Rabbim gez dedi!
Bugün akşam sakin sakin hazırlandım, malzemelerimi topladım, dinleyecegim şarkıları mp3 çalarıma attım, çantamı yüklendim, kapımdaki oku “sports” a çevirdim ve spor salonunun yolunu tutmak üzereydim.. fakat yolculugum binanın ana kapısında son buldu.. ankara da sessiz bir yagmur vardı ve benim canım sadece spor yapmak istiyordu, ıslanmak degil!
Tezi ile uğraşan biri olarak, bu olayı iyiye yordum ve kendi kendime “bak yukarıdan birisi sana otur çalış diyor” dedim.. Söz dinledim ve odama geri dönüp bilgisayarımı açtım. Yağmur devam ederken dünyanın bir ucunda yaşayan “baltanecik, bitanecik, nartanecik, canım” arkadaşım İpek ten bu yazının başlığını taşıyan habere dair mesaj aldım, benim daha önce cüppeli hoca nın tatil maceralarına dair yazdığım yazıya atıfta bulunarak bu haberi bana iletiyordu.
Haberi okumadıysanız eger ben hemen özetleyeyim, sevgili hoca mız demiş ki… (madem gezdik bir kılıf bulacagız elbet) “rabbim gez gör dünyayı tanı, ama müslüman müslüman gez” …. İlk önce kaldırıp başımı yukarı baktım, sadece emin olmak istedim, aynı rab dan mı bahsediyorduk bu akşam diye… Eger öyleyse benimkisi neden bana otur oturdugun yerde derken, bu sakallı, cüppeli adama gez toz hayatını yaşa diyordu… Benim eksigim ama onun fazlası olan neydi? Tamam arabam bile yoktu, spora gidememiş kalıvermiştim, oysa hoca nın acarkent te 125bin $ lık sudan ucuz hatta kelepir evi vardı… Ben bekar bekar dolaşırken, hoca hanım üzerine hanım alıveriyordu (malum adama göre evlenmek 15 saniye boşanmak 3 kelime).. Bir de bu site günde 3-5 kişi tarafından ancak okunurken, hocanın engin bilgili, ultra zeki, hepsi hafız, kendi gibi sakallı ve cüppeli bir cemaati vardı, ve bu cemaat hala inatla onun her dedigine inanıyor ve “hoca ne yaparsa yapsın dogruyu, hak yolunda olanı yapar” demekteydi…
Merak ettigim bir diger husus, rabbim bana “spora gitme çalış” derken yagmuru aracı olarak kullanırken, hoca ya nasıl “gez toz” demişti… evindeki plazma tv deki tatil kanalı vasıtası ile mi, yoksa hanımın çok ihtyaç duydugu ama Türkiye de bulunmayan (16bin $ kadar pahalı olmayıp, sudan ucuz sadece 5bin $ olan) saati almanın getirdigi bir gereklilikle mi, yoksa Malta da jet-ski yapmanın kirlenmemiş bedenine iyi gelecegine dair gördügü rüya ile mi bunu iletmişti. Kimbilir belki de sokakta dolaşırken kulagına fısıldadı, “git, hoca…! insanlara müslüman müslüman nasıl gezilecegini göster” deyiverdi… Hoca da iyi bir kul olmanın getirdigi tüm o yükümlülük ve sorumluluk ile bunu “dişinden tırnagından arttırdıklarından ve babasından kalanlar” ile gerçekleştirmek zorunda kalıverdi… cemaat hisselerine tövbe dokunmadı..
Tüm bu haberlerin en acı tarafı, şüphesiz körü körüne inanan, olanı biteni sorgulamayan, düşünmeyen insanların var olması, olabilmesi.. Hocaları bu kadar meşhur(!) olduktan sonra, bu adamı dinleyip evindeki yatağı atan insan(?)ların hala yerde oturmalarına ve hocanın lüks ve sefaat hayatına itiraz etmemelerine… sadece acıyorum!
