Posts from — September 2006
wien – vienna – viyana
12 – 15 Eylül 2006
Şehrin kalbi olan kilise…

her ne kadar dini binalar ilgimi öyle derinden çekmese de, içine de göz atabildim, biraz hızlı oldu ama..

September 29, 2006 Comments Off
Protege moi
2006 Rock’nCoke ın en meşhur isimlerinden biri idi Placebo. (Sıkı bir rocker degilim ama ben de rock ın kola şişesine sığmayacagına inanıyorum) Benim tanışmam ise çok da eskiye dayanmıyor, hatta biraz da garip belkide. ilk defa internet te dolanan “protege moi” video sunu izlemiştim. Sanırsam izledigim en erotik, hayır pornografik, video bu şarkıya aitti, izlemeyenlere (18 yaşından büyüklere tabiki) tavsiye ediyorum.
Şarkının asıl güzelligi, malesef böyle bir video nun gölgesinde kalmış. Müzigi inanılmaz güzel, ama asıl olan sözleri bana göre. Geçtigimiz günlerde İngilizce versiyonunu dinleyince sözlerini ögrenebildim…
It’s the disease of the age
It’s the disease that we crave
Alone at the end of the rave
We catch the last bus home
Corporate America wakes
Coffee republic and cakes
We open the latch on the gate
Of the hole that we call our home
Protect me from what I want…
Protect me protect me
Maybe we’re victims of fate
Remember when we’d celebrate
We’d drink and get high until late
And now we’re all alone
Wedding bells ain’t gonna chime
With both of us guilty of crime
And both of us sentenced to time
And now we’re all alone
Protect me from what I want…
Protect me protect me
Çarpıcı degil mi? Kaybolmuş bir kuşagın, ben buradayım çıglığı gibi aslında… Başak bir kuşak diyerek aramıza yılların yaş farkını eklemek istemiyorum. Bende içinde bol alkol ve eglence bulunan uzun geceler yaşadım, ama uyuşturucu hiç kullanmadım ve asla evime “ev dedigimiz kovuk” demedim. (bir hobbit kovuk u olmasını istedim ama!) Gecenin sonunda evime dönerken de “tamamen yalnız” hissetmedim belki, ama aynı ben bütün bunları yaşarken üniversiteye gidiyordu.
Bana göre bir kuşagın böyle hissetmesinin en büyük sebebi hayatın tüm zevk ve acılarını biranda tüketme çabalarından geliyor. Üniversiteye ilk geldigimde lisede çok masum kaldığımı keşfetmiştim. En başta güzel türkçemdeki onca küfürü ODTÜ yurtlarında ögrenmiştim (8. yurt ve elektrik kesintileri). Kullanmayı hala sevmedigim bu kelimeleri şimdi sokakta daha ilkokulu yeni bitirmiş çocuklardan duyuyorum. Bütün bunlara medya ve internet üzerinden gelen tüm o çılgın eglence, tüketim ve cinsellik kültürünü ekleyin. Sonuçta daha 15-16 yaşındayken 28 lik gibi giyinen kızlar (minik Demet Akalın lar) ve hayatı olabildigince hızlı sömürmeye çalışan bir kuşak çıkıveriyor. O yüzden belkide daha 18 bile olmadan “sıkıldım ben yaşamdan” oluveriyorlar.
Bir şarkı insanı bu kadar çok konuşturtmamalı belkide, ama müzigin güzelligi burada işte. Siz yaşamasanızda, yaşanmış o duyguları tüm kalbinizle hissetmenizi saglıyor.
September 29, 2006 Comments Off
Mesafe
Birkaç gece önce radyo kanalları arasında dolaşırken dinledim… Mesafe yi.. Arkadaki ritim mi beni çekti, yoksa sözleri mi bilmiyorum ama Serdar Ortaç’ın bu şarkısı aldı götürdü beni. Eskiye, saçlarımın daha çok olduğu, kalbimin daha hızlı çarptığı zamanlara gidiverdim.
“yüreginden yaralı bizim hikayemiz… iki sohbet aralı bizim mesafemiz…”
Aklım eskide takılıp kalıverdi sonra.. Üniversite 3. sınıfta iken çok sevdigim bir arkadaşım ile “En İyi 10″ listeleri çıkartırdık. Üzerinde en çok tartıştığımız liste, en acılı şarkılar listesi idi ve ilk sıraya, neredeyse hiç tartışmadan, “Mutsuzsun” u yerleştirmiştik. Şarkıyı dinler dinlemez içimdekileri anlattığım da şimdi dünyanın diger ucunda yaşayan aynı arkadaşım oluverdi şüphesiz.
Ayrıca, albüm kapagını aldığım resmi site nin, flash tabanlı tasarımının da oldukç başarılı olduğunu belirtmek istiyorum.
September 28, 2006 Comments Off