunun gibi bir dünya saçmalık.

Ne denebilir ki… O kadar özel tv kanalı var, kimse çıkıpta Esra Güvenkaya hanıma anlatamadı mı? “avrupanın tv mantığı türkiye de satmadı, satmaz” diye… 

November 16, 2006   No Comments

Özlemek

Kaç kişiyi özlüyorsun..
Su anda..
Keske yanında olsaydım dedigin kaç insan var hayatında..
bir, iki, bes.. ya da on…
Ablan, arkadasın, dostun, sevgilin..
Hayat nehri kaç kisiyi aldı yanından..
sürükledi uzaklara!
Mektup, telefon.. ya da eposta?
Kaçı tatmin edebildi seni!
Her telefonu kapatışta aklına söyleyemediklerin gelmedi mi?
Ya da alt alta dizilen satırlar anlatabildi mi seni yeterince?
eksik kalan neydi..
neden her zaman söylenemeyen birseyler kalıyordu?
kulagına fısıldayamamak, yüzündeki kıpırtıları izleyememek miydi seni mutsuz kılan…
Neden insan tüm sevdiklerini bir arada tutamıyordu?
Neden onları masallardaki gibi küçültüp…
sonra cebinde diledigin her yere taşıyamıyordun? 
özlemek, neden içinde bencilliği de taşıyordu?

November 16, 2006   No Comments

Alışveriş tapınakları?

Sevgili Can Dündar yazmıştı: “tüketim tanrısının kutsal tapınakları” diye (eger yanlış hatırlamıyorsam)…

Dünyayı saran kuzey amerika tüketim kültürünün ürünü ışıltılı, canlı ve renkli alışveriş merkezlerimizden bahsediyordu. McDonalds nasıl her köşede bir şube açıyor ise (dünya ortalaması her gün 1 şube), bu tapınaklarda aynen öyle yanıbaşınızda birer birer yükseliyorlar.

Sonrasında ise mıknatıs gibi insanları kendisine çekiveriyor.. sırf bir gömlek, ya da bir ayakkabı almak için degil ama… yaşamak için çekiveriyorlar bizi.. çünkü artık sloganları da degişti, “yaşam merkezi”.. “soluk aldıgınız yer”.. önceden yaşamıyorduk ya biz, hani eski hayatımız anlamsız, renksiz ve sıfatsız idi ya.. şimdi artık doya doya hayatımızı yaşayabilecegimiz (tüketebilecegimiz) mekanlarımız var!

Nasıl bir BigMac açlıgımızı gidermenin kolay ve (kısmen) acısız yolu ise, yaşam merkezleri de zamanı kolayca, rahatca ve keyifle tüketebilmemizi sağlıyor. “Sevgilimizle dolaşmak için, ya da çoçugunuzu gezdirmek için içeride her türlü eglence var! O zaman dışarıda neden vakit harcayayım…” diye düşünüveriyor insan ve atıyor adımını tapınaktan içeri.. Sonrası kendiliginden geliyor zaten; biraz yemek, biraz sinema.. biraz da vitrin bakmaca… saat akıyor ama etraf öyle ışıl ışıl ki zamanın nasıl geçtigini bile anlamıyor insan.

Öyle çok konuşuldu ki, İstanbul Kanyon .. mimarisinden Türkiye de olmayan markalarına kadar… sonuç 1-2 milyon ziyaretçi.. peki kaçı alışveriş yapabildi bu magzalardan: % 5 bile iyi bir tahmindir eminim. O da Türkiye nin en kaymak tabakası.. Diğer tapınaklar için de durum pek farklı degil eminim, tv camından ışıltılı hayatları izleyen ülkem, vitrin camlarından yine ulaşamadıklarını izliyor.

Anlayamadığım.. bu zamanın birazını bile okumaya, düşünmeye ya da üretmeye ayıramayışımız; sadece tüketim odaklı yaşama itiraz ediyorum, tüketimin tapınaklarına degil!

November 15, 2006   3 Comments

İyiki doğdunuz!

Bugün çok sevdigim iki insanın doğum günü…

Canım ablam, Ayşegül ün.. bunca senedir tüm kaprislerimi çeken, benim biricik süslü dünyalar güzeli ablacığım.. Canım benim, hasta idi bugün ve yatakta ilaçlar ile geçirdi doğumgünü nü.. Nice yıllara bitanem, seni çok seviyorum!

Teyzelerin bir tanesi, öz değil ama o kadar yakın, sevgili Neşe teyzemin de doğumgünü bugün.. yıllar geçtikçe neşesinden enerjisinden hiçbirşey kaybetmeyen, sözleri kılıç gibi keskin, kalbi altından bir hanımefendi. Ellerinden sevgi ve hürmetle öpüyorum. nice yılları dilerim hep birlikte deviririz.

November 15, 2006   No Comments

Hande konuşmuş…

Hande Ataizi; görüntüde nefesinizi kesecek kadar güzel, aklınızı başınızdan alıp götürecek kadar çekici bir kadın. Eminim pek çok erkegin fantezilerini süsleyen bir kadın..

Bir de konuşmasa!

Hani şu yolda rastladığınız süper hatunlar vardır ya.. vucut o biçim süper, kıyafetler baştan aşağı marka ve son moda.. saçlar desen kuaför den az önce çıkmış gibi.. Tıpkı şampuan reklamlarında olduğu gibi agzınız açık kalıp bakıveriyorsunuz (kimse itiraz etmesin, benim sevgilim var bakmam diye..) Sonra bu hatun (tanrıça) bir arkadaşına rastlar ya da zaten yanındadır (arkadaş ta kendi gibidir ve siz hangisi daha bi güzel diye düşünürken).. ve korkunç birşey yaparlar..

Konuşurlar..

Hani sizi düşünmeye iten bir konuşmadır bu; IQ nun alt limiti kaç acaba? Çok fön çektirmek beyin ücrelerini öldürüyor mu? ya da Calvin Clein jean ler vucudu çok sıkarak beyine kan gitmesini gerçekten etkiliyor mu? diye..

Tanrıça göklerdeki sarayından yere inmiştir.. sıradan (ve hatta vasat) bir kadındır artık..

İşte Hande de durum tamamen aynı.. keşke konuşmasa, susup sadece gülümsese.. degil mi?

Habere göre söz ciddi ama “hayatın anlamı seyahat ve sex..!”, daha ne denebilir ki.. mesela: benim de senin gibi bir sevgilim ve bol param (ilki için ikincisi şart sanırsam) olsa, benim de aklıma başka birşey gelmezdi… ; Roma da sex, Londra da sex, New York ta sex …. 

November 14, 2006   No Comments