Posts from — November 2006
Sahte sanal arkadaşlar
Bakın bu harika bir fikir..
Tamam Türkiye de sosyal network siteleri pek de popüler degil, jonca gibi arkadaşlık siteleri dışında orkut, myspace ya da facebook gibi “sosyalleşme” platformlarına üye olan kimsecikler ile henüz tanışamadım belki.. ama fikir yine de güzel.
hiç dolaştınız mı bilmem, ben bir ara meraktan myspace i turlamıştım.. ne olduğunu anlamaya çalışırken ilk gözüme çarpan kişisel sayfalarda (özel olmayan tabiki) yanda yeralan “arkadaşlar” sutunu olmuştu. Sonradan ögrendigim ise, msn listenize ekler gibi, insanların onay verdikçe sizin arkadaş listenize eklendiği..
Tabiki bu liste resimli bir liste.. ve resimleri görür görmez (önyargılar ile malesef) yorum yapmaya başlamıştım! “bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyim”… demişler malum.
gelelim “fake my space dot com” a.. İşlem çok basit.. önce aşagıda örnek olarak sayfalarından izinsiz kestigim sahte arkadaşlar dan seçiyor…
(Resimler müthiş degil mi… hangi insan kendini tanıtmak için poposunun resmini seçer sanki!)
sonra bunları listenizde tutmak için ay başına 1 dolarcık ödüyor… ama asıl haftada 2 sefer istediginiz konuda sizin sayfanıza yorum yazmalarını da sağlıyorsunuz!
Hani konuda mı?
“hayatım dün gece müthiştin.. ben4 ten sonra saymayı bıraktım.. sahi kaç olmuştu”
November 30, 2006 No Comments
Stadyumun tepesi
ODTÜ de en sevdigim yer.. stadyumun tepesi.. bazen özellikle gittigim, yolumu degiştirdigim.. geçiyorsam mutlaka durup etrafı izledigim benim mutlu tepecigim!
En son salı gecesi uğradım oraya.. içimi titreten soğuk havaya inat birkaç dakika okulun ışıklarını izledim.. orman karşıdaki tepenin sırtını aşıyor gibi dursada, tepenin ardında şehrin ışıkları da parlıyordu … şehir okulun surlarına çoktan dayanmıştı.
Gecenin yarısı titrerken orada.. tepede.. orada ağlarken bulduğum minik kız geliverdi aklıma.. okuldaki her köşeye bakmayı düşünürken.. ilk aklıma gelen yerde.. orada… buluvermiştim onu.
Belki biraz da bu yüzden seviyorum; benim mutlu tepeciğimi… Orada zamanın ötesinde durup bakabiliyorum; hem geçmişe hem de geleceğe!
November 30, 2006 1 Comment
Its a MacBook!
Evet… bu yaziyi su anda turkce karakterleri calismayan bir MacBook uzerinde yaziyorum…
Aman tanrim diyebiliyorum simdilik… tek kelime ile mutesem.. ona dokunuyorum, onu seviyorum… ve ona tapiyorum…
Muhtesem guzel ve ince… her ayrintisi ozenle dusunulmus.. tek bir parcasi bile yuzlerce sefer dusunulmeden tasarlanmamis..
en basit ornegini vereyim hemen.. sarj adaptorunun baglantisi magnetli.. evet laptop unuzun icine sokuverdiginiz bir cubuk yok, aksine yanina getirdiginizde sip diye yapisan bir parcacik var, ne gerek var demeyin.. kabloya ayaginiz takilirsa MacBook yere dusmesin diye dusunulmus.. daha ne diyeyim ki?
Iste boyle… bu gece birlikte uyumayi dusledigim bir guzel var karsimda…
November 27, 2006 2 Comments
Casino Royale..
Bir bond filmi daha…
Cuma akşamı, yine bilkent te.. yine dayanamadıgım minik çikolata drajeleri ile.. 2.5 saatlik bir bond filmi izledim.
Taptaze bir bond vardı karşımda, Daniel Craig, pek bir ingilize benzemeyen bir mi6 ajanı, yine votka martini içiyor (yine çalkalanmadan ama karıştırılarak) du ama eski bond lardan oldukça farklı idi. Gerçi film de eskide, bond un daha yeni 00 ünvanını kazandığı dönemede geçiyordu.. belki de o yüzden henüz beyefendi olamamıştı.. Genç (o kadar da genç durmasada) ve vahşi bir bond vardı beyazperde de!
Klasik bond araçları da yoktu ortada; tamam şahane bir aston martin vardı ama, ne görünmez oluyordu ne de arkasındaki roketleri ateşleyiveriyordu. Ya da bir kalem ne fotograf makinası, ne de lazer kılıcı oluyordu. Alışılmışın dışında bir bond filmi vardı.
Hem muhteşem aston martin i o kadar az kullanıyordu ki.. Çıkan haberlere göre tonlarca para (bir kaç on milyon dolar) alıp kullandığı ford mondeo yu bile daha çok sürüyordu! Aston martini nin kaderi de 1 dakika bie sürmeyen bir kovalamaca sahnesinin sonunda taklalar atarak parçalanmak oldu zaten… Yazık oldu arabaya, içim parçalandı inanın.
Ama en farklı olan, aşk vardı bir bond filminde.. muhteşem güzel gözlere sahip Eva Green e aşık olan bir bond, düşünebiliyor musunuz? Bond kızına aşık olan bir bond! Hem de uğruna ajanlığı bırakmayı kabul eden bir bond! Ah şu kadınlar neler yaptırabiliyor insana..
Filmde en çok begendigim, como gölü çekimleri dışında, kapanış müzigi oluverdi.. eger sizde benim gibi filmin asıl sonunu bekleyenlerden iseniz dinleyebileceginiz harika bir şarkı var.. Chris Cornell den You know my name.. hani yazılar aşagıdan yukarı geçerken.. hani insanlar can haliyle salonu terk etmeye çalışırken (nedense?), hani… siz onlara inat keyifle otururken… Malesef filmin müzik albümünde olmayan bir şarkı, dinlemek isterseniz eger.. işte videosu!
Kısacası farklı bir bond filmi izledim.. ama begendim.. gerçekten begendim.. bond bu sefer direk degil ama dolaylı yoldan dünyayı kurtarıyordu belki ama.. yine de keyifli bir seyir oldu.
November 25, 2006 2 Comments
Hidroloji5 ve MacBook Pro
Tüm bir cuma gününü neye harcadığımı görmek isterseniz.. tıklayın… Seneye eylül de gerçekleşecek olan hidroloji kongresinin web sayfası. Tasarım, itiraf edeyim bana ait degil, open source web design (oswd.org) dan.. Sade degil mi? Alıp oynaması bana düştü, açıkcası CSS (cascading style sheets) ile ilk defa ugraşmıştım ama.. fena olmamış degil mi? İnanın yorumlarınız beni çok mutlu eder, iyi ve kötü fark etmez!
Haftanın en güzel haberi yine cuma geliverdi, önümüzdeki hafta kısa bir süreligine bir adet MacBook Pro ile haşır neşir olabilecegim .. Şimdiden heyecanlandım! Mac!.. hem de macbook!.. onu sevmek için şimdiden sabırsızlanıyorum! Muhtemelen OSX üzerine dual boot bir XP yükleme deneyimi yaşayacağım, söz söz.. buradan fotolar ile paylaşacağım.
Birazdan kahve yapacagım kendime.. ve grey’s anatomy nin 2. sezon 11. bölümünü izleyecegim… Dört duvar ve bir laptop ile geçen bir haftasonu daha!
November 25, 2006 No Comments
1 saatlik Vista deneyimim!
Heyecanlı bir vista deneyimi yaşıyorum şu anda.. Evet yeni sürüm bir Windows vista (ultimate edition) üzerinden yazıyorum bu satırları.. Malesef sevgili Bill amca ilk ve tek yükledigim program Firefox oldu..
Tamam sadece meraktan yükledim.. Nasıl birşey çıkacak diye yaklaşık 1 saat bekledikten sonra… inanılmaz güzel görsel bir arayüz ile karşılaştım. Bu arada kurulum öyle kolay olmuş ki.. canı sıkılan herkes Vista yı rahatlıkla kurabilir (next.. next … o kadar).
Meşhur Aero! Dillere destan görsel motor çalışıyor.. cidden çok şık.. tranparan pencereler, menüler.. havada uçuşan 3 boyutlu "switch between windows".. agzım açık kaldı ne diyeyim!
Yeni nesil windows cidden çok süslü! Ama asıl olay kullanımda bence… Her basit sorunda bile size onca alternatif sunan bir windows var artık.. "ay pardon çözemdim bir de bunu deneyelim mi?" diye soran bir asistanınız var sanki! Gerçi bir network baglantısını beceremedim ama olsun! Bu arada tüm kartlarımı tanıdı.. hiç bir sürücü yüklemeden konuşlandım ekranın başına.
Son olarak… açılış müzigi de oldukça şirin!
Ama buraya kadar.. elveda vista.. ! Ben XP ime geri dönüyorum, bu akşamlık eglence yeter bana.
November 21, 2006 2 Comments
Irkçı milliyetçilik?
Sabah sabah içimi açan, günüme renk katan bir haber daha.. mhp kongresinde tek genel başkan adayı ve şimdiki genel başkanları (tek aday var ise neden kongre yaparsınız ki?) “ırkçı milliyetçiliğe karşıyız” demiş..
Haberi okyunca demek istedigini anlıyorum, Atatürk ün milliyetçilik anlayışını anlatmaya çalışmış!
Tamam takdir ediyorum ama.. bunu söyleyenin mhp olması, insanın olaya ister istemez farklı bakmasına sebep oluyor,.. kocaman bir gülümseme ile mesela, ya da kahkahalar atarak!
November 20, 2006 No Comments
ODTÜ neden Hatemi yi alkışladı?
Bugünkü hürriyet in pazar ekinde, Türklerin konsolosluk kapılarında çektiklerine dair şahane bir yazı var.. Hatta öyle güzel bir başlangıç yapmışlar ki..
Türk vatandaşlarının eşit muamele gördüğü tek yer belki de konsolosluklar.
Aslında bu haberin trajik tarafıda bu cümlede belkide, çünkü yıllar boyu sıradan insan devlet kapısında sürünmeye, toplumun öne çıkmış kesimi ise öne geçmeye alışmıştı.. Şimdi bir yer (elçilikler) hepimize eşit ve kötü muamele ettigi için öne çıkan kesim itiraz ediyordu…
Şüphesiz haklı bir itiraz ama.. neden sadece bir kesim bu ülkede sesini duyurabiliyor? Neden bireysel tepkilerimizi birleştirip, kocaman (hatta öne çıkanlarınkinden bile kocaman) bir itiraz koyamıyoruz ortaya?
Herkes ODTÜ neden Hatemi yi alkışladı diyordu geçenlerde! Bugün okuduğum ikinci haber, bana göre alkışın arkasındaki gerçeği gösteriyor..
Habere göre vize versin ya da vermesin her başvuranın parmak izini alarak, dünyanın en önde gelen parmak izi veri tabanını oluşturmaya çalışan ABD ye, İran aynı ateşle cevap vermiş.. Artık İran a giren her amerikalının parmak izleri alınacakmış… (kaç amerikalı gider demeyin, kişisel hakların ihlaline bundan güzel bir yanıt olamaz)
İşte ODTÜ bu yüzden Hatemi yi alkışladı; sevgili başbakanımız gibi amerikanın kapısında ezilmedigi için, (yönetim şekli ne olursa olsun) global köyün şımarık bekçisine baş kaldırabilen bir ülkeden geldigi için alkışladı!
November 19, 2006 No Comments
